YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/17827
KARAR NO : 2015/6331
KARAR TARİHİ : 05.05.2015
MAHKEMESİ : ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 28/12/2011 gün ve 2011/36-2011/121 sayılı kararı bozan Daire’nin 03.06.2014 gün ve 2014/2082-2014/10376 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili ve davalı … vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin yönetim ve icra kurulu üyesi, nakit akış koordinatörü, yönetim kurulu üyesi, finansman müdürü ve muhasebe direktörü olan davalıların teftiş sonucunda 2002 yılı Eylül, Ekim ve Kasım aylarında dava dışı … Parti Genel Başkan Yardımcısı …’e avans şeklinde kaynak aktardıklarının, durumu gizlediklerinin, tespit edildiğini, yönetim ve denetim kurulu üyelerine bu nedenle dava açıldığını, tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla verdikleri zararın tahsili gerektiğini ileri sürerek ve ıslah isteminde bulunarak, 399.335.32 TL’nin avans faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili, müvekkilinin, davacı şirketin yöneticisi, denetçisi ve çalışanı olmadığını, hangi sıfatlı dava açıldığının açıklanması gerektiğini, istemin zamanaşımına uğradığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı … vekili, müvekkili hakkında yönetim kurulu üyesi sıfatıyla önceden aynı şekilde dava açıldığını, derdestlik itirazında bulunduğunu, esas itibariyle davanın yerinde olmadığını açıklayarak, reddini savunmuştur.
Davalı … vekili, istemin zamanaşımına uğradığını, dava konusu olayların gerçekleştiği, devamında ve takibin yapılmadığı iddia edilen sürelerde müvekkilin davacı şirkette genel müdür olarak görevli bulunmadığını, husumet düşmeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı … vekili, müvekkilinin yönetim kurulu üyesi olmadığını, faaliyetinin iddia edilen zararla illiyet bağının bulunmadığını savunarak davanın reddini savunmuştur.
Davalı … vekili, müvekkilinin, … A.Ş., … A.Ş. ve … A.Ş’de yetkili imza niteliği olmayan muhasebe bölüm elemanı olduğunu, husumet yöneltilemeyeceğini, istemin zamanaşımına uğradığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Diğer davalılar, davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece, davalılardan …’nun davacı şirketin yönetim kurulu üyesi, …’nün genel müdürü, ….’in icra kurulu üyesi, …’in nakit akış koordinatörü, …’ın finasman müdürü,… ile …’in ise dava dışı …’de muhasebe müdürü ve muhasebe direktörleri oldukları, bu kişilerin davacı şirketin yetkilisi ve çalışanı bulunmadıkları, sorumluluk zincirinde yer almadıkları, zarar ile bağlantılarının olmadığı, davacı zararının belirlendiği, usulsüz şekilde dava dışı … Parti Genel Başkan Yardımcısına davacı hesaplarından para aktarıldığı, yöneticiler ile denetçiler hakkında aynı istemle dava açıldığı, yönetim ve denetim kurulu üyelerinin işlemle ilgili olarak bir açıklama yapmadıkları, işbu davanın tahsilde tekerrür olmaması istemli olarak ikame edildiği, dava dışı şirkette çalışan davalılar dışındaki davalıların zarardan sorumlu oldukları gerekçesiyle 10.000 TL’nin dava tarihinden ve ıslah edilen 389.335,32 TL’nin ise ıslah tarihi olan 26.09.2008 tarihinden itibaren davalılar …, … ve … yönünden kabulü ile yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, diğer davalılar hakkındaki davanın reddine dair verilen karar davacı vekili ile davalılar .., … ve …. vekilleri tarafından temyiz edilmiş, davalı … vekilinin temyiz isteminin süreden reddine dair mahkemece ek karar verilmiş, ek kararın anılan davalı vekili tarafından süresinde temyizi üzerine Dairemizin 03.06.2014 tarihli kararı ile ek karara yönelik temyiz itirazı reddedilmiş, diğer mümeyyiz davalılar yararına karar bozulmuştur.
Davacı vekili ve davalı … vekili karar düzeltme isteminde bulunmuşlardır.
1- Dava, davacı şirketin yönetim kurulu üyesi, icra komitesi üyesi ve çalışanları olduğu ileri sürülen davalıların şirketi zarara uğrattıkları iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucu davalılar …, … ve … yönünden kabulüne, diğer davalılar hakkındaki davanın ise reddine karar verilmiştir. Davalı …. vekili, kararı 11.05.2012 tarihinde temyiz etmiş, 21.05.2012 tarihli dilekçesi ile temyiz dilekçesine … Devlet Hastanesi Aile Hekiminden alınan 8.5.2012- 10.5.2012 tarihlerini kapsar rapor kağıdını ekleyerek temyiz isteminin süresinde olduğunun kabulünü istemiş, diğer bir deyişle HMK’nun 95. vd. maddeleri uyarınca eski hale getirme talebinde bulunmuştur. Mahkemenin 22.05.2012 tarihli kararı ile temyiz süresi geçtiğinden anılan davalı vekilinin temyiz isteminin süre yönünden reddine karar verilmiş, davalı vekili bu kararı süresinde temyiz etmiştir.
Eski hale getirme talebi HMK’nun 95. ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup. HMK’nun 95 vd. maddeleri uyarınca elde olmayan sebeplerle, kanunda belirtilen veya hakimin kesin olarak belirlediği süre içinde bir işlemi yapamayan kimse, eski hale getirme talebinde bulunabilir. Düşen bir hakkın eski hale getirilmesine karar verilebilmesi için belli süre içerisinde işlem yapmaya mecbur olan kimsenin veya vekilinin arzu ve isteği dışında o işlemi yapmaktan aciz olduğu kanıtlanmış bulunmalıdır. Yine aynı kanunun 98.maddesi hükmüne göre ise, hüküm verilmeden önceki eski hale getirme istemleri davaya bakan mahkemeye, temyiz veya karar düzeltme sürelerinin geçirilmiş olması üzerine eski hale getirme istemleri ise hükmü temyizen İncelenmekle görevli Yargıtay Dairesi’ne yapılmalıdır. Başka bir deyişle HMK’nun 98.maddesi hükmü gereğince, temyiz veya karar düzeltme sürelerinin geçirilmiş olması üzerine eski hale getirme istemlerinin incelenmesi, hükmü temyizen İncelenmekle görevli Yargıtay Daİresi’ne ait olduğundan, davalı … vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 3.6.2014 tarih ve 2014/2082-10376 sayılı olup anılan davalı hakkındaki (1) nolu bendindeki “temyiz itirazlarının reddine” ilişkin kısmın kaldırılmasına, keza anılan davalı vekilinin eski hale getirme istemi Yargıtayca incelenmeksizin verilmiş bulunan mahkemenin 22.05.2012 tarih ve 2011/36-121 sayılı ek kararının yerinde olmadığı anlaşılmakla, bu kararın da bozularak kaldırılmasına karar verilerek, anılan davalı vekilinin asıl karara yönelik temyiz istemiyle ilgili eski hale getirme isteminin incelenmesine geçilmesi gerekmiştir.
2- Somut olayda mahkeme kararı, davalı … vekilinin dosyada mevcut adresine Tebligat Yasası hükümlerine göre usulünce tebliğ edilmiş ve davalı vekili Av. … 08.05.2012 tarihinde göğüs ağrısı ile hastaneye müracaat ettiğini bu nedenle de temyiz süresinin kaçırıldığını belirtmiştir. Dosyada bulunan ve temyiz aşamasında ileri sürülen mazeretin HMK’nun 95. maddesindeki kesin sürenin elde olmayan sebeple kaçırılması (m.95,1) ve başvurulacak başka hukukî yol olmaması (m.95,2) kapsamında değerlendirilmesi mümkün görülmesi nedeniyle davalı … vekilinin eski hale getirme isteminin kabulü ile mahkeme kararına yönelik temyiz itirazlarının incelemesine karar vermek gerekmiştir.
3- Davalı … vekilinin asıl karara yönelik temyiz itirazlarına gelince; davalı … davacı şirketin yönetim kurulu üyesi ve 2. derece A gurubu imza yetkilisi olduğu hususu uyuşmazlık konusu değildir. Somut olaya uygulanması gereken mülga 6762 sayılı TTK’nın 342. maddesi hükmüne göre, şirket muamelelerinin icra safhasına taalluk eden kısmı, esas mukavele veya umumi heyet veya idare meclisi kararıyla idare meclisi azasından veya ortaklardan olmayan bir müdüre tevdi edildiği takdirde; müdür, kanun veya esas mukavele yahut iş görme şartlarını tesbit eden diğer hükümlerle yükletilen mükellefiyetleri, gereği gibi veya hiç yerine getirmemiş olması halinde idare meclisi azasının mesuliyetlerine ait hükümler gereğince şirkete, pay sahiplerine ve şirket alacaklarına karşı mesul olacağı hükmünü haizdir. Davalı genel müdür olup, işbu davanın konusu vakıalara dayalı olarak genel kurul kararı uyarınca önceden hakkında sorumluluk davası açıldığı tarafların da kabulündedir. Temyize konu bu dava, anılan davalının genel müdür sıfatı nedeniyle doğrudan teftiş kurulu raporuna dayalı olarak açılmıştır. Ancak, genel müdür sıfatıyla temsil ve ilzama yetkili kişiler hakkında şirkete karşı verdiği zararın tahsili davası da somut olaya uygulanması gereken 6762 sayılı TTK’nın 342. maddesi kapsamında olup, haksız fiil hükümlerine dayalı doğrudan dava açılması mümkün değildir. Yine yukarıda açıklandığı üzere, aynı vakıalarla ilgili olarak davacı şirketin yönetim ve denetim kurulu üyeleri hakkında açılan sorumluluk davasının derdest olduğu tartışmasızdır. Mahkemece, o davayla ilgili olarak davacı şirketin hesaplarından zarar verici işlemlerle ilgili yönetim kurulu ve denetçilerin bir açıklama yapmadığı kabul edilerek hüküm kurulmuştur. Ancak, şirketin zararına ilişkin olduğu ileri sürülen işlemlerin neler olduğu, ne zaman ve kimler tarafından gerçekleştirildiği, zararın boyutu gibi hususların doğru ve net şekilde ortaya çıkarılması, adaletin doğru tesis edilmesi ve taraf menfaatleri bakımından, yönetim kurulu ve denetçiler hakkındaki açılan davayla işbu davanın birlikte görülmesi veya işbu davanın o davanın sonucunu beklemesi gerektiği kabul edilmelidir.
O halde, davalı hakkında doğrudan teftiş kurulu raporuna dayalı olarak dava açılamayacağı, 6762 sayılı TTK’nın 342. maddesi uyarınca dava açılması için alınmış bir genel kurul kararı olup olmadığı üzerinde durulması, kararın bulunmadığı sonucuna varılırsa bu usulü eksikliğin giderilmesi, dava açılması yönündeki usulü eksiklik tamamlandığında eldeki davanın, davacının yönetim kurulu ile denetçiler hakkında açılan davayla birleştirilmesi veya o davanın sonucunun beklenilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığından davalı … vekilinin bu yöne ilişen temyiz itirazlarının kabulüyle Dairemizin 03.06.2014 tarih ve 2014/2082-2014/10376 karar sayılı ilamının bu davalı yönünden bir bent daha eklenerek kararın …. yararına da bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
4- Davacı TMSF vekilinin karar düzeltme istemine gelince; davalı … yönünden verilen işbu temyiz ilamının taraflara tebliği İle tarafların anılan davalı bakımından verilen işbu karara karşı yasal karar düzeltme süreleri geçtikten sonra topluca incelenme zorunluluğu nedeniyle bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, yukarda belirtilen tebliğ işlemleri ile sair işlemlerin yerine getirilmesi ve davacı TMSF vekilinin her halükarda diğer davalılarla ilgili karar düzeltme itirazlarının incelenmesi için iade edilmek üzere dosyanın mahalline geri çevrilmesine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) no’lu bentte açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin karar düzeltme talebinin kabulü ile mahkemenin ek kararına yönelik temyiz itirazlarının reddine dair Dairemizin 03.06.2014 tarihli ilamının 1. Bendinin davalı … yönünden KALDIRILMASINA, buna bağlı olarak mahkemenin 22.05.2012 tarih ve 2011/36-121 sayılı ek kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı …. vekilinin ESKİ HALE GETİRME İSTEMİNİN KABULÜ İLE anılan davalı vekilinin mahkemenin asıl kararına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı… vekilinin asıl karara yönelik temyiz isteminin kabulü ile Dairemizin 03.06.2014 tarih ve 2014/2082-2014/10376 karar sayılı bozma ilamına bir bent daha eklenerek yerel mahkeme kararının ilamda yazılı diğer davalılar yanında davalı …. yararına da BOZULMASINA, (4) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı, TMSF vekilinin karar düzelteme isteminin bu aşamada İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA ve dava dosyasının mahalline GERİ ÇEVRİLMESİNE, ödedikleri temyiz peşin temyiz ilam ve karar düzeltme harçlarının isteği halinde karar düzeltme isteyen davalı ….’ye iadesine, 05/05/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.