YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/165
KARAR NO : 2015/16138
KARAR TARİHİ : 22.10.2015
Tebliğname No : 12 – 2014/177355
Mahkemesi : Muğla 1. Asliye Ceza Mahkemesi
Karar tarihi : 31/03/2014
Numarası : 2013/377 – 2014/182
Suç : 2863 sayılı Kanuna aykırılık
2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Katılan vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
2863 sayılı Kanunun 7. maddesinde 6498 sayılı Kanun ile getirilen değişikliğin amacının, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlığı ya da sit alanı olarak tescil kararlarının, ilgililerince öğrenilmesini sağlamak olduğu, başka bir deyişle, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları yönünden tebliğ; sit alanları yönünden Resmi Gazete’de yayım ve internet üzerinden duyuru kurallarının, kişilerin, sahip oldukları taşınmazların durumunu bilmelerini ve ona göre hareket etmelerini sağlama amacı taşıdığı, belirtilen kuralların, 2863 sayılı Kanunun 65. maddesinde düzenlenen suçun oluşumu için şekil şartı niteliği bulunmayıp, aksi yöndeki kabulün, 6498 sayılı Kanunun amacına da ters düşeceği;
Diğer yandan, 6498 sayılı Kanun ile değişik 2863 sayılı Kanunun 7. maddesinde öngörülen “maliklere tebliğ” usulünün, bölge bazındaki tescil işlemlerinde değil, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarının tescili söz konusu olduğunda uygulanacağı, başka bir deyişle, bir bölgenin sit alanı olarak belirlenip tescil edilmesi halinde, o bölgede yaşayan tüm vatandaşlara tebligat yapılmak suretiyle tescil kararının duyurulması şeklinde bir yöntem izlenmeyeceği, karar Resmi Gazete’de yayımlanıp Bakanlığın internet sayfasında bir ay süre ile duyurularak, bölge halkının sit tescilinden haberdar olmasının sağlanacağı;
Sözü edilen değişiklik öncesinde yapılan tescil işlemleri bakımından ise, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin olarak, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde tescil şerhi bulunup bulunmadığına; sit alanları, tabiat varlıkları ve tek yapı ölçeğinde tescil edilen taşınmazlar da dâhil olmak üzere malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazlara ilişkin olarak, şerhin yanı sıra tescil kararının mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilip edilmediğine bakılması gerektiği;
Bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde; sanığın, Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıkları Yüksek Kurulu’nun 11/12/1986 tarih ve 2753 sayılı kararı ile tescil edilip, Muğla Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 18/09/2008 tarih ve 4305 sayılı kararı ile tescili devam ettirilen 1. derece doğal sit alanı içerisinde yer alan mevcut evine ilaveten depo + wc olarak kullanılan bir yapıyı izinsiz yaptırdığı iddiasıyla açılan davada; suça konu taşınmaza ait tapu kaydı getirtilerek, beyanlar hanesinde tescil şerhi bulunup bulunmadığının, şerhin varlığı halinde konuluş tarihinin belirlenmesi, diğer yandan bölge tescilinin, Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıkları Yüksek Kurulu kararı ile yapılmış olması, tescil tarihi itibariyle yürürlükte olan 2863 sayılı Kanunun 17/06/1987 tarih ve 3386 sayılı Kanun ile değişmeden önceki 7. maddesinde, Yüksek Kurul’un tescile ilişkin kararlarının Resmi Gazete’de ilan edileceğinin öngörülmesi karşısında, sözü edilen mevzuat gereği bahse konu ilanın yapılmış olup olmadığının ilgili bakanlıkların merkez teşkilatlarından sorulması, bölgenin 1. derece doğal sit alanı niteliğiyle tescilli olduğunu bilip bilmediği hususunda sanığın savunmasının alınması, araştırma neticesinde, bölge tescilinin sanık tarafından bilindiği ya da bilinmesi gerektiği sonucuna varılması halinde olay yerinde keşif yapılarak, 07/09/2012 tarihli yapı tatil zaptına konu müdahalelerin niteliğinin, zamanının, 1. derece doğal sit alanında zarar oluşumuna sebebiyet verilip verilmediğinin tespit edilmesi, zarar saptanması durumunda 2863 sayılı Kanunun 6498 sayılı Kanun ile değişik 65/1-1. cümlesi; zarar mevcut olmaması durumunda ise, suça konu taşınmazın Muğla İl Özel İdaresi yetki sınırları içerisinde kalmasından dolayı, suç tarihi itibariyle adı geçen idarenin bünyesinde koruma uygulama ve denetim bürosu bulunup bulunmadığı belirlenerek, anılan büronun varlığı halinde 2863 sayılı Kanunun 6498 sayılı Kanun ile değişik 65/4. maddesi; yokluğu halinde, aynı Kanunun 65/1-2. cümlesi uyarınca mahkumiyet hükmü tesisi gerektiği gözetilmeksizin, eksik araştırmaya dayanılıp, 6498 sayılı Kanun değişikliği hatalı yorumlanmak suretiyle suçun unsurlarının oluşmadığından bahisle beraat kararı verilmesi,
Kanuna aykırı olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince beraate ilişkin hükmün isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 22/10/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.