YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/3304
KARAR NO : 2015/15165
KARAR TARİHİ : 06.10.2015
MAHKEMESİ : DİYARBAKIR 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 28/10/2014
NUMARASI : 2014/736-2014/1868
Taraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, duruşmalı olarak incelenmesi davalılardan ……….Tıp Merkezi AŞ. vekili tarafından istenilmekle; daha önceden belirlenen 06.10.2015 tarihli duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili gelmedi. Karşı taraf adına gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı ve taraflardan kimsenin gelmediği anlaşılmakla, işin incelenerek karara bağlanması için saat 14.00’e bırakılması uygun görüldüğünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y İ L A M I
Davacı vekili dilekçesinde; müvekkilinin ağrıları nedeni ile davalı hastanenin acil servisine gittiğini, burada müvekkilini muayene eden davalı doktor D.. S..’in, diğer davalı hemşire N. A. ‘e iğne yapması talimatını verdiğini, ancak iğnenin yapılmasından sonra müvekkilinin bacağının titremeye ve ağrımaya başladığını, sonrasında ise bacağının dizden aşağısını hissetmeyen müvekkilinin tedavisinin halen devam ettiğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı olmak üzere, 8.000 TL maddi ve 50.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
Davalılar vekilleri, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davalı …….. Tıp Merkezi A.Ş yönünden davanın kısmen kabulüne, 25.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden yasal faizi ile davalıdan tahsiline, diğer davalılara karşı açılan davanın ise reddine dair verilen hükmün davalı …….. Tıp Merkezi A.Ş tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 27.01.2014 günlü ve 2013/19977 E. 2014/926 K. sayılı ilamı ile;
(…Somut olayda; davacının talebi haksız eylemden doğan ve kusursuz sorumluluğa dayanan maddi ve manevi tazminat olduğundan davanın ticari niteliği bulunmamaktadır. Dosya incelendiğinde, davanın, 6335 sayılı Yasa ile değişik 6102 sayılı TTK’nun 5. maddesi hükmünün yürürlüğe girdiği 01/07/2012 tarihinden önce Asliye Hukuk Mahkemesinde
(Ticaret Mahkemesi sıfatı ile) açıldığı anlaşılmaktadır. 6102 sayılı TTK’nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava olabilmesi için uyuşmazlığın her iki tarafının da tacir olması ve ticari işletmeleriyle ilgili hususlardan doğmuş bulunması veya anılan yasa maddesinde sayılan mutlak ticari davalardan olması gerekli ve yeterlidir. Anılan ilkelere göre ticari bir niteliği bulunmayan davada davalının işbölümü itirazına rağmen Ticaret Mahkemesi sıfatı ile yargılama yapılması isabetli bulunmamıştır.
Kişilik hakları hukuka aykırı olarak, saldırıya uğrayan kimse manevi tazminat ödetilmesini isteyebilir. Yargıç, manevi tazminatın tutarını belirlerken, saldırı oluşturan eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Tutarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel durum ve koşulların bulunacağı da gözetilerek, takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde nesnel (objektif) olarak göstermelidir. Çünkü yasanın takdir hakkı verdiği durumlarda yargıcın, hukuk ve adalete uygun karar vereceği Medeni Yasa’nın 4. maddesinde belirtilmiştir. Takdir edilecek bu bedel, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
Somut olayda; mahkemece, davacının ekonomik sosyal durumu hakkında bir araştırma yapılmaksızın manevi tazminat miktarının belirlenmiş olması da doğru bulunmamıştır…) gerekçesiyle bozulmuştur.
Bozma ilamına uyan mahkemece; enjeksiyonu uygulayan davalı hemşire ve enjeksiyon yapılma talimatı veren davalı doktorunun kusurlarının bulunmadığı, ancak işleten ve adam çalıştıran sıfatı ile davalı hastanenin sorumlu olduğu gerekçesiyle davalı ……….Tıp Merkezi A.Ş yönünden davanın kısmen kabulü ile 25.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline, diğer davalılara karşı açılan davanın ise reddine karar verilmiş; hüküm, davalı …………Tıp Merkezi A.Ş vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı tarafın sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret tarifesinin 3/2 maddesi; “Müteselsil sorumluluk da dahil olmak üzere, birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tek, ret sebebi ayrı olan davalılar vekili lehine ise her ret sebebi için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmolunur.” hükmünü içermektedir.
Bu nedenle, davalılar haklarındaki ret sebeplerinin ayrı olduğu gözetilerek, davalı hastane lehine ayrı vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken, tüm davalılar için tek vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Ne var ki; bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davalı tarafın bu yöne ilişen temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm fıkrasının 5. bendi çıkarılarak yerine “5- AAÜT. nin 3/2 maddesi uyarınca, davalılar D.. S.. ve N. A. için 3.880 TL, davalı şirket için ise 3.000 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,” ifadesinin yazılması suretiyle hükmün HUMK.nun 438/7 maddesi uyarınca düzeltilmesine ve düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 06.10.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.