YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/9147
KARAR NO : 2015/18169
KARAR TARİHİ : 17.11.2015
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KUMLUCA SULH HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 19/02/2015
NUMARASI : 2013/41-2015/84
Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dava dilekçesinde; noterlikte yapılan satış sözleşmesi ile davacının aracı aldığını, 7000 TL ödediğini, aracı satan kişinin gerçek ruhsat sahibi olmadığını, gerçek ruhsat sahibinin Tunakan Küçükbaş olduğunu, sahte kimlik ile satış yapıldığını, noterin kimlik belgesini incelemediğini, kusursuz sorumlu olduğunu, kimliğinin sahteliğine dikkat etmediğini, davacının kusursuz olduğunu belirterek 7.000 TL satış bedeli, 69.60 TL masraf olmak üzere 7.069,60 TL’nin dava tarihinden yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde; çaldığı aracı aldatma yeteneği bulunan sahte kimlikle satan 3.kişinin hukuka aykırı ve suç teşkil eden eylemi ile davacının kusurlu davranışının noterlikte yapılan satış işlemi ile zarar arasındaki illiyet bağını kestiğini belirtmiştir.
Mahkemece; 3.kişinin suç oluşturan eylemi ve davacının kusuru nedeni ile zarar ve eylem arasında nedensellik bağının kesildiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 2012/20157 Esas- 2012/24792 Karar sayılı hükmü ve “….Somut olayda, davalı noterin teknolojinin gelişmesi ile; internette sorgulama, mernis sistemi gibi kolaylıklara kavuşmuş olmasına rağmen yapılan sahtekarlığı farketmemiş olması dikkat ve özen eksikliğini gösterse de; satış ve kasko değeri 15.000 TL olan aracı tanımadığı bir kişiden 7.000 TL’si peşin olmak üzere 8.000 TL’ye satın alan ve kuşkulanmayan davacının da bölüşük kusuru bulunmaktadır. Ancak, davacının kusuru davalının sorumluluğunu tamamen kaldırmaz. Bu nedenle, davacının kusuru, kamusal bir görev yapan davalı noterin sorumluluğu yönünden illiyet bağını kesecek ağırlıkta değildir. Bu durum sadece zarardan uygun bir indirim yapma nedeni olabilirse de, davanın tümden reddini gerektirmez.
O halde, mahkemece; kusur ve zararın kapsamı belirlenerek davalının sorumluluğuna karar verilmelidir….” gerekçesi ile bozularak, mahalline iade edilmiş, yerel mahkeme tarafından Dairenin bozma kararına uyulması neticesinde, yargılamaya devam edilmiştir.Yapılan yargılama sırasında Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasına karar verilmiş, Adli Tıp tarafından, iğfal kabiliyeti yönünden fotokopi belgeler üzerinde inceleme yapılamayacağına ilişkin rapor düzenlenmiştir.
Mahkemece, bu rapor esas alınmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Yargıtay bozma ilamına uyulmakla, lehine karar bozulan taraf açısından usuli kazanılmış hak doğmuş olmaktadır.Bu durumda mahkemece, bozma ilamı gereğince işlem yapmak ve karar vermek gerekecektir.
Öyle ise mahkemece, Dairemizin 2012/20157 Esas- 2012/24792 Karar sayılı bozma ilamında belirtildiği şekilde, kusur ve zararın kapsamı belirlenerek, davalının sorumluluğuna karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu ve uyulan bozma kararına aykırı olacak şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 17.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.