Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2015/675 E. 2015/6428 K. 06.05.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/675
KARAR NO : 2015/6428
KARAR TARİHİ : 06.05.2015

MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 30/09/2014
NUMARASI : 2013/37-2014/170

Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 30/09/2014 tarih ve 2013/37-2014/170 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davalı şirket adına 2007/08859 no ile 16,18 ve 35. sınıflarda tescilli F. R.+ ŞEKİL ibareli markanın, müvekkiline ait N.. R.. ibareli tanınmış markası ile iltibasa sebebiyet verecek derecede benzer olduğunu ve markanın tanınmışlığından faydalanmaya çalışıldığını ileri sürerek, davalı markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkil firmanın markasının marka tescil başvurularına ait mal ve hizmetlerin sınıflandırılmasına ilişkin tebliğin 16,18,35 sınıflarda yer alan emtialar için 7 yıldır tescilli olduğunu, müvekkil firmanın 2000 ‘li yıllardan beri fiilen kullandığı markasını 2007 yılında tescil ettirerek tescilli olarak kullanmaya devam ettiğini, davacının 2007/08859 sayılı markası için hükümsüzlük talebinin zamanaşımına uğradığını, davacının N.. R.. markası ile dava konusu müvekkil markasının aynı /ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğu iddiasının doğru olmadığını, davacının tanınmışlığının kabul edilmesi halinde bile bunu müvekkiline karşı öne süremeyeceğini,müvekkil markasının 2008 yılında tescil edildiğini, davacı yan markası için ise TPE tarafından 2009 yılında tanınmışlık kararı verildiğini, davacı yanın 10 yılı aşkın süreden beri bu kullanıma sessiz kaldığını, davacı yanın sesiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, kısmen benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalı tarafın markasının tescil edildiği tarih itibariyle davacıya ait Nina Ricci markasının tanınmış bir marka olduğu, tanınmış marka olması itibariyle farklı sınıflarda aynı ya da benzer işaretin kullanılması markanın tanınmışlığına ve bilinirliğine zedeleyici bir durum yarattığından ,ayrıca N. R. ve F. R. markaları bir bütün olarak değerlendirildiğinde; R. kelimesinin ortak olup ortalama tüketici nezdinde bu markaların birbirinin devamı ve seri markaları olduğu akla gelebileceğinden ve işletmeler arasında bir bağlantı kurulması ihtimali söz konusu olacağından markaların benzer olduğunun kabul edildiği, davalı tarafın markasının tescil tarihi 04.02.2008 tarihi olup dava açıldığı tarih itibariyle 5 yıllık hak düşürücü süre dolmadığından ve sessiz kalma nedeniyle bir hak kaybı değerlendirilmesi davanın açılış tarihi itibariyle yapılması söz konusu olmadığından davalı savunmasının yerinde görülmediği, tüm sınıflar yönünden davalı tarafın markasının davacı tanınmış markasına benzer olup iltibas yarattığı gerekçesiyle davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava; tescilli markanın hükümsüzlüğü talebine ilişkin olup; mahkemece davacı adına tescilli N. R.ibareli markanın tanınmış marka olduğu, ayrıca davalı adına tescilli dava konusu 2007/08859 sayılı F. R.+ŞEKİL ibareli marka ile davacı markasının benzer olduğu ve bilirkişi raporunda aksi yönde görüş bildirilmesine rağmen davalı markasının davacı markasının tescili kapsamında buunmayan 16. sınıf emtia yönünden davacı markasının tanınmışlığını zedelediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ancak; 556 sayılı KHK’nın 8/4. maddesi uyarınca “Marka, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir markanın aynı veya benzeri olmakla birlikte, farklı mallar veya hizmetlerde kullanılabilir. Ancak, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği veya tescil için başvurusu yapılmış markanın ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu red edilir.” Bu durum aynı KHK’nın 42/1-b bendi uyarınca hükümsüzlük nedenidir.
Mahkemece davacı markasının tanınmış marka olduğu kabul edilmekle birlikte farklı sınıflar bakımından hükümsüzlük kararı verilebilmesi için anılan KHK’nın 8/4. maddesinde belirtilen dava konusu markalara yönelik olarak tanınmış markadan haksız yarar sağlanması, markanın itibarına zarar verilmesi ve ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurması koşullarından birinin gerçekleşmesi gerektiği göz önünde bulundurulmaksızın yazılı şekilde bilirkişi raporundaki görüşün aksinin benimsenmesi halinin gerekçesi de açıklanmaksızın gerekçesiz olarak davalı markasının 16. sınıf emtia yönünden de hükümsüzlüğüne karar verilmesi doğru görülmemiş, davalının bu yöndeki temyiz talebinin kabulü ile kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle,davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 06/05/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.