Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2015/30315 E. 2015/33725 K. 25.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/30315
KARAR NO : 2015/33725
KARAR TARİHİ : 25.11.2015

Tebliğname No : KYB – 2015/294463

Basit yaralama suçundan sanık M.. C..’in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2, 86/3-d, 62/1 ve 52. maddeleri gereğince 3.000,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair Çukurca Sulh Ceza Mahkemesinin 15/04/2014 tarihli ve 2013/13 esas, 2014/11 sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığı’nın 12.08.2015 tarih ve 2015/16… – 53… sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 18.09.2015 tarih ve 2015/294463 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
Dosya aslının sanığın mahkûm olduğu diğer suç yönünden temyiz incelemesi için Yargıtay’da bulunması nedeniyle sureti üzerinden yapılan incelemede;
Dosya kapsamına göre; 03/04/2014 tarihli savunma dilekçesi ve İstanbul Anadolu 15. Sulh Ceza Mahkemesince icra edilen aynı tarihli talimat duruşmasında, sanığın esas hakkındaki savunması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması hakkında esas mahkemesine beyanda bulunmak istediğini bildirmesine rağmen, yanlış adrese çıkartılan tebligatın bilâ tebliğ iade edilmesi üzerine, usulüne uygun duruşma günü tebliğ edilmeyip, sanığın son savunması sorulmadan yokluğunda karar verilemeyeceği gözetilmeden, savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle sanığın mahkumiyetine karar verilmesinde; isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK’nin 309.maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Öğretide “olağanüstü temyiz” olarak adlandırılan kanun yararına bozma olağanüstü yasa yolunun koşulları ve sonuçları, “kanun yararına bozma” adı ile 5271 sayılı CMK’nin 309 ve 310. maddelerinde düzenlenmiştir.
5271 sayılı Kanun’un 309. maddesi uyarınca, hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini yasal nedenlerini açıklayarak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtayca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir.
Dosya incelendiğinde; sanık M.. C..’in olay tarihinde Hakkari Çukurca Köprülü 4. Jandarma Sınır Tabur Komutanı olarak görev yaptığı, katılan S.. D..’in ise Çukurca ilçesi Gündeş Köyü sakinlerinden olduğu, katılanın olay günü sanığın talimatıyla diğer sanık İ.. D.. tarafından tabur komutanlığına çağrıldığı, görüşme sırasında sanıkların eylemleri sonucu katılanın basit tıbbi müdahale ile yaralandığı, ayrıca görüşme sırasında sanık Mesut’un katılanı “seni, oğlunu, bütün aileni tarayıp cesetlerinizi yakacağım, tozunuzu zap suyuna atacağım şeklinde tehdit ettiğinden bahisle yaralama suçundan TCK’nin 86/2, 3-d, 62, 52/1-2 maddeleri gereğince 3000 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği, tehdit suçundan ise, TCK’nin 106/1.1, 62/1, 50/1-a, 52/1-2 maddeleri gereğince 3000 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği, yaralama suçundan doğrudan hükmedilen adli para cezasının kesin olduğunun belirtildiği, sanık M.. C..’in hem yaralama hem de tehdit eylemlerinden verilen hükümleri süresinde temyiz ettiği, buna rağmen yaralama suçundan verilen 3000 TL adli para cezasına ilişkin hükmün kesinleştirilerek infaz için Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği, oysa her iki suçtan verilen hükmün katılan vekili tarafından da süresinde 17.04.2014 günü temyiz edildiği, katılan vekilinin temyiz dilekçesinde eylemlerin TCK’da düzenlenen işkence ve kötü muamele suçunu oluşturduğu ve kovuşturulmasının Ağır Ceza Mahkemesinin görevine girdiğini belirterek hükmü suç vasfı yönünden aleyhe temyiz ettiği, bu nedenle yaralama eyleminden kurulan hükmün henüz kesinleşmediği, 5271 sayılı CMK’nin 309/1 maddesine göre, kesinleşmemiş kararlar aleyhine kanun yararına bozma yoluna gidilemeyeceğinden,
Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görülmediğinden kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE; 25.11.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.