YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/8800
KARAR NO : 2015/15337
KARAR TARİHİ : 07.10.2015
MAHKEMESİ : İSTANBUL 41.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 03/12/2013
NUMARASI : 2013/89-2013/274
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dilekçesinde; müvekkilinin davalıdan 10 adet telefon hattı aldığını, iki hattın aylık abone bedelinin 17 TL, diğerlerinin ise 49 TL olarak belirlendiğini, ilk ay görüşme ücretinin 8 telefon için 400 TL olması gerekirken 630 TL fatura geldiğini, bu durumun şirkete bildirildiğini, yanlışlık olduğunu bir sonraki ay düzeltileceğinin belirtildiğini, ikinci döneme ait faturanın da aynı şekilde gelmesi üzerine müvekkilinin şikayetini sözlü olarak bildirip, tüm telefonlarını diğer iletişim şirketine naklettiğini, davalı şirketin toplam 8 adet telefonun diğer operatöre nakledilmesi nedeniyle ile davacıya toplam 5.519,10 TL’lik 05/02/2010 ödeme tarihli fatura gönderdiğini ve faturanın ödenmesini, ödeme yapılmadığı takdirde yasal işlem yapılacağının ihtar ettiğini, davacının bu şekilde borcu olmadığını, sözleşme davacıya teslim edilmediğinden bu şekilde cezai şartın da bir anlamının kalmadığını, kullanılmayan döneme ilişkin borçlarının olmadığını ileri sürerek, 05/02/2010 ödeme tarihli faturadan dolayı borçlarının olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin dilekçesinde: dava dilekçesinde itiraz edilen faturanın kaynağının belirtilmediğini, borçlunun korunmaya değer hukuki yararının bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece; ”…dava konusu 1 adet faturadan dolayı davanın açıldığı tarihte davalı tarafından davacı aleyhine yapılmış bir icra takibi bulunmadığı, davalının elinde İİK 68 m uyarınca belge bulunmadığı, davanın açılmasında davacının hukuki yararının bulunmadığı” gerekçesiyle davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK.nun 114.maddesinde hukuki yarar dava şartı olarak kabul edilmiştir.
Hakkı ihlal edilen bir kişi davacı olarak mahkemeye başvurup hukuki korunma talep edebilir. Ancak, davacının hukuki korunma talep edebilmesi için korunmaya değer bir yararının bulunması gerekir.
Davacının dava hakkına sahip bulunması mahkemeden hukuki koruma isteyebilmesi için yeterli değildir. Dava açan kişinin ayrıca dava açmakta hukuki bir yararı bulunmalıdır.
Kural olarak inşai davalarda ve eda davalarında hukuki yararın bulunduğu varsayılır. Davacı bu tür davalarda hukuki yararının bulunduğunu bildirmek ve ispat etmekle yükümlü değildir. Ancak şüphe halinde hukuki yararın mevcut olup olmadığı inceleme konusu yapılır.
Tespit davalarında bu arada menfi tespit davasında davacının davanın açılmasında hukuki yararı bulunmalıdır. Davacı menfi tespit davası açmakta hukuki yararı bulunduğunu bildirmeli, açıklamalı ve gerekirse ispat etmelidir. (Kuru Baki: Hukuk Muhakemeleri Usulü, 2001, c.II.s.1368; Hanağası Emel; Davada Menfaat, Ankara, 2009,s.314)
Davacı menfi tespit davası açmakta hukuki yararının bulunduğunu ispat edemezse dava dava şartı olan hukuki yararın bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmelidir.
Somut olayda davacı, kendisine gönderilen fatura ve yasal takip uyarısı nedeniyle hakkında bir icra takibi yapılmadan eldeki davayı açmıştır.
Yapılmış bir icra takibi olmadan da borç tehdidi altında olan kişinin menfi tespit davası açabileceği, İcra iflas Kanununun 72/1.maddesinde açıkca düzenlenmiştir.
O halde, dava konusu olayda, hakkında davalı tarafından düzenlenen fatura ve yasal takip uyarısı bulunan davacının, davalı alacaklı tarafından başlatılan bir icra takibi öncesinde eldeki menfi tespit davasını açmakta hukuki yararı bulunduğunun kabulü ile işin esasının incelenmesi gerekirken, aksine düşüncelerle, davanın açılmasında davacının hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle, davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Bozma nedenine göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 07.10.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.