Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2015/9734 E. 2015/10004 K. 22.10.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/9734
KARAR NO : 2015/10004
KARAR TARİHİ : 22.10.2015

MAHKEMESİ : Bursa 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 02/06/2015
NUMARASI : 2015/20 D.İş Esas – 2015/20 Karar

Taraflar arasında görülen dava sırasında davacı tarafından reddi hâkim yoluna başvurulmuştur.
Red talebini inceleyen merci tarafından verilen kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmiş olmakla, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Taraflar arasında görülen dava sırasında davacı tarafından 30.04.2015 tarihli dilekçe ile özetle “…açmış olduğu şufa davasında tapudaki resmi senette yazılı pay bedeli ve harçları bankaya yatırdığını, daha sonra keşifte bilirkişilerce belirlenen fark değerin yatırılması konusunda 09.04.2015 tarihli celsede ara karar kurulduğunu vekili aracılığı ile öğrendiğini, o celsede hâkimin şufa davalarında uygulamanın yanlış olduğu, tapuda yazılı değer üzerinden karar vermeyip keşifteki diğer üzerinden karar vereceğini, Yargıtay’ın bu kararı bozacağını, ancak bozma kararına direneceğini, daha sonra da Anayasa Mahkemesine gideceğini taraf avukatları ve dinleyiciler huzurunda söylediğini, henüz dava sonuçlanmadan hâkimin davayı ne şekilde sonuçlandıracağını ve Yargıtay kararına karşı direneceğini duruşma sırasında sözlü olarak söylemesinin hâkimin görüşünü açıklaması olduğunu, duruşmada hâkimin başkasının hata ve hilesini kullanarak haksız kazanç elde etme yoluna tevessül ettiği ve bu şekilde şufa hakkını kötüye kullandığı ve haksız menfaat temin ettiği anlamına gelen gerekçe oluşturduğu…” gerekçesiyle reddi hâkim yoluna başvurulmuştur.
Reddedilen hâkim tarafından, istemin reddinin gerektiği yönünde görüş belirtilmesi üzerine, dosyayı inceleyen merci tarafından reddi hâkim talebinin HMK’nın 40 ve 42. maddeleri uyarınca reddine, reddi hâkim istemini kötüniyetle yaptığı anlaşıldığından, takdiren 1.500.- TL disiplin para cezası alınmasına karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İncelenen dosya kapsamına göre, hâkimin reddi için ileri sürülen hususlar HMK’nın 36. maddesinde sayılan sebeplerden değildir. Bu nedenle merciin, HMK’nın 36. maddesi gereğince hâkimin çekilmesi koşullarının oluşmadığı yönündeki kabulü usûl ve kanuna uygundur.
Davacının para cezasına yönelik temyiz itirazına gelince; reddi hâkim talebinin esas yönünden reddedilmesi halinde HMK’nın 42/4 maddesi gereğince reddi hâkim talebinde bulunan tarafa ancak kötüniyetli olması halinde disiplin para cezasına hükmolunabilir. Davacı tarafın, hâkimin tarafsızlığından şüpheye düşülmesine neden olarak ileri sürdüğü gerekçe başlı başına hâkimin reddi nedenlerinden olmamakla birlikte, konuyu reddi hâkim talebiyle mahkemeye bildiren davacı tarafın bu davranışı kötü niyetli olarak kabul edilmeyeceğine göre, davacının 1500.-TL. disiplin para cezası ile cezalandırılmasına denilmiş olması doğru değil ise de, bu husus hükmün bozulmasını gerektirmediğinden, hükmün bu bölümünün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple, hüküm fıkrasının ikinci bendinde yer alan “reddi hâkimin kötü niyetle yapıldığı kanaati hasıl olmakla ve esastan reddedilmekle davacıdan takdiren 1. 500,00.- TL disiplin para cezası alınmasına” cümlesinin hükümden tamamen çıkarılmasına, yerine ikinci bend olarak “2-Reddi hâkim talebinde bulunan davacının reddi hâkim talebini kötüniyetle yapmadığından disiplin para cezası ile cezalandırılmasına yer olmadığına” cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün 6100 sayılı Kanunun geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı HUMK’nın 438/7. maddesine göre düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine 22/10/2015 gününde oy birliği ile karar verildi.