Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2014/13140 E. 2015/10763 K. 11.06.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/13140
KARAR NO : 2015/10763
KARAR TARİHİ : 11.06.2015

MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 01/10/2013
NUMARASI : 2008/229-2013/243

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili dava dilekçesinde, taraflar arasında 13.04.2007 tarihinde daire satışına ilişkin protokol akdedildiğini, protokol gereğince müvekkilinin davalıya toplam 370.000,00 TL ödeme yaptığını, satışın ve ödemelerin Toki idaresi nezdinde yapılması gerekirken davalının Toki’den gizli satış yaptığının öğrenilmesi üzerine müvekkilinin protokole konu daireyi almaktan vazgeçip, ödediği parayı davalıdan geri istediğini, davalının tahsil ettiği paranın bir kısmını iade ettiğini ancak bakiyeyi iade etmekten kaçındığını, bu nedenle davalıya önce ihtarname gönderdiklerini, sonra da hakkında icra takibi başlattıklarını, itirazla takibin durduğunu belirterek; itirazının iptaliyle, takibin devamına ve müvekkili lehine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının Toki’den onay almak suretiyle sözleşmeyi hayata geçirmesi mümkünken bu yola başvurmadığını, müvekkilinin, davacıdan aldığı parayı iade ettiğini, müvekkilinin davacıya borcu bulunmadığını savunarak; davanın reddine karar verilmesini dilemiştir.
Mahkemece; davanın kabulü ile itirazının iptaline, takibin devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren %27 oranını aşmamak üzere ticari faiz uygulanmasına, alacağın %40 oranında 19.008,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm; davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; adi yazılı gayrimenkul satış sözleşmesi gereğince ödenen paranın iadesi için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Tapulu taşınmazın satışına ilişkin sözleşmeler, resmi biçimde yapılmadığı sürece geçersizdir. (TMK’nın 706, BK’nın 213, Tapu Kanunu’nun 26 ve Noterlik Kanunu’nun 60.maddesi) Geçersiz sözleşmeler taraflarına hak ve borç doğurmaz. Bu nedenle taraflar verdiklerini haksız iktisap kuralları gereğince geri isteyebilirler.

Diğer taraftan, sebepsiz zenginleşmeden doğan bir alacağa faiz yürütülebilmesi için borçlunun bir ihtar ya da dava açmak suretiyle temerrüde düşürülmesi zorunludur. (818 sayılı BK m.101/1, 6098 sayılı TBK m.117/1) Borçlunun temerrüdü, borçluya gönderilen ihtarnamenin tebliğinden veya ihtarnamede ödeme için süre verilmişse bu sürenin bitiminden itibaren oluşur. İade talebinde bulunulmadan temerrüt faizi işlemez.
Somut olayda; davacı, davalı şirketten, harici gayrimenkul satış sözleşmesi ile 480.000,00 TL’ye daire satın almıştır. Davacı, satış parasının 370.000,00 TL’si davalıya ödendikten sonra sözleşmeyi sona erdirmiştir. Taraflar arasında akdedilen bu sözleşme resmi şekilde yapılmadığı için geçersizdir. Geçersiz sözleşme gereğince davalının aldığı 370.000,00 TL’yi davacıya iade etmesi gerekir. Davalı, davacıdan aldığı paranın, 250.000,00 TL’sini 18.12.2007 tarihinde, 15.000,00 TL’sini 25.12.2007 tarihinde, 50.000,00 TL’sini de 04.01.2008 tarihinde iade etmiştir. Davacı bakiyenin iadesi için davalıya ihtarname göndermiş, ihtarname davalıya 26.01.2008 tarihinde tebliğ olmuştur. Dolayısıyla bakiye alacak için ihtarnamenin tebliğ tarihi itibariyle davalı temerrüde düşürülmüştür. Davacı bu tarihten sonra, bakiye alacak için faiz isteme hakkına haizdir. İhtarnamenin tebliğinden sonra davalı davacıya, 30.01.2008 tarihinde 20.000,00 TL; 08.02.2008 tarihinde de 30.000,00 TL olmak üzere 50.000,00 TL daha iade etmiştir. Davacı bakiyenin tahsili için 11.02.2008 tarihinde davalı aleyhine 47.519,96 TL bedelli ilamsız icra takibi başlatmıştır. İcra takibinden sonra davalı davacıya 25.03.2008 tarihinde 5.000,00 TL daha ödeme yapmıştır.
Bu bağlamda temyize konu uyuşmazlık; davacının takip tarihi itibariyle davalıdan ne kadar alacaklı olduğu hususunda toplanmaktadır.
Mahkemece bilgisine başvurulan bilirkişi, davacının ödediği paraya, davacının ödediği tarihinden itibaren faiz işleterek yanlış hesaplama yapmış ve takip tarihi itibariyle davacının alacağının 68.167,77 TL olduğunu hesaplamıştır. Raporda, alacağın fer’ileri dikkate alınmazsa, davacının takip tarihi itibariyle alacağın 5.000,00 TL olduğu rapor edilmiştir. Mahkemece, ilk hesaplama şekline itibar ederek yazılı şekilde karar verilmiştir.
Hal böyle olunca mahkemece; davalının ihtarname ile temerrüde düşürüldüğü kabul edilerek, ihtarnamenin tebliğ tarihinden sonraki bakiye alacağa faiz işletilmek suretiyle davalının davacıya iade etmesi gereken miktarın uzman bilirkişiye hesaplatılması, davalının yaptığı ödemeler hesaplanacak bu miktardan düşürülerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme sonucu yetersiz bilirkişi raporuna itibar edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 11.06.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.