YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/24821
KARAR NO : 2015/37764
KARAR TARİHİ : 03.03.2015
MAHKEMESİ : Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Yağma
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
5271 sayılı CMK’nın “mağdur ve şikayetçinin hakları” başlıklı 234. maddesinde mağdurun, “Onsekiz yaşını doldurmamış, sağır veya dilsiz ya da meramını ifade edemeyecek derecede malûl olması ve bir vekili de bulunmaması halinde, istemi aranmaksızın bir vekil görevlendirileceği” ve mağdur veya şikayetçinin davaya katılmış olma koşuluyla davayı sonuçlandıran kararlara karşı kanun yollarına başvurabileceği, açıkça düzenlenmiştir.
Aynı Yasanın “Kanun yolarına başvurma” başlıklı 260/1. maddesinde ise “Hâkim ve mahkeme kararlarına karşı Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık ve bu Kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolları açıktır.”hükmüne yer verilmiştir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 02.12.2014 gün ve 2014/3-28 Esas- 2014/537 Karar sayılı kararında da, “CMK’nın 261. maddesinde avukatın, müdafiliğini veya vekilliğini üstlendiği kişilerin açık arzusuna aykırı olmamak şartıyla kanun yollarına başvurabileceği belirtilmektedir. Maddede belirtilen avukat tabirine baro tarafından mağdurlara görevlendirilen avukatlar da dahildir. Bu düzenlemede kanun yollarına başvurusu yetkisi açısından ele alındığı üzere, kanuni temsilci asil gibi olup, vekilin yetkileri asilden fazla olamayacaktır. Bu nedenlerle, katılma konusunda ayırt etme gücü olmayan mağdur küçük veya malulün kanuni temsilcisi ile CMK’nın 234/2. maddesi ile görevlendirilen vekilin iradelerinin çelişmesi halinde kanuni temsilcinin iradesine üstünlük tanınması” gerektiği belirtilmiştir.
Tüm bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; ifadesinin alındığı 02.03.2010 günlü oturumda ve suç tarihinde 15 yaşından küçük olduğu anlaşılan mağdur ….. ve kanuni temsilcileri olan anne ve babasının anılan oturumda şikayetçi olmadıklarını beyan ettikleri, Mahkemenin istemi üzerine atanan mağdur vekilinin bu oturumda, “Katılma talebinin olmadığını” belirtmesine karşın, 04.05.2010 günlü oturumda “Mağdurun suçtan zarar gördüğünü, bu sebeple katılma talebinde bulunduğunu” bildirdiği; Mahkemenin, “Mağdur vekili ile mağdurun iradesinin çeliştiği durumlarda, vekilin iradesine üstünlük tanınması gerektiği yönünde Yargıtay Kararlarının mevcut olduğu” gerekçesi ile katılma talebinin kabulüne karar verdiği; sanık … hakkında yağma suçundan verilen beraat kararının da mağdur vekili tarafından temyiz edildiği olayda; mağdura 5271 sayılı CMK’nın 234/2. maddesi uyarınca, Mahkemenin talebi üzerine baro tarafından görevlendirilen vekilin, mağdur adına davaya katılmayı isteme hakkı olmadığı gibi mağdurun katılan sıfatını almamış olması nedeniyle hükmü temyiz yetkisinin de bulunmadığı anlaşılmakla yapılan incelemede;
Katılan sıfatını almamış mağdura atanan avukatın, sanık hakkında yağma suçundan verilen beraat kararını temyiz hakkı bulunmadığından, temyiz isteminin 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak REDDİNE, 03.03.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.