Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2015/10990 E. 2015/18188 K. 17.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/10990
KARAR NO : 2015/18188
KARAR TARİHİ : 17.11.2015

MAHKEMESİ : ZONGULDAK 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 03/06/2014
NUMARASI : 2009/590-2014/483

Taraflar arasındaki tapu iptal tescil -alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı-karşı davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı karşı davalı vekili dilekçesinde; Z. ili,merkez ilçesi, K. Güney mahallesi, 32 ada, 107 parsel,19 nolu bağımsız bölümün taraflar arasındaki satış sözleşmesi ile davalıya satıldığını, sözleşmedeki koşullara göre teslim edilecek konutun teslim tarihinin inşaat ruhsatının alındığı tarihten itibaren 36 ay olarak belirlenip, inşaat ruhsatının 18.03.2005 tarihinde alınmış olması nedeniyle taşınmazın teslim tarihinin ise 18.03.2008 olduğunu, Z.2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2009/165 D.iş sayılı dosyası üzerinden 20.10.2009 tarihinde yapılan tespitte taşınmazın sözleşme koşullarına uygun tamamlanmadığı ve eksiklerin tamamlanmadığının tespit edildiğini, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca taşınmazın yapımı için davalı tarafa süresi içinde 36.000 TL avans ve sonrasında da taksitler halinde 108.000 TL olmak üzere toplam 144.000 TL ödeneceğinin kararlaştırıldığını, taşınmaz inşaatı sözleşmeye uygun halde bitirilip davacıya teslim edildiğinde 52.000 TL daha ödeneceğinin kararlaştırıldığını, davacının inşaatın yapımı sürecinde ödemesi gereken 144.000 TL’yi davalı tarafa ödediğini, davacının kendi üzerine düşen ediminin yerine getirmesine karşın taşınmazın teslim edilmesi gereken 18.03.2008 tarihinden yaklaşık olarak 20 ay geçmesine rağmen davalı tarafça inşaatın bitirilip teslim edilmediğini, davalı tarafın sözleşme gereğini yerine getirip inşaatı bitirmemesine rağmen Zonguldak 1.Noterliği’nin 02.10.2009 tarih 20344 sayılı ihtarnamesini göndermek suretiyle 85.000 TL para istediğini ve bu bedelin ödenmesi halinde tapunun devrinin verileceğinin belirtildiğini, ancak inşaatın bitirilip bitirilmediğinden söz etmediğini, 15.10.2009 tarihinde tebliğ olunan ihtarname
nedeniyle Z. 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2009/165 D.iş sayılı dosyasında yapılan tespit ile taşınmazın inşaatının sözleşme koşullarına uygun olarak bitirilmediğinin 20.10.2009 tarihinde tespit olunduğunu ve Z. 2.Noterliği’nin 21.10.2009 tarih ve 19179 sayılı ihtarnamesi ile davalının gönderdiği ihtarnameye cevap verildiğini, sözleşmeye uygun olarak inşaatın bitirilmesi halinde ödenmesi gereken meblağın kendisine defaaten sözleşme koşullarına uygun olarak ödeneceğinin belirtildiğini, bunun üzerine davalının ise Z. 1.Noterliği’nin 04.11.2009 tarih 22381 sayılı ihtarnamesi ile istenen meblağın 7 gün içinde taraflarına ödenmemesi nedeniyle sözleşmeyi feshettiklerini bildirdiğini, ayrıca davalının inşaatı bitirmesi gereken sürede bitirmemesi ve teslim etmemesi nedeniyle sözleşmenin 7.maddesinde belirtilen gecikme cezasını da talep ettiklerini belirterek, davaya konu Z. ili, merkez ilçesi, K. Güney mahallesi, 32 ada, 107 parsel’de kain 19 nolu bağımsız bölümün tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya tesciline, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 30.000 TL gecikme cezası alacağının yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı karşı davacı vekili cevap dilekçesinde; davacının tapu iptal tescil talebinin yasal dayanağı olmadığını, zira taraflar arasında yapılan adi yazılı sözleşmenin tapulu taşınmazlarda tapu iptal ve tescil dava ve talep hakkı vermediğini, davacının elinde noterde düzenlenmiş taşınmaz satış vaadi sözleşmesi de bulunmadığını, bu nedenle tapu iptal tescil taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının gecikme cezası talebi yönünden ise, davalının bu talebinde de haklı olmadığını, nitekim davalının temerrüde düşürülmediğini, davacının ödemesi gereken aidatları ve sözleşmedeki edimleri yerine getirmediğinden Z. 1.Noterliği’nin 02.10.2009 tarih ve 20344 nolu ihtarnamesi ile ihtarda bulunulduğunu, davacının ise buna rağmen edimlerini yerine getirmediğini, taraflar arasındaki sözleşmenin 7.maddesinin çift taraflı olduğunu, davacının gecikme cezası talebinde haklı olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı karşı davacı vekili karşı dava dilekçesinde ise; taraflar arasındaki sözleşmenin 12.maddesinde inşaat ve işçilik sektöründe meydana gelen artışlar, konutta proje dışı alıcının isteği doğrultusunda yapılan işler nedeniyle fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000 TL alacağın ticari reeskont faizi ile birlikte davacı karşı davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece; davacının tapu iptal ve tescil talebinin reddine, davacının ödediği 144.000 TL’nin ise dava tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm süresi içinde davacı karşı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlıkta; asıl dava tapu iptal tescil-tazminat, karşı dava ise alacak istemlidir.
Mahkemece; asıl davadaki talepler, tarafların iddia ve savunmaları ile sundukları deliller gözetilerek değerlendirilmiş ve sonuca bağlanmıştır. Ancak, karşı davada talep olunan taleplerle ilgili mahkemece, herhangi bir araştırma ve değerlendirme yapılmamış, bu taleplere ilişkin olarak olumlu ya da olumsuz her hangi bir hüküm kurulmamıştır.
Bir hükmün neleri içermesi gerektiği HMK’nın 297. maddesinde; düzenlenmiş olup, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin gerekli olduğu ifade edilmiştir. Bu hüküm, yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir.
Anılan madde uyarınca mahkemece, taleplerin hepsi hakkında karar verilmesi gerekir. Mahkemenin taleplerden biri hakkında olumlu veya olumsuz hiçbir karar vermemiş olması halinde hakkında karar verilmemiş olan talep, zımnen reddedilmiş sayılamaz. Çünkü, bu talep hakkında ortada olumlu veya olumsuz bir mahkeme kararı yoktur.
Hal böyle olunca mahkemece; karşı dava harcı yatırılmak suretiyle açılan karşı davadaki taleplere ilişkin olarak olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, bu konuda herhangi bir hüküm kurulmaması usul ve yasaya aykırı görülmüş, bu husus bozmayı gerekmiştir.
Bozma nedenine göre, davacı karşı davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 17.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.