Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2015/10505 E. 2015/18074 K. 16.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/10505
KARAR NO : 2015/18074
KARAR TARİHİ : 16.11.2015

MAHKEMESİ : HATAY 1. AİLE MAHKEMESİ
TARİHİ : 28/04/2015
NUMARASI : 2014/862-2015/346

Taraflar arasındaki iştirak nafakası davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, tarafların Hatay Aile Mahkemesinin 2008/995 Esas ve 2008/883 Karar sayılı ilamı ile anlaşmalı olarak boşandıklarını, müşterek çocuk Arda’nın velayetinin davacıya verildiğini, iştirak nafakasına hükmedilmediğini, tarafların boşandıktan sonra da bir süre beraber yaşadıklarını, birlikte yaşadıkları bu süreçte müşterek çocuk Ada’nın doğduğunu, müşterek çocukların masraflarının arttığını, davalının maddi durumunun iyi olduğunu ileri sürerek, müşterek çocuklar lehine aylık 600’er TL iştirak nafakasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı cevabında; mobilya şirketinin iflas ettiğini, hakkında icra takipleri olduğunu, günlük montaj işleri yaptığı, malvarlığı olmadığını, talep edilen nafakanın yüksek olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile müşterek çocuk Arda için aylık 200,00 TL ve müşterek çocuk Ada için aylık 150,00 TL iştirak nafakasının 04/12/2014 tarihinden itibaren davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, iştirak nafakası talebine ilişkindir.
TMK 182/2.maddesine göre; “Velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin çocuk ile kişisel ilişkisinin düzenlenmesinde, çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlak bakımından yararları esas tutulur. Bu eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır”.
Aynı Yasanın 328/1.maddesine göre de; “Ana ve babanın bakım borcu, çocuğun ergin olmasına kadar devam eder. Nafaka miktarı, çocuğun ihtiyaçları ile anne ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak belirlenir. Nafaka miktarının belirlenmesinde çocuğun gelirleri de gözönünde bulundurulur” (TMK. 330/1).
İştirak nafakasının; çocuğun yaşı, eğitim durumu, günün ekonomik koşullarındaki paranın alım gücü ile genel ihtiyaçlarına uygun olarak ana babanın mali durumları da gözetilmek suretiyle takdiri gerekir.
Somut olayda, davacının ev hanımı olduğu, ailesinin yardımı ile geçindiği, inşaat halindeki kendisine ait evde kaldığı, müşterek çocuk Arda’nın 2005 doğumlu olduğu ve okula gittiği, müşterek çocuk Ada’nın 2011 doğumlu olduğu, davalının ekonomik ve sosyal durum araştırmasında çalışmadığı, yevmiye karşılığı çalıştığı zamanlarda 500-600 TL kazandığı, beyanında aylık 1.000 TL kazandığı, davacı tanıklarının beyanlarında ise davalının kendisine ait iş yerinde kapı pencere işleri yaptığı, atölye ve mağazası olduğu ve maddi durumunun iyi olduğu anlaşılmaktadır.
Öyle ise mahkemece; davalının ekonomik ve sosyal durumuna ilişkin ayrıntılı araştırma yapılıp, hasıl olacak sonuca göre, tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumları, nafakanın niteliği, müşterek çocukların yaşı, eğitim durumu, ihtiyaçları, nafaka yükümlüsünün (davalı babanın) gelir durumu nazara alınarak TMK.4.maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesine uygun bir miktarda iştirak nafakasına hükmedilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme sonucunda düşük miktarda nafakaya hükmedilmesi hatalı olup, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 16.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.