YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/17890
KARAR NO : 2015/11115
KARAR TARİHİ : 16.06.2015
MAHKEMESİ : ANKARA BATI 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
(SİNCAN 1.ASLİYE H.M.)
TARİHİ : 10/04/2014
NUMARASI : 2010/52-2014/73
Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dilekçesinde, müvekkili olan davacının, davalıların murisine ait taşınmazı, murisin borçlarını ödemek ve ona borç para vermek karşılığı satın aldığını, tapu kaydının da davacının kardeşi olan dava dışı O… D.. adına yapıldığını, murisin ölmesi üzerine davalılar tarafından muris muvazaası nedeni ile tapu kayıt maliki olan davacının kardeşi O… D… aleyhine tapu iptal ve tescil davası açıldığını, dava sonucunda taşınmazın 12/16 payının davalılar adına tapuya tescil edildiğini, davacının murise borç para verip, 28.000 TL tutarında borç senedi aldığını, ancak satış işleminin gerçekleşmesinden sonra senedin murise iade edildiğini, murisin kooperatif borçlarını ödediğini ve taşınmaza bir takım iyileştirmeler yaptığını, taşınmazın ellerinden gitmesi ile davacının yaptığı bu ödemelerin karşılıksız kaldığını beyan ederek, şimdilik 32.000 TL alacağın 26.12.2005 tarihinden itibaren değişen oranlarda yasal faizi ile birlikte miras payları oranında davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili savunmasında; davanın zamanaşımına uğradığını, taraf teşkilinin sağlanmadığını, tapu kaydı dava dışı 3. kişi adına olması nedeni ile davacının sıfatının bulunmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, verilen bu hüküm süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacının aşağıda belirtilen temyiz itirazları dışındaki sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak; dava konusu uyuşmazlık, davacının, davalıların murisinden satın aldığı taşınmazın, tapu iptal ve tescil davası sonucu elinden gitmesi nedeni ile, bu satış için davalıların murisi için yaptığını iddia ettiği bir kısım ödemelerin sebepsiz zenginleşme kurallarına göre iadesinin gerekip gerekmeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Sebepsiz zenginleşmeden sözedilebilmesi için; bir taraf zenginleşirken diğerinin fakirleşmesi, zenginleşme ve fakirleşme arasında uygun nedensellik bağının bulunması ve zenginleşmenin hukuken geçerli bir nedene dayalı olmaması gerekir.
Borçlar Kanunu’nun konuya ilişkin 61 ve ardından gelen maddelerindeki düzenlemelere göre, sebepsiz zenginleşme; geçerli olmayan veya tahakkuk etmemiş yahut varlığı sona ermiş bir nedene ya da borçlu olunmayan şeyin hataen verilmesine dayalı olarak gerçekleşebilir.
Sebepsiz zenginleşme bunlardan hangisi yoluyla gerçekleşmiş olursa olsun, sebepsiz zenginleşen, aleyhine zenginleştiği tarafa karşı, geri verme borcu altındadır.
Dosyanın incelenmesinden, dava konusu taşınmaza ilişkin olarak, davalılar tarafından, tapu kayıt maliki olan davacının kardeşi O… D… aleyhine muris muvazaasına dayalı tapu iptal ve tescil davası açıldığı, Sincan 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin Yargıtay denetiminden de geçerek kesinleşen 12.05.2009 gün ve sayılı kararında S… İlçesi Y…. C.. Köyü … sayılı parselin ortak muris D…A… tarafından karısı davalılardan Y.. A..’ya iletilmek üzere muvazaalı olarak davacı A.. D..’in kardeşi olan O… D…’e satıldığı kabul edilip, Yurdagül kendi payı için dava açmadığından onun payı O… D… üzerinde bırakılarak dava açan D… A…nın diğer mirasçılarının (eldeki davadaki davalılar) davası kabul edilerek, kendilerine düşen 12/16 pay iptal edilmiş, maddi olay bu haliyle taraflar için kesinleşmiştir.
Yine Sincan 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 21.02.2013 gün ve 2011/620-33 sayılı kararında aynı hususlar kabul edilmiş, satışın muvazaalı olduğu, aslında D…A…nın A.. D.. ile O… D…’e borcu olmadığı kabul edilmiş, bu karar taraflarca temyiz edilmiş, Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 24.06.2013 gün ve 2013/8478-10481 sayılı kararında, A.. D.. ile Y.. A..’nın haksız igalci olduklarına dair mahkeme kabulünde bir isabetsizlik olmadığına değinilmiş, karar başka bir nedenle bozulmuştur. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin sözü edilen kararı aleyhine davacılar karar düzeltme yolu kullanmışlar ancak karar düzeltme istemleri Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 12.03.2014 gün ve 2013/7346-5453 sayılı kararı ile red edilmiştir.
Sonuç itibariyle kesinleşmiş mahkeme kararları ile, dava konusu taşınmaz satışının muvazaalı olduğu, gerçekteki amacın satış değil, murisin davalılardan mal kaçırıp, gene davalı konumunda bulunan sağ kalan eş Yurdagül’e, taşınmazı bağışlamak olduğu hususu sabit olmuştur.
Bu durumda, artık davacının; Medeni Kanun madde 6′ daki “Kural olarak herkes, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür.” kuralı gereğince, davalıların murisi adına yaptığı ödemeleri ispat etmesi gerekecektir. Davacı, bir kısım ödemeleri, murisin bir kooperatife olan borcunu ödemek suretiyle ifa ettiğini idda etmekte, bunun içinde kooperatifden alınan ödeme makbuz fotokopilerini ibraz etmektedir.
Öyle ise mahkemece, bu makbuz fotokopileri konusunda davalı tarafa diyecekleri sorularak, bu ödemelerin varlığının sabit oması durumunda, yapılan bu ödemenin iadesine karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu ret kararı verilmesi doğru görülmemiştir.
Diğer yandan; davacı taraf, taşınmaza bir takım iyileştirmeler yaptığını da iddia ederek, bu iyileştirmelerin de tahsilini talep etmiştir. Bu konuda talebin kabul edilmesi için, taşınmazın davacı tarafından iade edilmesi gerekecektir.Bu durumda mahkemece, taşınmazın karşı tarafa iade edilip edilmediğinin belirlenmesinden sonra, yapıldığı idda edilen iyileştirmeler konusunda da bir değerlendirme yapılarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Kabule göre ise; davalı tarafın temyiz dilekçesinde de belirttiği gibi, dava konusu uyuşmazlığın değerinin para ile ölçülebileceği dikkate alınıp, davalı vekili lehine nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, maktu vekalet ücreti takdir edilmesi de doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 16.06.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.