YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/1246
KARAR NO : 2015/6274
KARAR TARİHİ : 04.05.2015
MAHKEMESİ : BURSA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 23/09/2014
NUMARASI : 2014/716-2014/301
Taraflar arasında görülen davada Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 23/09/2014 tarih ve 2014/716-2014/301 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, 18.10.2012 tarihi itibariyle müvekkillerinden Ö.. Ç..’nun davalı şirketin % 20 hisseli ortağı R.. N..’nın ise %5 hisseli ortağı olduğunu, bu tarihli hisse devir sözleşmesi uyarınca müvekkillerinden R.. N..’nın davalı şirkette bulunan hisselerini 200.000,00 TL bedel mukabili davacı Ö.. Ç..’na devrettiğini, hisse devri işleminin şirket pay defterine işlenilmesi için davalı şirkete 31.10.2012 tarihinde iadeli taahhütlü yazı ile talepte bulunulduğunu, ancak davalı şirketin 12.11.2012 tarihli yazı ile hisse devrinin pay defterine işlenilmesi talebini reddettiğini, devir işleminin pay defterine işlenilmesi talebinin reddinin hukuki dayanağının bulunmadığını, yapılan işlemin TMK’nın 2. maddesinde belirtilen hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu ileri sürerek 18.10.2012 tarihli hisse devir sözleşmesi uyarınca yapılan hisse devri işleminin şirket pay defterine işlenilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkil şirketin anasözleşmesinin 7. maddesinde şirket pay senetlerinin nama yazılı olduğu, hisse senetlerinin ve nama yazılı muvakkat ilmuhaberlerin ivazlı veya ivazsız devri ve üzerlerinde rehin hakkı tesisi veya sair her türlü hukuki tasarrufta bulunulmasının yönetim kurulunun bu konudaki izin kararına bağlı olduğu, bu işlemlerin şirkete karşı ancak yönetim kurulu kararı ile pay defterine kaydedildiği taktirde hüküm ifade edeceği, yönetim kurulunun hiç bir sebep göstermeksizin izinden ve pay defterine kayıttan imtina edebileceği hususunun belirtildiğini, şirketin kurucu ortaklarından olan davacıların da bunu bildiklerini, davacılardan Ö.. Ç..’nun TTK’nın 531. maddesi uyarınca şirketin haklı nedenlerle feshi veya payının değerinin ödenerek şirketten çıkartılması istemli dava açtığını, dava konusu edilen satış işleminin fahiş bedelli olduğunu, bu sayede olası bir çıkarılma halinde ödenecek çıkma payının arttırılmasının amaçlandığını, davacılar ile müvekkil şirket arasında derdest davaların bulunduğunu, dava konusu satış bedelinin ödenmesine ilişkin herhangi bir banka dekontunun ibraz edilmemesi ve satış sonrası elde edilen kazancın vergilendirilmemiş olması nedeniyle hisse devri işleminin muvazaalı olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; şirket ana sözlemesinin 6762 sayılı TTK’nın yürürlükte bulunduğu tarihte düzenlendiği, davacıların kurucu ortak olması hasebiyle ana sözleşme hükümlerine vakıf olduğu, anasözleşmede 6762 sayılı TTK hükümlerine uygun olarak nama yazılı hisselerin devrine ilişkin kısıtlayıcı hükümler getirildiği, ancak dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK’da bu konuda 6762 sayılı TTK’dan farklı bir düzenlemeye yer verildiği, ancak 6103 sayılı Yasa’nın 28/7. maddesi uyarınca somut olaya 6762 sayılı yasa ve anasözleşme hükümlerinin uygulanmasının gerektiği, ana sözleşmede yer alan kısıtlayıcı hükümlerin uygulanmasının keyfiliğe dayanamayacağı, yönetim kurulunun yetkisini kullanırken ilkelerini objektif tarzda belirleyip devir işleminin şirketin zararına sebebiyet vermesi halinde diğer paydaşların yararına çözümler üretmesi en azından gerekçeleri denetlenebilecek tarzda bir karar almasının gerektiği, paydaşların eşit şartlarda eşit işleme tabi tutulacağı, dava konusu işlem öncesinde diğer ortaklarca yapılan devirlerin pay defterlerine işlenmesine karşın dava konusu işlemin reddinin dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığı, davacılardan Ö.. Ç.. tarafından şirketin feshi veya ortaklıktan çıkarılma istemli dava açılmış ise de ortaklıktan çıkmaya karar verilmesi halinde pay bedelinin gerçek değerinin esas alınması nedeniyle satış bedelinin yüksek olduğuna ilişkin savunmaların da yersiz olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne hisse devirlerinin kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2,50 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 04/05/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.