Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2015/3120 E. 2015/10705 K. 10.06.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/3120
KARAR NO : 2015/10705
KARAR TARİHİ : 10.06.2015

MAHKEMESİ : SİNOP 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 24/04/2014
NUMARASI : 2013/264-2014/235

Taraflar arasındaki yoksulluk nafakasının kaldırılması davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı dilekçesi ile; davalı ile Sinop Asliye hukuk mahkemesinin 2009/585-539 esas karar sayılı dosyası ile boşandıklarını ve bu kararın kesinleştiğini, bu boşanma davası ile davalı lehine 750TL yoksulluk nafakası verilmesine hükmedildiğini; ancak, o zaman aylık gelirinin 3.000 TL olduğunu, Gümüşhane’nin Ş… ilçesinde eczane işlettiğini, 1 yıl kadar önce iflas ettiğini ve eczanesini kapatmak zorunda kaldığını, tüm mal varlığı üzerinde haciz olduğunu, sadece şu an emekli maaşı ile geçindiğini, bunun da bir kısmının SGK tarafından kesildiğini, aylık sadece 200 TL gibi bir para ile geçimini sağladığını; davalının ise, Sinop’un en zengin ailelerinden birinin kızı olduğunu, kendisine annesinin vefatından sonra hatırı sayılır bir miras kaldığını, maddi açıdan hiçbir kaygısının olmadığını iddia ederek; Sinop Asliye hukuk Mahkemesinin 2009/585-539 sayılı kararı ile aylık 750 TL olarak hükmedilen yoksulluk nafakasının kaldırılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde; kendisine ailesinden kalan mal varlığının davacı tarafından abartıldığını, davacının iflas etmesine kendisinin sebep olmadığını; ayrıca, davacının hiçbir zaman nafakayı düzenli olarak ödemediğini; bu nedenle kendisi hakkında icra takibi başlattığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davacının mal varlıkları üzerinde haciz şerhi olduğu ,davalı Z.. U..’un babası ve annesinden kalan 1.800,00 TL maaş gelirinin olduğu ,oturduğu eve aylık 400 TL kira ödediği ,babasından ve annesinden kalan gayrimenkullerinin olduğunu; ,davacının ise, 780 TL maaşının olduğunu ve maaşının hacizli olduğunu ,oturduğu evin kendisine ait olduğu; ancak, hacizli olduğu; yani, davacının ekonomik sıkıntı içerisinde olduğu gerekçesi ile; davanın kabulüne, davalı Z.. U.. yararına hükmedilen 750TL yoksulluk nafakasının tümüyle kaldırılmasına karar verilmiş, hüküm davalı tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
TMK nun 176. maddesine göre; yoksulluğun ortadan kalkması halinde mahkemece nafaka kaldırılabileceği gibi, tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın artırılması veya azaltılmasına da karar verilebilir.
Yargıtay HGK.nun 7.10.1998 tarih ve 2-656-688 sayılı kararında da kabul edildiği gibi yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür (eğitim) gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanları yoksul kabul etmek gerekir. HGK.nun yerleşik kararlarında “asgari ücret seviyesinde gelire sahip olunması,” yoksulluk nafakası bağlanmasını olanaksız kılan bir olgu kabul edilmemiştir. (HGK. 7.10.1998 gün 1998/2-656 E.,1998/688 K. 26.12.2001 gün 2001/2-1158-1185 sayılı ve 1.5.2002 gün 2002/2-397-339 sayılı kararları).
Somut olayda; davalı kadının sosyal ve ekonomik durumunun tespiti amacıyla yapılmış kolluk araştırması incelendiğinde; 60 yaşında ve bekar olduğu, ev hanımı olup çalışmadığı, anne ve babasından kalan aylık 1.800TL maaş aldığı, aylık ortalama 900-1000TL kira geliri olduğu, kirada oturduğu ve 400TL ödediğinin tespit edildiği görülmektedir.
Davalı ise 05.03.2013 tarihli dilekçesinde anne ve babasından aylık yalnızca 400TL maaş aldığı, babasından kalan miras nedeniyle kira geliri olduğunu ancak bunun da yedi hisseye bölündüğünü beyan etmiş olmasına karşın mahkemece davalının anne-babası nedeniyle aylık ne kadar maaş aldığı konusunda SGK’ya müzekkere yazılmamış, davalının kira geliri hususunda delilleri sorularak araştırma yoluna gidilmemiştir.
O halde; mahkemece yapılması gereken, yukarıda belirtilen şekilde davalının sosyal ve ekonomik durumu hakkında etraflıca araştırma yaptıktan sonra varılacak sonuca göre, gerekirse davacının dava dilekçesindeki kaldırma talebi içinde indirme talebinin de olduğu (çoğun içinde az da vardır ilkesi gereğince) gözetilerek bir karar vermektir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 10.06.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.