YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/15249
KARAR NO : 2015/14250
KARAR TARİHİ : 01.10.2015
Tebliğname No : 12 – 2014/133997
Mahkemesi : Ankara (Kapatılan) 2. Sulh Ceza Mahkemesi
Karar tarihi : 21/02/2014
Numarası : 2014/317 – 2014/141
Suç : Trafik güvenliğini tehlikeye sokma
Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık ile mahalli Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
İki sınır arasında temel ceza belirlenirken suçun işleniş şekli, meydana gelen zararın ağırlığı, sanığın kasta dayalı kusurunun yoğunluğu nazara alınmak suretiyle adalet ve hakkaniyet kurallarına uygun bir cezaya hükmedilmesi gerektiği gözetilmeksizin, 193 promil alkollü halde trafikte seyreden sanık hakkında, sözü edilen ölçülere uymayacak şekilde asgari hadden ceza tayini, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın bir nedene dayanmayan sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5271 sayılı CMK’nın 5728 sayılı Kanunun 562. maddesiyle değişik 231. maddesindeki “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” na ilişkin düzenlemenin sanık hakkında uygulanıp uygulanmayacağına karar verilirken, dosyaya yansıyan bilgi ve kanıtlar birlikte ve isabetle değerlendirilip, denetime olanak verecek somut gerekçeler gösterilmek suretiyle takdir hakkının kullanılması gerektiği, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03/02/2009 tarih, 2008/11 – 250 Esas, 2009/13 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, koşullu bir düşme nedeni oluşturan “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” müessesesi (mahkûmiyet, suç niteliği ve ceza miktarına ilişkin) objektif koşulların varlığı halinde mahkemece, diğer kişiselleştirme hükümlerinden önce değerlendirilerek, uygulanması yönünde kanaate ulaşıldığı takdirde, CMK’nın 231. maddesinin TCK’nın 50. maddesinden önce değerlendirilmesinde zorunluluk olduğu gözetilmeksizin, mahkemece, CMK’nın 231/6. maddesindeki koşullar seçenek yaptırımlardan sonra değerlendirilerek, “sanığa verilen hapis cezası paraya çevrildiğinden” şeklindeki yasal olmayan gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Kanuna aykırı olup, sanık ile mahalli Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince hükmün isteme uygun olarak BOZULMASINA, 01/10/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.