Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2015/8435 E. 2015/14229 K. 16.09.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/8435
KARAR NO : 2015/14229
KARAR TARİHİ : 16.09.2015

MAHKEMESİ : ÇEŞME ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 31/10/2013
NUMARASI : 2010/157-2013/530

Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili; Çeşme Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2007/34 satış sayılı dosyası ile müvekkilinin de hissedarı olduğu bir grup taşınmazın satılarak paraya çevrildiğini, taşınmazlardan müvekkilin hissesine düşen 25.262,80 TL’nın Çeşme Sulh Hukuk Mahkemesi’ nin talimatı ile müvekkil adına davalı bankanın Çeşme şubesinde açılan vadeli hesaba yatırıldığını; hesapta bulunan paranın, Eyüp 3. Noterliği’nin 27.11.2008 tarih, 24112 yevmiye numarası ile düzenlenen vekaletname ile müvekkilinin bilgisi haricinde tanımadığı davalı İ.. M..’e ödendiğini; davalı bankaya ve davalı notere, ibraz edilen nüfus cüzdanının ve bu nüfus cüzdanı dayanak alınarak düzenlenen vekaletnamedeki imzanın müvekkiline ait olmadığını ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 10.000TL’ nın 28.11.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı İ.. K.. vekili; müvekkilinin, Eyüp 3. Noteri olup mesleği gereği davaya konu vekaletnameyi düzenlediğini, müvekkilinin vekaletnameyi düzenlerken 1512 Sayılı Noterlik Yasası ve Noterlik Yasası Yönetmeliği’ndeki her şartı yerine getirdiğini belirterek; davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı banka vekili; müvekkil bankaca, gerekli tüm kontroller yapılarak ödeme yapıldığını savunmuştur.
Mahkemece; iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davalı İ.. M..’ in örgütlü şekilde resmi belgede sahtecilik suretiyle bankaları aracı kılarak dolandırıcılık suçunu birden fazla kez işlediği, ayrı mahkemelerden ceza aldığı ve yerel ve ulusal basında haberlere konu olmakla davaya konu vekaletnamenin düzenlenmesinde kullanılan nüfus cüzdanının iğfal kabiliyetine haiz olduğu değerlendirmesi ile; davalı İ.. M..’in eylemi ile illiyet bağının kesildiğini ve bu nedenle davalı noterin sorumlu tutulamayacağını; davalı bankanın ise, kusursuz olduğu gerekçeleriyle her iki davalı yönünden davanın reddine, davalı İ.. M.. yönünden davanın atiye terki nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili süresi içerisinde temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacının davalı bankaya yönelik temyiz itirazları yerinde değildir.
Davacının, davalı (noter) İ.. K.. hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazına gelince; 1512 sayılı Noterlik Kanununun “Noterlerin Hukuki Sorumlulukları” başlıklı 162.maddesine göre “Stajyer, katip ve katip adayları tarafından yapılmış olsa bile, noterler, işin yapılmamasından veya hatalı yahut eksik yapılmasından dolayı zarar görmüş olanlara karşı sorumludurlar. Noter, birinci fıkra gereği ödediği miktar için işin yapılmaması, hatalı yahut eksik yapılmasına sebep olan stajyer veya noterlik personeline rücu edebilir.”
Bu maddeye göre, noterlerin sorumluluğu “Kusursuz sorumluluktur.” Kusursuz sorumlulukta, zarar gören kişinin kusurun varlığını ispat etmek zorunluluğu yoktur. Aksine kusursuz sorumlu olan davalının (noterin) olayla zarar arasında illiyet bağının bulunmadığını kanıtlaması gerekir. Sorumluluk hukukunun önemli öğelerinden biri de zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunmasıdır. İlliyet bağının kesildiği durumlarda kusursuz sorumlu olan kişi sorumlu tutulmayacaktır.
Teoride ve uygulamada; mucbir sebep, zarar görenin tam kusuru ve üçüncü kişinin ağır kusuru ile illiyet bağı kesilir ve kusursuz sorumlu olan kişi sorumluluktan kurtulur.
Noterlik Yasası’nın 72.maddesi gereğince noter, iş yaptıracak kişilerin kimlik ve adresleri ile gerçek isteklerini tamamen öğrenmekle yükümlüdür. Noterin sahte belgeler ile işlem yapması hatalı ve eksik bir işlemdir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 06/12/2013 gün 2013/4-335 E, 2013/1654 K sayılı ilamında, “…Noterin ilgililerin hukukî menfaatlerini korumak için araştırma ve aydınlatma görevi vardır. Noterlik Kanunu’nun 72. maddesine göre; noter, iş yaptıracak kimselerin kimlik, adres ve yeteneğini ve gerçek isteklerinin tamamını öğrenmekle yükümlüdür. Bu cümleden olarak noterin veya çalışanının her zaman belgenin sahte olup olmadığını anlamasını ve tetkik etmesini yani grafolojik bir inceleme yapması beklenemez. Ancak; belgenin veya kimliğin ilk bakışta sahte olup olmadığı veya kimlikte şekli anlamda var olması gereken bir bilginin olmaması yahut olmaması gereken bir ibarenin bulunması noter veya çalışan tarafından dikkat edilmesi gereken hususlardandır. Bu gibi hâllerde noterin veya çalışanının gerekli özeni göstermesi beklenir. Aksine davranış özen yükümlülüğünün ihlâlidir… ” hususları vurgulanmıştır.
Somut olaya gelince; davacı, davalı noter tarafından sahte nüfus cüzdanına dayanılarak düzenlenen vekaletname işleminde özenli inceleme yapılmaması nedeniyle banka hesabındaki paranın ilgisiz kişiye ödendiğini öne sürerek, uğradığı zararın tazminini istemiştir. Davaya konu para çekme işleminin, dava dışı üçüncü kişinin, sahte nüfus cüzdanını davalı notere ibraz ederek davalı İ.. M..’i vekil tayin etmek suretiyle vekaletname düzenlettiği, davalı İ.. M..’ in ise bu belge ile davalı bankadan başka bir hesaba havale ettirerek para çekmek şeklinde, gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Davacı hesabındaki paranın bir takım sahte işlem ve belgeler ile davalı İ.. M..’e ödendiği ihtilafsızdır. Sunulan sahte nüfus cüzdanı ile gerçek nüfus cüzdanının ön kısmında yazan seri ve numarası ile arka yüzünde yer alan kayıt numarasının farklı olduğu görülmüştür.

Bu farklılıkların nedeni konusunda kuşkulanılıp gerekli araştırmanın yapılması gerekir. Resmi işlem yapma görevini üstlenmiş ve teknolojinin gelişmesi ile internette sorgulama, mernis sistemi gibi kolaylıklara kavuşmuş olan davalı noterin daha fazla bilgi ve tecrübeye sahip olması nedeni ile dikkat ve özen görevi bulunmaktadır. Bu farklılıkların nedeni konusunda da gerekli incelemenin yapılmaması da davalı noterin özenli davranmadığını ve kusurlu olduğunu göstermektedir. Sahte nüfus cüdanı ile gerçek nüfus cüzdanı arasındaki yukarıda belirtilen ve ilk bakışta anlaşılabilecek farklılıklar dikkate alındığında, olayla zarar arasındaki illiyet bağının kesildiğinden söz edilemez.
Hal böyle olunca, yerel mahkemece zararın kapsamı belirlenerek olayın gelişim biçimine göre davalı noterin kusursuz sorumlu olduğu gözetilerek karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçeyle davalı noter yönünden istemin reddedilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 16.09.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.