Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2015/8081 E. 2015/10928 K. 07.10.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/8081
KARAR NO : 2015/10928
KARAR TARİHİ : 07.10.2015

MAHKEMESİ : Bolu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 27/02/2013
NUMARASI : 2012/307-2013/29

Davacı T.. K.. Genel Müdürlüğü vekili Avukat Memet tarafından, davalı B.. B.. aleyhine 29/03/2012 gününde verilen dilekçe ile itirazın iptalinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 27/02/2013 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının yerinde bulunmayan, aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddilmelidir.
2- Davalının diğer temyiz itirazına gelince:
Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafça temyiz edilmiştir.
Davacı, davalıya özürlü ve eski hükümlü çalıştırma yükümlülüğüne aykırı davranması nedeniyle idari para cezası kesildiğini, davalının anılan cezayı ödememesi nedeniyle icra takibi başlattıklarını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini belirterek itirazın iptalini, takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Dosya kapsamından, davacının idari para cezasını kesinleşmeden takibe koyduğu, takip devam ederken idari para cezasına karşı yapılan itirazın reddedilmesi sonucu kesinleştiği anlaşılmaktadır. Şu durumda, takibin konusunu teşkil eden idari para cezasının, icra takibine itirazdan sonra kesinleştiği bu anlamda takibe konu alacağın kapsamının yargılama sonucu belirlendiği anlaşılmakla icra inkar tazminatına hükmedilmesi doğru görülmemiştir. Ancak, yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı da gerektirmediğinden, HUMK.’un 438. maddesi uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın, yukarıda (2) numaralı bentte gösterilen nedenle hüküm fıkrasında yer alan “127.288 TL inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,” biçimindeki sözcük dizisinin çıkarılmasına, diğer temyiz itirazlarının (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle reddine ve kararın düzeltilmiş bu biçiminin ONANMASINA ve davalıdan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 07/10/2015 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY YAZISI

Dava, Devlete, Vilayet hususi idarelerine (özel idare gibi) Belediyelere ait (vergi, resim, ceza tahkik ve takiplerine ait mahkeme masrafı, vergi cezası, para cezası gibi asli, gecikme zammı, faiz gibi fer’i) alacaklar veya bunlarla ilgili yapılan icra takiplerinden kaynaklanan davadır.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un (1) maddesine göre; Devlete, Vilayet hususi idarelerine ve Belediyelere ait vergi, resim, harç, ceza tahkik ve takiplerine ait mahkeme masrafı, vergi cezası, para cezası gibi asli, gecikme zammı, faiz gibi fer’i alacaklar ile aynı idarelerin akitten, haksız fiil ve haksız iktisaptan doğanlar dışında kalan ve amme hizmetleri tatbikatından olan alacakları ile bunların takip masraflarından kaynaklanan alacakları amme alacağı sayılır.
Sayılan bu amme alacaklarının tahsil ve takibi ile ilgili her türlü usuli işlemler ve alınacak her türlü tedbirlerle ilgili olarak 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerinin uygulanacağı aynı kanunda açıkça düzenlenmiştir.
6183 Sayılı Kanun’un düzenlenmesinin, sınırlı alacaklar ve sınırlı alacaklar ile ilgili yapıldığı göz önüne alındığında bu kanun özel bir düzenlemedir.
Bir konuda özel kanun (düzenleme) olan hallerde özel kanunun uygulanacağı, genel düzenlemelerin uygulanamayacağı herkesçe bilinen hukuki bir prensiptir. Dolayısıyla yukarıda sayılan amme alacakları ile ilgili olarak hem genel hükümlerin hem de 6189 sayılı Kanun düzenlemelerinin isteğe göre uygulanmasının kabulü mümkün değildir. Zira eğer genel hükümler uyuşmazlığı çözüyorsa; o takdirde yasaya koyucu özel olan 6183 sayılı Kanun’u niye yasalaştırmıştır ?
Bir konuda özel düzenleme yoksa veya özel düzenleme hükümleri uyuşmazlığı çözmeye yetmiyorsa, o takdirde genel hükümler uygulanabilir. Aksi halde genel hükümlerin özel düzenlemenin olduğu hallerde uygulanması mümkün değildir.
O halde; davaya konu alacağın 6183 sayılı Kanun’un (1) maddesinde sayılan amme alacaklarından olması, amme alacaklarının tahsili ve yapılacak takiplerde 6183 sayılı Kanun Hükümlerinin uygulanacağının aynı kanunda açıkça belirtilmesi karşısında, uyuşmazlığın 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiği genel hükümlere göre uyuşmazlığın çözümlenmesinin doğru olmadığı düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğun görüşlerine katılmıyorum. 07/10/2015