YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/16027
KARAR NO : 2015/6337
KARAR TARİHİ : 05.05.2015
MAHKEMESİ : NEVŞEHİR 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 08/11/2012
NUMARASI : 2009/343-2012/432
Taraflar arasında görülen davada Nevşehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 08.11.2012 gün ve 2009/343-2012/432 sayılı kararı bozan Daire’nin 11.04.2014 gün ve 2013/2215-2014/7215 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, davalı S.. A..’nın müvekkili şirketin eski ortağı ve çalışanı olduğunu, müvekkili ile davalı S.. A.. arasında düzenlenen hisse devir sözleşmesi ile adı geçen davalının, müvekkili şirket aracılığıyla tanıdığı kişilerle, müvekkilini gelir kaybına uğratacak bir ilişkiye girmemeyi kabul ettiğini, aksine davranması halinde 100.000 TL cezai şart öngörüldüğünü, buna rağmen davalının diğer davalı şirketi kurduğunu, müvekkili şirkette çalışırken elde ettiği müşteri listesinde bulunan kişilerle irtibata geçtiğini, bu kapsamda Ç. L. S. isimli kişiye tur sattığını, oysa bu kişinin daha önce müvekkili şirket ile görüştüğünü, davalının bu davranışı nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığını ileri sürerek, 130.000 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, söz konusu sözleşmenin tarafı olmayan müvekkili şirkete husumet yöneltilemeyeceğini, diğer müvekkilinin ise hisse devir sözleşmesini, hisse bedelinin ödenmeyeceği tehdidi altında imzaladığını, sözleşmenin tek tarafa yükümlülükler yükleyip davacı için hiçbir yükümlülük öngörülmediğini, böyle bir sözleşmenin ve sözleşmede düzenlenen cezai şartın geçerli olamayacağını, ayrıca müvekkilinin tur düzenlediği müşterisini davacı şirket aracılığıyla tanımadığı gibi bu kişinin davacı şirketin müşterisi de olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davalı şirketin, diğer davalı ile davacı şirket arasındaki sözleşmenin tarafı olmadığı, dolayısıyla bu sözleşmede öngörülen yükümlülüklere aykırı davranışlardan dolayı sorumlu tutulamayacağı, davalı S.. A..’nın davacı şirketin ortağı ve çalışanı iken hissesini 27.01.2009 tarihinde devrederek ortaklıktan ve işten ayrıldığı, imzaladığı hisse devri sözleşmesinde, ayrıldığı davacı şirket aracılığıyla tanıdığı kişilerle davacı şirketin ticari çıkarlarına ters düşebilecek irtibat kurmamayı ve davacıyı gelir kaybına uğratmayacağını kabul ettiği, aykırı davranış için 100.000 TL cezai şart belirlendiği, buna rağmen davalının davacı şirket aracılığıyla tanıdığı bir kişiye 24 kişilik tur sattığı, bu satış nedeniyle ortalama 8.725 TL kar elde ettiği, sözleşmenin rekabet yasağına ilişkin hükmünde hukuka aykırı bir yön bulunmadığı, zira bu hükümle davalının turizm sektöründeki ticari faaliyetinin sınırlandırılmadığı, sadece çalıştığı şirket aracılığıyla tanıdığı müşterilere hizmet vermesinin engellenmek istendiği, mülga BK’nun 161. maddesi uyarınca kanuna aykırı bir borcu teyit için şart edilen cezai şartın istenemeyeceği, hakimin de fahiş gördüğü cezaları resen tenkis etmekle yükümlü bulunduğu, Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun’un 4/2-d ve 56 maddeleri gereğince piyasaya yeni kişilerin girmesini engelleyecek anlaşmaların geçersiz olduğu, Nevşehir ve yöresinde bir turizm şirketinin elde edebileceği kazanç ve kar miktarı gözetildiğinde taraflarca belirlenen cezai şartın, davalının bu sektörde çalışmasına, piyasaya girmesine engel olacak ve ödenmesi halinde davalının ticari hayatına son verecek nitelikte bulunduğu, bu yönüyle kanuna aykırı görülen cezai şartın hükümsüz olduğu gerekçesiyle davalı şirket hakkındaki davanın reddine, diğer davalı hakkındaki davanın kısmen kabulü ile 8.725,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline dair verilen karar davacı vekili ile davalı S.. A.. vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 11.04.2014 tarihli kararı ile davalı yararına bozulmuştur.
Davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nın 442. maddesi gereğince REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 05,20 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK’nın 442/3. maddesi hükmü uyarınca takdiren 251,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 05.05.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.