YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/22510
KARAR NO : 2015/40227
KARAR TARİHİ : 17.12.2015
Tebliğname No : KYB – 2015/253050
Silahla tehdit ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun’a muhalefet suçlarından sanık M.. Y..’ın, 6136 sayılı Kanun’un 15/4, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106/2-a ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 500.00 Türk Lirası adlî para cezaları ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına dair Gaziantep 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 15/05/2012 tarihli ve 2011/539 esas, 2012/650 sayılı kararının kesinleşmesini müteakip, sanığın deneme süresi içerisinde yeniden suç işlediğinden bahisle 5271 sayılı Kanun’un 231/11. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasına, sanığın 6136 sayılı Kanun’un 15/4, 5237 sayılı Kanun’un 106/2-a ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 500,00 Türk lirası adlî para cezaları ile cezalandırılmasına dair, aynı Mahkemenin 03/04/2014 tarihli, 2014/74 esas, 2014/249 karar sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 08/07/2015 gün ve 247207 sayılı istem yazısıyla Dairemize gönderilen dava dosyası incelendi.
İstem yazısında; “Dosya kapsamına göre:
1-Gaziantep 11. Asliye Ceza Mahkemesince duruşma açılarak sanık hakkında hüküm kurulmuş ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/11. fıkrasında yer alan “Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir.” şeklindeki düzenleme nazara alındığında, mahkemece sanığın celp edilmesi, varsa diyecekleri sorulup, anılan fıkra uyarınca değerlendirme yapıldıktan sonra hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, savunma hakkını kısıtlayacak biçimde yazılı şekilde karar verilmesinde,
2-5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 53/2. maddesinde yer alan “Kişi, işlemiş bulunduğu suç dolayısıyla mahkûm olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar bu hakları kullanamaz.” ve 3. fıkrasındaki “Mahkûm olduğu hapis cezası ertelenen veya koşullu salıverilen hükümlünün kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanmaz.” şeklindeki düzenlemeler karşısında, anılan maddenin 1-c bendinde yer alan hak yoksunluğunun sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından koşullu salıvermeden sonra uygulanamayacağı, kendi alt soyu dışındaki kişiler bakımından vesayet ve kayyımlıkla ilgili hak yoksunluğu ile anılan maddenin 1. Fıkrası a. b, d ve e bentlerinde yazılı hak yoksunluklarının ise cezanın infazının tamamlanmasına kadar devam edeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde,
İsabet görülmemiştir.” denilmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
I-Olay:
Silahla tehdit ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun’a muhalefet suçlarından sanık M.. Y.. hakkında yapılan yargılama sonucunda, Gaziantep 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 15/05/2012 tarihli kararıyla, hapis ve adli para cezaları ile cezalandırılmasına, koşulları oluştuğundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın kesinleşmesinden sonra sanığın deneme süresi içerisinde, 20/12/2012 tarihinde kasıtlı bir suç işlemesi nedeniyle, Gaziantep 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 24/12/2013 tarihli kararı ile mahkumiyetine karar verildiği, kararın 30/01/2014 tarihinde kesinleşmesi üzerine ihbarda bulunulduğu, mahkemesince ihbar üzerine duruşma açılarak, 03.04.2014 tarihli karar ile hükmün açıklanmasına karar verildiği, temyiz edilmeksizin kesinleşen bu kararın kanun yararına bozma konusu yapıldığı anlaşılmıştır.
II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:
a- Sorgusu yapılmayan sanık hakkında cezalandırılmasına dair kurulan mahkumiyet hükmünün, savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurup doğurmayacağına,
b- Tehdit suçundan verilen hapis cezasının sonucu olarak uygulanan TCK’nın 53/1. maddesindeki hak yoksunluğuyla ilgili aynı Kanun maddesinin 3. fıkrasındaki sınırlandırıcı hükmün dikkate alınmamasına, dair hukuka aykırılıklara ilişkindir.
III- Hukuksal Değerlendirme:
1- Sanığın savunması alınmadan mahkumiyet hükmü kurulması hususunun değerlendirilmesi,
5271 sayılı CMK’nın 191. maddesinde duruşmaya başlanmasına ilişkin kurallar ile sanığın sorgusunun nasıl icra edileceğine ilişkin hükümlere yer verilmiş, anılan Kanunun 193/1. maddesinde ise, kanunun ayrık tuttuğu haller saklı kalmak üzere, hazır bulunmayan sanık hakkında duruşma yapılamayacağı belirtilmiştir. Kanunun ayrık tuttuğu hallere ise 5271 sayılı Kanun’un 193/2 ve 195. maddelerinde yer verilmiştir.
CMK’nın 195. maddesindeki düzenlemeye göre, suçun yalnız veya birlikte adli para cezasını veya müsadereyi gerektirmesi halinde, sanık gelmese de duruşma yapılabilecektir, ancak maddenin uygulanabilmesi için iki koşulun bir arada bulunması gerekmektedir. Bunlardan ilki, suçun yaptırımın adli para cezası veya müsadereden ibaret bulunması, ikinci koşul ise, sanığa gönderilecek davetiyeye gelmese de duruşmanın yapılacağı ihtarının yazılmış olmasıdır.
193. maddenin 2. fıkrasında ise, “Sanık hakkında, toplanan delillere göre mahkûmiyet dışında bir karar verilmesi gerektiği kanısına varılırsa, sorgusu yapılmamış olsa da dava yokluğunda bitirilebilir” hükmüne yer verilmiştir. Bu hükümler yüz yüze yargılama ilkesinin istisnasını oluşturmakta ise de, somut olayda uygulanma imkanı bulunmamaktadır.
5271 sayılı CMK’nın “hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması” başlığını taşıyan 231. maddesinin 1. fıkrasında “Duruşma sonunda, 232. maddede belirtilen esaslara göre duruşma tutanağına geçirilen hüküm fıkrası okunarak, gerekçesi ana çizgileriyle anlatılır.” 2. fıkrasında “Hazır bulunan sanığa ayrıca başvurabileceği kanun yolları, mercii ve süresi bildirilir.” 4. fıkrasında “Hüküm fıkrası herkes tarafından ayakta dinlenir.” 11. fıkrasında “Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç islemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir”hükümleri yer almaktadır.
İncelenen dosyada, 6136 sayılı Kanun’a muhalefet ve tehdit suçlarından sanık M.. Y.. hakkında yapılan yargılama sırasında, savunmasının alınması için MERNİS adresine tebligat çıkarıldığı, Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre tebliğ edildiği, ancak sanığın duruşmaya katılmaması üzerine, yokluğunda yargılamaya devam edilerek savunma alınmadan, yerel mahkemenin 15/05/2012 tarihli kararı ile sanığa 6136 sayılı Kanun’a muhalefet ve tehdit suçlarından adli para ve hapis cezaları verilerek, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, sanığın 5 yıllık denetim süresi sona ermeden, kasıtlı bir suç işlediği ve bu suçtan kurulan mahkumiyet hükmü kesinleştiğinde mahkemesine ihbar yazısı gönderildiği, ihbar yazısı üzerine Gaziantep 11. Asliye Ceza Mahkemesince, duruşma açılarak ve sanığın MERNİS adresine duruşma davetiyesi gönderilmek suretiyle, 03/04/2014 tarih ve 2014/74 esas, 2014/249 karar ile önceki hükümlerin açıklanmasına karar verildiği görülmektedir.
Sanığa ait mahkumiyet kararı, açıklandığı 03.04.2014 tarihinden itibaren hukuki sonuç doğurmaya başlayacağı için, açıklanması yönünden CMK’nın 231/1-4 maddesinde öngörülen yönteme bağlıdır. Deneme süresi içerisinde suç işlenmiş olması nedeniyle yeniden duruşma açılmasının amacı, oluşan yeni durum karşısında duruşma açıldığından ve yargılamaya devam olunduğundan sanığın bir şekilde haberdar edilmesini ve bu şekilde savunma hakkının kısıtlanmasını önlemektir.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verildiği yargılama sırasında sanığın sorgusu yapılmış olması kaydıyla, deneme süresi içinde yeniden suç işlediğinin ihbarı üzerine yapılan yargılamada, duruşmanın usulüne uygun olarak sanığa bildirilmesine karşın duruşmaya katılmaması halinde, önceki savunması ile yetinilerek, hüküm kurulabilecektir.
Bu itibarla, CMK’nın 193/1. maddesinde yazılı olup, savunma hakkı yanında yargılama yönteminin temel ilkelerinden olan “doğrudan doğruyalık, vasıtasızlık ve yüzyüzelik” ilkelerinin gerçekleştirilmesi amaçlarına da yönelik bulunan; “hazır bulunmayan sanık hakkında duruşma yapılamaz” hükmüne uyulmayarak, sanığın isnat edilen suçlardan mahkemece sorgusu yapılıp, savunması alınmadan, mahkumiyet hükmü kurulması hukuka aykırıdır.
2- Hak yoksunluklarının değerlendirilmesi,
5237 sayılı TCK’nın 53/3. maddesinde “Mahkum olduğu hapis cezası ertelenen veya koşullu salıverilen hükümlünün kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanmaz” hükmü yer almaktadır.
İnceleme konusu somut olayda; mahkemece tehdit suçundan hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilen sanık hakkında, 5237 sayılı TCY’nın 53. maddesinin 3. fıkrası hükmü gözetilmeden, aynı Kanun maddesinin 1. fıkrasının (a), (b),(c), (d) ve (e) bendinde belirtilen haklarında cezanın tamamen infazına kadar yoksun bırakılmasına, verilen hapis cezasının şartla tahliye tarihine kadar TCK’nın 53/1-c bendinde belirtilen hakları kullanmasından yoksun bırakılmasına karar verildiği görülmektedir. Ancak mahkemenin TCK’nın 53/1-c maddesindeki hak yoksunluğuyla ilgili, aynı Kanun maddesinin 3. fıkrasındaki sınırlandırıcı hükmün yalnızca “kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından”uygulanmayacağının gözetilmemesi hukuka aykırı olduğu anlaşılmaktadır.
IV- Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden,
1- Silahla tehdit ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun’a muhalefet suçlarından sanık M.. Y.. hakkında, Gaziantep 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 03/04/2014 tarihli, 2014/74 esas, 2014/249 sayılı kararının, CMK’nın 309.maddesi uyarınca Kanun Yararına BOZULMASINA,
2- Savunma hakkının kısıtlanmasıyla ilgili bozma nedenine göre anılan yasa maddesinin 4/b fıkrası gereğince, mahkemesince yeniden yargılama yapılarak hüküm kurulmasına, 17/12/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.