Danıştay Kararı 4. Daire 2021/8662 E. 2022/2676 K. 19.04.2022 T.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2021/8662 E.  ,  2022/2676 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2021/8662
Karar No : 2022/2676

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … İnşaat Madeni Yağlar Petrol Ürünleri Turizm İthalat İhracat Ticaret Sanayi Limited Şirketi
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, vergi inceleme raporu uyarınca, re’sen tarh edilen 2015/1 dönemi için tekerrür uygulamalı vergi ziyaı cezalı iki adet ihbarname içeriği katma değer vergisinin kaldırılması istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; dava konusu vergi/ceza ihbarnamelerinin, davacıya, elektronik ortamda 18/11/2019 ve 11/11/2019 tarihlerinde tebliğ edildiği, davanın söz konusu tarihlerden itibaren 30 gün içinde açılması gerekirken bu süre geçirilerek 18/03/2020 tarihinde açılmış olduğu buna göre süresinde açılmayan davanın esasının incelenmesinin mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, mücbir sebepler dolayısıyla vergi/ceza ihbarnamelerinden haberdar olmadıkları, şirket hakkında iflas kararı verildiği ve bu sürede şirket idaresinden el çekildiği, tebligat yapıldığı söylenen kişinin şirket çalışanı olmadığı, şirkete ait “e-mail” sunucu hizmetinin ilgili tarihte askıya alınmış olduğu, haksız ve hukuka aykırı kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Cevap verilmemiştir.

TETKİK HÂKİMİ: …
DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 17. maddesinin 2. fıkrası uyarınca duruşma istemi yerinde görülmeyerek ve dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 14. maddesinin üçüncü fıkrasının (e) bendinde dava dilekçelerinin “süre aşımı” yönünden incelenmesinin yapılacağı; maddenin altıncı fıkrasında da, anılan hususlarda aykırılıkların sonradan tespit edilmesi halinde davanın her safhasında 15. madde hükmünün uygulanacağı, 15. maddenin birinci fıkrasının (b) bendinde ise süre aşımı bulunan hallerde davanın reddedileceği kurala bağlanmıştır.
Kanunun “Dava açma süresi” başlıklı 7. maddesinde; dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış, vergi mahkemelerinde otuz gün olduğu ve bu sürelerin, idari uyuşmazlıklarda; yazılı bildirimin yapıldığı, vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezalarından doğan uyuşmazlıklarda: tahakkuku tahsile bağlı olan vergilerde tahsilatın; tebliğ yapılan hallerde veya tebliğ yerine geçen işlemlerde tebliğin; tevkif yoluyla alınan vergilerde istihkak sahiplerine ödemenin; tescile bağlı vergilerde tescilin yapıldığı ve idarenin dava açması gereken konularda ise ilgili merci veya komisyon kararının idareye geldiği tarihi izleyen günden başlayacağı; “Sürelerle ilgili genel esaslar” başlıklı 8. maddesinde ise; sürelerin, tebliğ, yayın veya ilan tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlayacağı, tatil günlerinin sürelere dahil olduğu, şu kadarki, sürenin son günü tatil gününe rastlarsa, sürenin tatil gününü izleyen çalışma gününün bitimine kadar uzayacağı, bu Kanunda yazılı sürelerin bitmesi çalışmaya ara verme zamanına rastlarsa bu sürelerin ara vermenin sona erdiği günü izleyen tarihten itibaren yedi gün uzamış sayılacağı yönünde düzenlemelere yer verilmiştir.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun “Elektronik ortamda tebliğ” başlıklı 107/A maddesinde; “Bu Kanun hükümlerine göre tebliğ yapılacak kimselere, 93 üncü maddede sayılan usullerle bağlı kalınmaksızın, tebliğe elverişli elektronik bir adres vasıtasıyla elektronik ortamda tebliğ yapılabilir. Elektronik ortamda tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır. Maliye Bakanlığı, elektronik ortamda yapılacak tebliğle ilgili her türlü teknik altyapıyı kurmaya veya kurulmuş olanları kullanmaya, tebliğe elverişli elektronik adres kullanma zorunluluğu getirmeye ve kendisine elektronik ortamda tebliğ yapılacakları ve elektronik tebliğe ilişkin diğer usul ve esasları belirlemeye yetkilidir.” şeklinde düzenleme yapılmıştır.
Dosyanın incelenmesinden; dava konusu vergi/ceza ihbarnamelerinin elektronik ortamda tebliğinden itibaren süresinde dava açılmadığından bahisle davanın süreaşımı nedeniyle reddedildiği ve söz konusu kararın mücbir sebeplerle tebligatın gerçekleşmediğinden bahisle temyizen incelenerek bozulması istenildiği anlaşılmaktadır.
Olayda; davacı tarafından, mücbir sebeplerle, elektronik ortamda yapılan tebligata ulaşılamadığı ileri sürülerek, kararın bozulması istenilmişse de, 2577 sayılı Kanunun ilgili yasa kurallarına göre, dava açma süresinin, davacı tarafından ileri sürülen nedenlerden dolayı durması kesilmesi mümkün değildir. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nda sayılarak gösterilen mücbir sebeplerin etkisi vergilendirme ile ilgili ödevlere ilişkin olup, dava açma süresine etkisi olamaz. Kaldı ki uyuşmazlıkta, 213 sayılı Kanunda sınırlı olarak sayılan mücbir sebeplerden herhangi birinin varlığından da söz edilemeyecektir. Bu bakımdan temyize konu kararda hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin reddine,
2.Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA,
3.Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4.492 sayılı Harçlar Kanunu’na bağlı (3) sayılı Tarife uyarınca, … TL maktu karar harcından, varsa evvelce ödenen harcın mahsubundan sonra kalan harç tutarının temyiz eden davacıdan alınmasına,
5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 19/04/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.