YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/10451
KARAR NO : 2015/33453
KARAR TARİHİ : 24.11.2015
Tebliğname No : 1 – 2014/58067
MAHKEMESİ : Tarsus 1. Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 28/11/2013
NUMARASI : 2013/24 (E) ve 2013/309 (K)
Gereği görüşülüp düşünüldü;
Yerinde görülmeyen diğer itirazların reddine, ancak;
Sanığın elindeki bıçakla katılanı adli raporlarda “boyun sol tarafta 15-20 cm lik, soldan arkaya doğru uzanan cilt cilt altı seyirli kesi olduğu, sırtta sağ toraks bölgesinde yaklaşık 10 cm lik toraksa nafiz olmayan kesi olduğu” şeklinde belirtildiği gibi boyun ve sırt tarafından kesici aletle 2 adet kesi halinde yaraladığı, tanık Halil’in sanığın olaydan önce “müştekiyi öldüreceğim” dediğini belirttiği, sanık Nurettin’in katılan ile konuşmak için yanında maket bıçağı getirdiği, sanığın önce katılanın boğazına sarıldığı, daha sonra tanığın araya girmesiyle katılanın kaçmaya başladığı, sanığın katılanı sokakta yakalayarak öldürücü bölgelerden olan boğazını bıçak ile kestiği, katılanın bağırması ve yardım istemesi ayrıca olay yerinin çarşı merkezinde olması nedeniyle sanığın kaçtığının anlaşılarak yapılan incelemede;
Sanığın özellikle katılanın boğazını hedef alarak bıçağı kullanması, katılanı boğazından ve sırtından bıçakla yaralaması, olaydan önce müştekiyi öldüreceğini söylemesi, olay yerine bıçakla gelmesi ve katılanla aralarındaki önceye dayalı husumet hususları göz önüne alındığında; sanığın eyleminin adam öldürmeye teşebbüs olduğu anlaşıldığı halde, mahkemece olaya ve dosyadaki delillere uymayan şekilde yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde sanık hakkında kasten yaralamadan hüküm verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan CMUK’nın 326/son maddesi uyarınca sanığın kazanılmış hakkı saklı tutulmak kaydıyla hükmün bu sebepten 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 24.11.2015 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Öldürmeye teşebbüs ile yaralama kasıtlarını birbirinden ayırabilmek için mağduredeki yaraların nahiyelerine, kullanılan vasıtanın cinsine, darbelerin şiddet ve sayısına, mani engel bulunup bulunmadığına bakılması gerekmektedir.
Bu olayda mağdurenin vücudundaki yara nahiyeleri ile kullanılan vasıtanın cinsine bir itirazımız bulunmamaktadır.
Ancak, mağdurenin vücudunda bulunan darbelerin şiddet ve sayısına baktığımızda, boyun ve sırtındaki her iki yarada yaşamsal tehlikenin mevcut bulunmadığı, yüzde sabit iz bırakır nitelikte basit bir yara olduğu anlaşılmıştır.
Öldürme kastını çağrıştıran şiddetli ve ağırlaşmış bir yaralamanın olayda mevcut bulunmadığı tanık H.. O..’ın beyanına göre sanık mağdureyi öldüreceğinden bahsetmişse de onu kovalayıp yakaladığında hiç bir mani engel mevcut bulunmadığı halde elindeki falçatayı öldürme kastı ile mağdureye vurmadığı her iki darbenin basit düzeyde kaldığı anlaşılmış sanığın yaralama kastı ile hareket ettiği öldürme kastının olayda mevcut bulunmadığı anlaşılmakla yerel mahkemenin uygulamasında bir isabetsizlik görülmediğinden tabliğnamedeki düşünce gibi çoğunluk görüşüne katılmamaktayız.