Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2015/8916 E. 2015/15387 K. 08.10.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/8916
KARAR NO : 2015/15387
KARAR TARİHİ : 08.10.2015

Y A R G I T A Y İ L A M I

Davacı S.. B.. ile davalı T.. M.. aralarındaki taviz bedelinin istirdadı davasına dair İstanbul 12. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 18/03/2014 günlü ve 2013/21 E. -2014/121 K. sayılı hükmün onanması hakkında dairece verilen 23.03.2015 günlü ve 2014/12108 E. – 2015/4672 K. sayılı ilama karşı davalı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiştir.
Düzeltme isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dilekçesinde; mülkiyeti davacıya (SGK) ait iken, Yönetim Kurulunun 09/12/2011 tarih ve 2011/339 sayılı kararı ile …………… İnşaat ve İşletme A.Ş. ye devrine karar verilen İstanbul, ……., ……. Mah. …… ada, ……… parselde tapuya kayıtlı arsa için davacı kurum adına ………. İnşaat ve İşletme AŞ. tarafından davalı Vakıflar Genel Müdürlüğüne 27/03/2012 tarihinde ödenen 4.890.970 TL taviz bedelinin (………… Vakfından mukataalı şerhinin silinmesi için) yersiz olduğunu belirterek, davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili cevabında; taşınmazın mukataalı olarak vakfedildiğinin tapu kaydıyla sabit olduğunu, bu nedenle ve 5717 sayılı Yasanın 18. maddesi uyarınca taviz bedelinin tahsil edildiğini, davanın yersiz olduğunu belirterek, reddini dilemiştir.
Mahkemece; davanın kabulü ile 4.890.970 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Hükmün taraf vekillerince temyizi üzerine; Dairemizin 23/03/2015 gün ve 2014/12108 E. – 2015/4672 K. sayılı kararı ile onanmış olup, davalı vekili tarafından süresinde karar düzeltme talebinde bulunulmuştur.
Dava konusu uyuşmazlık, 5737 sayılı Vakıflar Kanununa dayanan taviz bedelinin istirdadı istemine ilişkindir.
5737 sayılı Vakıflar Kanunu 27.02.2008 tarihli Resmi Gazete de yayımlanmış ve aynı tarihte yürürlüğe girmiştir. Sözü edilen 5737 sayılı Vakıflar Kanununun 18.maddesi hükmüne göre; icareteyn ve mukataalı vakıf şerhi bulunan gerçek ve tüzel kişilerin mülkiyetinde veya tasarrufundaki taşınmazlar taviz bedeline tabidir.
Kanunun 3.maddesinde yapılan tanıma göre de; Mukataalı vakıf, zemini vakfa, üzerindeki yapı ve ağaçlar tasarruf edene ait olan ve kirası yıllık olarak alınan vakıf taşınmazlarını, icareteynli vakıf ise, değerine yakın peşin ücret ve ayrıca yıllık kira alınmak suretiyle süresiz olarak kiralanan vakıf taşınmazlarını ifade eder.
Bu halde, somut uyuşmazlığın çözümü için “………..Vakfının” mukataalı veya icareteynli vakıf olup olmadığının veya miri arazilerden mukataalı hayrata tahsis edilmeyenler ile aşar ve rüsumu vakfedilen taşınmazlardan bulunup bulunmadığının yöntemince araştırılması gerekir.
Vakfiye kapsamındaki her taşınmazın coğrafi konumu ve hukuki durumu farklı olacağından bu taşınmazların kadim köy, kasaba ya da şehir içindeki mülk topraklar içinde olup olmadığı keşfen ve uzman bilirkişiler marifetiyle saptanmalıdır.
Bütün bunlardan anlaşılacağı üzere vakıf türünün belirlenmesi ve belirlenen vakıf türüne göre çekişmeli taşınmazda vakfın bir hakkının kalıp kalmadığının, taviz bedeli ödenip ödenmeyeceğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmadan saptanması bu tür davalarda önem kazanmaktadır.
Hükme esas alınan bilirkişi raporu ise, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde hazırlanmış olup denetime elverişli değildir.
Bu durumda mahkemece, taşınmaza ait tapu kaydı tesis tarihinden itibaren tüm dayanakları ve kadastro tutanağı ile birlikte getirtilmeli, vakıf durumunu gösterir kayıtlar (vakfiye örneği) ve dayanılan diğer belgeler merciinden istenilmeli, Vakıflar Genel Müdürlüğünden kayda işaret edilmiş vakfın türü hakkında bilgi alınmalı, vakfiye örneği ve tapu kaydı üzerinde bu konuda uzman üniversite öğretim üyelerinin de yer alacağı yeni bir bilirkişi kurulu oluşturulmasından sonra mahallinde keşif yapılmalı ve yukarıdaki ilkeleri kapsar biçimde rapor aldırılarak ortaya çıkacak sonuca göre bir hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ile hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya uygun görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Açıklanan nedenlerle kararın bozulması gerekirken, Dairemizce zuhulen onanmıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan gerekçeye binaen karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairemizin 23/03/2015 tarih ve 2014/12108 E. – 2015/4672 K. sayılı onama kararının kaldırılmasına ve İstanbul 12. Asliye Hukuk Mahkemesinin 18/03/2014 tarih ve 2013/21 E. – 2014/121 K. sayılı hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 08.10.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.