Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2014/21987 E. 2015/18255 K. 18.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/21987
KARAR NO : 2015/18255
KARAR TARİHİ : 18.11.2015

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ALANYA 3. ASLİYE HUKUK(TÜKETİCİ) MAHKEMESİ
TARİHİ : 16/09/2014
NUMARASI : 2012/369-2014/571
Taraflar arasındaki Tüketici Sorunları Hakem Heyeti Kararına itiraz davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın hukuki yarar yokluğundan reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalının Alanya Tüketici Sorunları Hakem Heyetine başvuru yaparak adına usulsüz olarak elektrik aboneliği tesis ettirildiğini iddia ederek kendisinden tahsil edilen 3.384,10 TL bedelin iadesini talep ettiğini, ilgili heyetin 30/04/2012 tarih, 2011/2378//2012/1325 sayılı kararı ile tüketici lehine karar verdiğini belirterek Hakem heyeti kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili duruşmadaki beyanında, davacı kurumun ortak abonelik için istediği şartların hiçbirisi oluşmadan davalı yönünden abonelik oluşturulduğunu, bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, eldeki davada uyuşmazlık miktarının 3.384,10 TL olduğu, hakem heyetince verilen kararın ilam niteliğine haiz olmadığı, ancak ilamsız icraya konu olabileceği, bu durumda da davacı kurum hakkında ilamsız takip başlatıldığında süresi içinde ödeme emrine itiraz edilebileceği, davalı tüketici tarafından da itiraz üzerine duran takip için 2004 sayılı İİK.nın 67. maddesi uyarınca itirazın iptali davası açılabileceği gerekçeleriyle davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafndan temyiz edilmiştir.
Dava tüketici sorunları hakem heyeti kararının iptali noktasında toplanmaktadır.
Alanya Tüketici Sorunları Hakem Heyeti ilgili kararında ortak elektrik kullanım aboneliğinin apartman yöneticiliği adına tesis ettirilmesi gerektiği halde apartman sakini davalı adına tesis ettirilmesinin hatalı olduğunu, dolayısıyla bu aboneliğe istinaden tahsil edilen 3.384,10 TL faturanın davacı kurumdan istirdadı gerektiğini belirtmiştir.
4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 22.maddesi gereğince il ve ilçe merkezlerinde bu kanunun uygulanmasından doğan uyuşmazlıklara çözüm bulmak amacıyla Tüketici Sorunları Hakem Heyeti kurulmuştur. Değeri beşyüzmilyon liranın altında bulunan uyuşmazlıklarda Tüketici Sorunları Hakem Heyetine başvuru zorunludur. Bu kararlar İcra İflas Kanununun ilamların yerine getirilmesi hakkındaki hükümlerine göre yerine getirilir. Taraflar bu kararlara karşı 15 gün içinde Tüketici Mahkemesi’ne itiraz edebilirler. Tüketici Sorunları Hakem Heyeti kararlarına karşı yapılan itiraz üzerine tüketici mahkemesinin vereceği karar kesindir. Değeri beşyüzmilyon lira ve üstündeki uyuşmazlıklarda tüketici sorunları hakem heyetlerinin verecekleri kararlar tüketici mahkemelerinde delil olarak ileri sürülebilir. Yasadaki bu parasal sınır 01.01.2012’den itibaren 1.161,67 TL’ye çıkarılmıştır.
Ancak, HMK’nın 31.maddesi gereği olayları açıklamak, hukuki nitelemeyi yapmak hakime ait bir görevdir. Davacı her ne kadar açtığı davada tüketici sorunları hakem heyeti kararının iptalini istemişse de dava dilekçesi bir bütün olarak değerlendirildiğinde davacının taraflar arasında abonelik sözleşmesi nedeni ile davalıya, belirtilen bedeli ödeme yükümlülüğü altında olup olmadığı konusunda çıkan muarazanın men’ini diğer bir deyişle çekişmenin giderilmesini istediği anlaşılmaktadır.
6100 sayılı Yasanın 25, 31, 119.maddeleri gereğince mahkeme açılan bu davayı aydınlatmalı, tüketici sorunları hakem heyeti kararını delil olarak kabul etmeli, davacı tarafa dava değerini açıklattıktan sonra açılan bu davayı alacak davası (eda davası) olarak görmelidir.
Nitekim HGK 2004/13-417 E.- 2004/442 K.sayılı kararında da muarazanın men’i (çekişmenin giderilmesi) davalarının usul hukuku anlamında tespit değil, eda davası niteliğinde olduğunun, bu tür davalarda hem bir muarazanın varlığının tespitinin ve hem de onun men’inin talep edildiğinin belirtildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece anılan ilkeler ışığında esasa girilip doğacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekir iken yazılı şekilde karar verilmesi yöntem ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 18.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.