YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/21337
KARAR NO : 2015/30792
KARAR TARİHİ : 04.11.2015
Tebliğname No : 11 – 2012/119966
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ : Rize Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 29/02/2012
NUMARASI : 2011/121 (E) ve 2012/27 (K)
SANIK : Ş.. K..
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Katılanın kardeşi olan sanık vasıtasıyla faiz karşılığında 15 bin TL nakit borç para aldığı ve karşılığında 15 adet 1200 TL bedelli toplam 15 tane senedi imzalayıp verdiği sırada sanığın bu
senetler arasına suça konu senetleri de koymak suretiyle hileli hareketlerle boş senetlerin de imzalanmasını sağladığı ve daha sonra üzerlerini doldurarak icraya koymak suretiyle üzerine atılı suçları işlediğinin iddia ve kabul edilmesi, sanığın üzerine atılı suçları kabul etmeyerek ablası olan katılana 555.000 lira parayı nakit olarak elden 10 günlük süreç içerisinde peyderpey temin ederek vermesi karşılığında suça konu senetleri aldığını savunması, taraflar arasında bu nedenle Rize 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde 2006/459-2011/258 karar sayılı menfi tespit davasının bulunduğu ve aralarında gayrimenkul mülkiyetinin devrine ilişkin anlaşmazlık bulunduğunun belirtilmesi, katılanın da sanığa 15.000 TL borcu olduğunu beyan etmesi karşısında; gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti bakımından, Rize 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde derdest bulunan menfi tespit davasına ilişkin dosyanın duruşmaya getirilip incelenerek ve gerektiğinde onaylı sureti dosya arasına alınıp suça konu senetler üzerindeki yazı ve rakamların şikayetçi ya da sanığın el ürünü olup olmadığı, senet üzerindeki rakam ve yazılarda tahrifat bulunup bulunmadığı hususunda Adli Tıp Kurumundan rapor alınması ve tüm bu bilgi ve belgeler incelenip birlikte değerlendirilmek suretiyle olayda 5237 sayılı TCK’nın 209/1 ve 211. maddesinin koşulları bulunup bulunmadığı araştırıldıktan sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 04.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.