Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2015/6522 E. 2015/11202 K. 16.06.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/6522
KARAR NO : 2015/11202
KARAR TARİHİ : 16.06.2015

MAHKEMESİ : ANTALYA 7. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 09/10/2014
NUMARASI : 2014/133-2014/331

Taraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı kooperatifin davalı belediyeden 18.06.1997 tarihli encümen kararı ile 9 adet taşınmazı 13.000 TL (13.000.000.000 TL)’ye satın aldığını, dava konusu taşınmazların Hazine’ye ait olduğunu sonradan öğrendiklerini, Hazine tarafından taşınmazların davalı belediyeye devri yapılmadığı için taşınmazların tapu ile mülkiyetini alamadıklarını belirterek, ödenen 13.000 TL’nin denkleştirici adalet ilkesi gereğince dava tarihi itibariyle ulaştığı alım gücünün karşılığı şimdilik 50.000 TL’nin yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili cevabında, davacının toplam 3.000 TL ödeme yaptığını, davacıya yapılan 18.06.1997 tarihli tahsis kararının Antalya Valiliği İl İdare Kurulu’nun 05.09.2000 tarihli kararı ile iptal edildiğini, Hazine’ye ait taşınmazların davacıya devrinin yapılmadığını beyan etmiştir.
Mahkemece; 20.12.2012 tarihli ilk kararında davanın (talep gibi) kabulü ile 50.000 TL’nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş, taraf vekillerinin temyizi üzerine Dairemizin 03.06.2013 tarihli ilamı ile; davacının taşınmazı halen kullanması nedeniyle, taşınmazın davalıya aynı anda iade edilmesi koşulu ile ödenen satış bedelinin davacıya iade edilmesi gerektiği ve taşınmazın davalıya iade edildiği tarihten itibaren faiz talep edilebileceği belirtilerek bozma kararı verilmiş, davacı vekilinin karar düzeltme talebi ile Dairemizin 17.12.2013 tarihli kararında; ifanın imkansız hale geldiği tarih itibariyle ödenen paranın ulaştığı bedelin talep edilmesi gerektiği, ifanın imkansız hale geldiği tarihin tespit edilerek bu tarih itibariyle alınacak rapor sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozma kararının gerekçesi değiştirilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece; temyize konu 09.10.2014 tarihli 2. kararında ise ifanın imkansız hale geldiği 05.09.2000 tarihli itibariyle ödenen bedelin ulaştığı değer 7.187,25 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiş, hükmü taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Davalı belediye meclis kararı ile, 18.06.1997 tarihinde gecekondu önleme bölgesinde bulunan 1246,1247,1248,1249,1253,1254,1255,1256,1257 parsellerin davacı kooperatife 13.000.000.000 TL (13.000 TL) ya tahsis edilmesine karar verilmiş, davacı tarafından toplam 3.000 TL ödeme yapılmıştır.
Belediye tahsis kararları Antalya Valiliği İl İdare Kurulu’nun 05.09.2000 tarihli kararı ile dava konusu taşınmazların dava dışı Hazine adına kayıtlı olması gerekçesi ile iptal edilmiş, iptal kararlarının iptali için belediye tarafından Antalya Valiliği aleyhine İdare Mahkemesi’ne dava açılmıştır.
Tapulu taşınmazların satışına ilişkin sözleşme resmi şekilde yapılmadığı için TMK’nun 706., TBK’nun 237. (BK.’nun 213.), Tapu Kanununun 26. ve Noterlik Kanunun 60. maddesi gereğince hukuken geçersizdir. Geçersiz sözleşmeler, geçerli sözleşmeler gibi taraflarına hak ve borç doğurmaz. Bu durumda, taraflar verdiklerini sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri isteyebilir.
Geçerli bir sebebe dayanmadan verilen şeylerin iadesi sağlanırken denkleştirici adalet ilkesi esas alınmalıdır.Denkleştirici adalet ilkesi ile ödenen bedelin ilk ödeme tarihindeki alım gücüne ulaştırılması sağlanmış olur. Bu şekilde gerçek bir eski hale getirme yükümlülüğü yerine getirilmiş ve haksız değer kaymalarının önüne geçilmiş olur.
Ancak, denkleştirme yapılırken, iade alacaklısının (davacının), geçersiz sözleşmenin ifa edilmeyeceğini öğrendiği tarihe dikkat edilmesi gerekir. İade alacaklısının geçersiz sözleşmenin ifa edilemeyeceğini öğrendiği tarih, iade bedelinin miktarının tespitinde önemlidir. Çünkü, sözleşmenin artık ifa edilemeyeceğini bilmesine rağmen haksız zenginleşmenin iadesini istemeyen alacaklı, zararın artmasına kendisi sebep olacağından bu artan zararını iade borçlusundan talep etme hakkı bulunmamaktadır.
Davada, ifanın imkansız hale geldiği tarih konusunda bir inceleme ve araştırma yapılmamıştır. Antalya Valiliği’nin 05.09.2000 tarihli belediyenin tahsis işleminin iptali kararında davacı kooperatifin taraf olmadığı ve bu tarih itibariyle davacının öğrenmediği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, davacı kooperatif tarafından belediye tahsis kararının iptaline ilişkin kararın öğrenildiği tarihin araştırılması gerekmektedir. Mahkemece; davacı kooperatifin öğrendiği tarihin araştırılarak İdare Mahkemesi kararları da incelenip, dikkate alınarak oluşacak sonuca göre, davacının ifanın imkansız hale geldiğini öğrendiği tarihin belirlenmesinden sonra davacının yaptığı ödemelerin her ödeme tarihinden, ifanın imkansız hale geldiği tarihe kadar ulaştığı alım gücünün enflasyon, ÜFE, altın ve döviz kurları, memur maaş ücretleri ile faiz oranlarındaki artışlar vs. gibi etkenlerin ortalaması alınmak suretiyle uzman bilirkiş raporu doğrultusunda karar verilmesi gerekirken, 05.09.2000 tarihi itibariyle tespit edilen denkleştirici miktarına karar verilmesi doğru görülmemiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 16.06.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.