Yargıtay Kararı 6. Ceza Dairesi 2012/16539 E. 2015/39020 K. 25.03.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/16539
KARAR NO : 2015/39020
KARAR TARİHİ : 25.03.2015

MAHKEMESİ : Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Yağma

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:

I-Belli bir olay ile ilgili suç işlediği izlenimini veren ve hakkında herhangi bir araştırma yapılan kişi, şüpheli statüsüne girer. Şüpheli muhakeme hak ve yetkilerine sahiptir.

Yargılanacak her uyuşmazlıkta; şüphelilik, uyuşmazlığın somut olması ve uyuşmazlığın çözümü şeklinde özellikler vardır. O halde önce olay öğrenilmelidir. Yani sübut konusunda bir hükme varılır. Sübut (veya ispat) meselesi maddi mesele olup, bu konu geçmişteki olayı zihnimizde yeniden yaratmak, yani nasıl meydana geldiğini belirlemektir. Olay belirlendikten sonra, olaya uygulanacak hukuki norm ve bunun olayın tipine uygun olup olmadığı konusunda sonuç çıkarılır. Maddi durumun tespiti, hukuki durumun tespitidir. Olayın faillerinin kim olduğu ve bunların ceza hukuku karşısındaki sorumlulukları öncelikle olayın belirlenmesi ile mümkündür.

Olay ise deliller ile öğrenilebilir. Delillerin gösterdiği objektiflik bakımından bir (ihtimal)’dir. Buna rağmen ihtimal belli bir dereceye gelince kanaat (kanı) olacaktır. Şüphe yerini kanaate bıraktığında ispatta aranan belirlilik ortaya çıkar. Yani belirliliğe şüphenin yenilmesi ile ulaşılır.

Ceza Muhakemesinin asıl amacı maddi gerçeği ortaya çıkarmaktır. Maddi gerçeğe ulaştıracak araç ise delillerdir. Deliller; sanık açıklamaları, tanık açıklamaları, sanık ve tanıktan başka kişilerin açıklamaları, kolluk, savcı ve hakim tutanakları, özel yazılı açıklamalar, görüntü ve (veya) ses kaydeden araçlarla açıklama ve belirtiler şeklinde ayrıma tabi tutulabilir. Deliller yeterince araştırılmamış veya soruşturma eksik ise, bu hususlar giderilmelidir. Soruşturma evresinde toplanmamış delilleri mahkemenin toplaması gerekir. Hakimin sanık lehine ve aleyhine olan delilleri araştırıp; tam bir inanışla özgürce değerlendirerek kuşkudan arınmış bir sonuca ulaşması gerekir. Kuşkular yenilmelidir. Yani hükümde varsayıma dayalı, kuşkulu kalan hususlar olmamalıdır. Maddi gerçeğin olayın bir bütünü veya parçasını temsil eden kanıtlardan ortaya çıkarılması gerekir. Bir takım varsayımlara dayanılarak karar verilmesi ceza muhakemesinin amacına kesinlikle aykırıdır. Kuşku ve çelişki yenilmeden karar verilemez. Eylem veya eylemlerin bir suç olup olmadığının belirlenmesi için öncelikle eylemin işlenip işlenmediği sorununun çözümlenmesi gerekir. Bu da kanıtların yorumu ile cevaplanacaktır. Hakim hangi kanıtı nasıl yorumladığını, yorum ile nasıl bir kanıya ulaştığını, kararının gerekçesinde göstermek zorundadır.

Gerekçedeki mantıksal kronolojik dizin ise iddia, savunma, kanıtlar, kanıtların yorumu, sabit kabul edilen eylem; ihlal edilen norm, normun yorumu ve en nihayet ulaşılan sonuç olan hüküm şeklinde olmalıdır.

Bu açıklamalar ışığında somut olaya gelirsek;

Yakınan … kolluktaki ifadesinde; “Arkadaşları olan sanıkların, boşta gezen ve kötü alışkanlıkları olan kişiler olması nedeniyle, olay tarihinden yaklaşık iki ay önce evlendikten sonra onlarla arkadaşlık etmeyi bıraktığını, ancak sanıkların yanına gelmeye devam ettiğini, geldiklerinde de para istediğini, olay gecesi de saat 02:00 sıralarında evinde yatmakta iken sanık ….’ın, kendisini cep telefonundan arayıp (arandığı telefon numarası hakkında herhangi bir bilgi vermemiş), yanlarına çağırdığını, gitmeyeceğini söyleyince, sanık … ile birlikte diğer sanıklar …ve …’ın, evlerinin önüne gelip, ..’ın kendisine tekrar telefon açtıklarını balkona çıktığında, ‘bize para getir, aşağıya gel, gelmezsen ben eve gireceğim’ diyerek tehditle para istemesi üzerine, evdeki babasını kaldırıp, durumu ona anlatarak polise ihbarda bulunduklarını, bu sırada …’ın elinde döner bıçağı olduğunu, polisin olay yerine gelmesi ile sanıkların kaçmaya başladıklarını, kovalamaca sonucu sanıkların yakalandığını” belirtmiş, yakınanın babası olan….. de kollukta, oğlu … ile örtüşen beyanlarda bulunmuş,

Sanıklar ….ise, kolluktaki savunmalarında; “Yakınanın, kendilerine telefon açıp, konuşmak için evinin önüne çağırdığını, yakınanın evinin önüne gittiklerinde, kendilerine küfür edip, ‘silahımı getirin’ diye bağırması üzerine olay yerinden kaçtıklarını, polislerin de kendilerini …..’ndeki parkta yakaladıklarına” dair, özetle inkara dayalı savunmada bulunmuşlar,

Bu ifadeler üzerine, sanıklar hakkında yakınana yönelik “şartlı tehdit ve bu suça iştirak” suçundan Asliye Ceza Mahkemesi’ne açılan davada yapılan yargılama esnasında, sanıklardan …, talimat mahkemesinde “Arkadaşı olan … ile aralarında anlaşmazlık olunca kavga ettiklerini, ancak iddia edildiği gibi evinin önüne gidip, döner bıçağı ile onu tehdit etmediğine” dair özetle inkara dayalı savunma yapmış, sanık …. da mahkemede, “…’ın, ..’a 300.- TL borcu olduğunu, bu borcunu vermeyince olay günü, gündüzleyin, ikisinin tartıştıklarını, olay gecesi de….’ın,…’ı evinin önüne telefonla çağırması üzerine …’ın evine gittiklerini, ancak bu esnada iddia edildiği gibi ‘bize para vereceksin, yoksa seni öldürürüz’ şeklinde sözler söylemediklerini savunmuş,

16.09.2004 tarihli “tutanak” başlıklı belgeden; ihbar üzerine yakınanın ikamet ettiği olay yerine gelen polislerin, yakınanın babası tanık ….’ten aldıkları bilgi doğrultusunda, taşlı-sopalı kavgaya karıştığı ve polisleri görence kaçmaya başladığı belirtilen madde bağımlısı sanıkların kovalamaca sonucu, olay yerine yakın …..i üzerinde, zor kullanılarak etkisiz hale getirilip, yakalandıklarında, suçta kullanıldığı iddia edilen döner bıçağının elde edilemediği anlaşılmış,

Yakınan ….Asliye Ceza Mahkemesi’nde talimat yoluyla alınan 13/10/2008 tarihli ifadesinde ise, “Olay gecesi evinin önüne gelen ve daha önceden arkadaşları olan sanıklardan …ın döner bıçağı ile evlerinin kapısına vurup, ‘aşağıya ineceksin, buraya gel, seni öldüreceğim’ diye bağırdığını, bu olay esnasında ‘para getir’ diye birşey söylemediğini, ancak bu olaydan altı ve iki ay önce, …’ın kendisinden zorla para aldığını, bunlar için ise müracaat etmediğini”, tanık ….. mahkemede, “… gecesi evde yatarken, oğlu …’ın kendisini uyandırıp, sanıkların kendisini tehdit ettiğini söylemesi üzerine polise haber verdiklerini, oğlunun nasıl tehdit edildiğini duymadığını” söylemiş her ikisi kolluk ifadelerinde de farklı şekilde beyanda bulunduklarından çelişki sorulduğunda, mahkemedeki ifadelerinde ısrarcı olduğunu belirtmişler,

B…Asliye Ceza Mahkemesi’nin 13.10.2008 tarih, 2004/92 Esas-2008/355 Karar sayısı ile sanıkların eylemlerinin “yağma” suçunu oluşturma ihtimaline binaen Ağır Ceza Mahkemesine görevsizlik kararı verilmiş, burada yapılan yargılama esnasında da sanıklar, özü itibariyle “yağma veya tehdit” suçlamasına konu eylemleri inkar etmişler; yakınanın …Asliye Ceza Mahkemesi’nde talimat yoluyla alınan 15/07/2009 tarihli ifadesinde, “Olay gecesi evinin önüne gelen ve muhtemelen tiner kullandıkları için kendilerinde olmayan sanıkların, kendisine ‘bize para getir, getirmezsen seni öldüreceğiz’ diye birşey söylemediler” şeklindeki ifadesi ile esas mahkemesinde hem yakınan… hem de tanık …; “iddia edilen olay gecesinde, sanıkların, silah tehdidi ile para istemeleri olayının yaşanmadığını” belirtmeleri ile iddialarının tamamının doğru olmadığını dile getirmişler,

Aynı olayda, yaş küçüklüğü nedeniyle evrakı ayrılıp, “tehdit” suçundan yargılaması yapılan ….’a ait, … Çocuk Mahkemesi’nin 2007/179 esas sayılı dosyasının getirtilen suretinde bulunan sanık … da savunmasında, “Olay gecesi, yakınan ile evinin önünde tartıştıklarını,…’ın kendilerine tencere fırlatıp, küfür ettiğini, aşağıya babasının indiğini, konuştuklarını, suçlamayı kabul etmediğini” savunmuş,

İfadelerin tamamı birlikte değerlendirildiğinde, yakınan … ve olayın tanığı olan babası …, sadece kollukta, iddianame ile örtüşen beyanda bulunmuşlar, sonraki aşamalarda ise, gerek talimat gerekse esas mahkemelerinde alınan ifadelerinde önce, “Sanıkların, sadece tehdit ettiklerini, para istemediklerini”; sonra “tehdit de etmediklerini” belirtmek suretiyle çelişkili beyanlarda bulunmuşlar, çelişkiler sorulduğunda da, mahkemedeki ifadelerinde ısrarcı olduklarını dile getirmek suretiyle çelişkilerin giderilemediği anlaşılmakla; evrakı ayrılan yaşı küçük sanık …’ın savunması da dahil olmak üzere tüm sanıklar aşamalardaki savunmalarında özetle, “Olay gecesi evlerinin önüne gittikleri yakınanı tehdit etmediklerine, ondan para istemediklerine” dair inkara yönelik savunmalarda bulunmaları, yakınan ile tanık …’ın aşamalarda değişiklik gösteren ve aykırılıkları giderilemeyen anlatımları ve dosyaya yansıyan diğer deliller birlikte ele alındığında;

Sanıklar tarafından gerçekleştirilen ve suç teşkil eden bir eylem olup olmadığı; var ise, bunun hukuki vasıflandırmasının ne olması gerektiği yönünde dosyaya yansıyan iddia, savunma ve delillerin yeterli olup olmadığı hususunun mevcut dosyada duraksama yarattığı muhakkaktır. Bilindiği üzere Ceza Muhakemesinin asıl amacının maddi gerçeği ortaya çıkarmak olduğu dikkate alınacak olursa;

1-)Sanıkların savunmalarında, suç saatinden önce yakınanın, sanık …’ı cep telefonundan araması üzerine yakınanın evinin önüne gittiklerine dair beyanları karşısında, yakınanın olay tarihinde kullandığı telefon numarası tespit edilerek bu numara ile 15.07.2009 tarihli Talimat Mahkemesi’ndeki ifadesinde belirttiği 05…… nolu hatta ilişkin iletişimin tespiti kayıtları getirtilerek, olay günü sanık … ile yakınan arasında görüşme yapılmadığının tespiti,

2-) Olayın, yakınan ve babası tanık ….’ın ikamet ettiği evinin önünde gerçekleşmiş olması nedeniyle yakınanın eşinin ve olay anında evde bulunan aile fertlerinin tespiti ile iddia konusu olaya ilişkin ayrıntılı beyanlarının alınması,

3-)Yaş küçüklüğü nedeniyle evrakı ayrılıp, “tehdit” suçundan yargılaması yapılan …’a ait, …. Çocuk Mahkemesi’nin 2007/179 Esas sayılı dosyasının akıbeti araştırılarak, karar sureti ile birlikte dosya arasına celp edilmeyen kısımlarının onaylı suretlerinin getirtilmesi,

Daha sonra dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirilip, hangi delil ve kimlerin beyanlarına niçin üstünlük tanındığı belirtilmek suretiyle hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ile yetinilip, yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde sanığın mahkumiyetine karar verilmesi,

II- İddianamede, sanık …’in, doğum tarihinin “27/09/1984” olmasına karşın, “1974” olarak yazılması,

III- Kabule göre de; 5271 sayılı CMK’nın 326/2. maddesi gereğince suçu birlikte işleyen sanıkların neden oldukları yargılama giderlerinden ayrı ayrı sorumlu tutulmaları gerekirken, hesaplanan yargılama giderlerinin sanıklardan nasıl tahsil edileceği konusunda bir karar verilmemesi,

Bozmayı gerektirmiş, sanıklar …. savunmanlarının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle istemden farklı gerekçe ile BOZULMASINA, 25.03.2015 günü oybirliğiyle karar verildi.