YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/14732
KARAR NO : 2015/10765
KARAR TARİHİ : 11.06.2015
MAHKEMESİ : ANKARA 3. TÜKETİCİ MAHKEMESİ
TARİHİ : 24/04/2014
NUMARASI : 2013/4523-2014/878
Taraflar arasındaki geçici elektrik aboneliği davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, Ankara İli, M… İlçesi, Ş… Mahallesi, ….. Sokakta bulunan …. nolu bağımsız bölümün maliki olduğunu; davaya konu daireye elektrik aboneliği tesisi taleplerinin davalı tarafça reddedildiğini, dairenin doğalgaz ve telefon aboneliklerinin bulunduğunu, İmar Kanunu’nun geçici 11. maddesi gereğince abonelik tesisi taleplerinin kabul edilmesi gerektiğini belirterek; geçici abonelik tesisine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; abonelik tesisi talep edilen dairenin bulunduğu binanın iskan ruhsatının olmadığını savunarak; davanın reddine karar verilmesini dilemiştir.
Mahkemece; davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, geçici elektrik aboneliği tesisi istemine ilişkindir.
Uyuşmazlık; davacıya ait daireye geçici elektrik aboneliği verilip verilmeyeceği hususunda toplanmaktadır.
3194 sayılı İmar Kanunu’nun “Yapı Kullanma İzni” başlıklı 30.maddesinde; yapının tamamen bitmesi halinde tamamının, kısmen kullanılması mümkün kısımlarının tamamlanması halinde ise tamamlanan kısımlarının kullanılabilmesi için inşaat ruhsatını veren belediye ve valilikten izin alınmasının mecburi olduğu, mal sahibinin müracaatı üzerine yapının ruhsat ve eklerine uygun olduğu ve kullanılmasında mahzur görülmediğinin tespitinin gerekli olduğu hükme bağlanmıştır.
Yine aynı kanunun “Kullanma İzni Alınmamış Yapılar” başlıklı 31.maddesinde; inşaatın bitme gününün, kullanma izninin verildiği tarih olduğu, kullanma izni verilmeyen ve alınmayan yapıların izin alınıncaya kadar elektrik, su ve kanalizasyon hizmetlerinden ve tesislerinden faydalandırılmayacağı ancak kullanma izni alan bağımsız bölümlerin bu hizmetlerden istifade edeceği düzenlenmiştir.
İmar Kanunu’nun bu hükümleri birlikte değerlendirildiğinde; yapı kullanma (iskan) izni verilmeyen veya alınmayan yapıların izin alınıncaya kadar belediye hizmetlerinden ve tesislerinden faydalanamayacaklarının açık olduğu tartışmasızdır.
Ancak 3194 sayılı İmar Kanununa 5784 sayılı yasanın 25.maddesi ile eklenen geçici 11.maddesi ile bir istisna getirmiştir. 26.07.2008 tarihinde yürürlüğe giren geçici 11.maddede bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar yapı (inşaat) ruhsatı almış ve buna göre yapılmış olup, kullanma izni verilmeyen ve alınmayan yapılara; yol, elektrik, su, telefon, kanalizasyon ve doğalgaz gibi altyapı hizmetlerinden birinin veya birkaçının götürüldüğünün belgelenmesi halinde, ilgili yönetmelikler doğrultusunda fenni gereklerin yerine getirilmiş olması ve bu maddenin yayımı tarihinden itibaren başvurulması üzerine, kullanma izni alınıncaya kadar ilgili mevzuatta tanımlanan ait olduğu abone grubu dikkate alınarak, geçici olarak su ve/veya elektrik bağlanabileceği, bu kapsamda ilgili belediyeden dağıtım şirketlerine elektriğin kesilmesi talebinin söz konusu olması halinde, aboneliği iptal edileceğinden, su ve/veya elektrik bağlanması herhangi bir kazanılmış hak teşkil etmeyeceği ancak yapı (inşaat) ruhsatı alınmış ve buna göre yapılmış olma şartının 12/10/2004 tarihinden önce yapılmış olan yapılarla ilgili olarak uygulanmayacağı belirtilmiştir.
Tüm bu bilgiler ışığında somut olay incelendiğinde; dava konusu yapıya ilişkin ruhsat tarihinin 02.08.2006 olduğu, yapıya doğalgaz hizmetinin götürüldüğü, davacı vekili tarafından keşif talebinde bulunulduğu, mahkemece bu talebin değerlendirilmediği; İmar Kanununun geçici 11.maddesinde ifade edilen istisnai hâlin somut olaya uygulanıp uygulanamayacağı hususunda yeterli araştırma yapılmadan eksik incelemeyle karar verildiği anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca mahkemece; yukarıda anılan yasal düzenlemeler ve yapılan açıklamalar ışığında davacıya, davasını ispatlama imkanı verilerek, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, 3194 İmar Kanunu’nun geçici 11.maddesinde ifade edilen koşulların var olup olmadığı etraflıca araştırılmadan, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 11.06.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.