Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2015/11749 E. 2015/19113 K. 30.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/11749
KARAR NO : 2015/19113
KARAR TARİHİ : 30.11.2015

MAHKEMESİ : DİDİM (YENİHİSAR) 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 25/06/2014
NUMARASI : 2012/281-2014/557

Taraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili dava dilekçesinde;D.ilçesi K. mevkii 1019 parsel nolu 10.130m2 büyüklüğündeki taşınmazın 400 m2’lik kısmına ilişkin davacı adına 2981 sayılı yasa nedeni ile tahsis belgesi verildiğini,davacının davalıya 12.000.000 TL arsa bedeli ödediğini ancak Didim Mal Müdürlüğünün 29.07.2004 tarih ve 819 sayılı kararı ile tahsis kararının iptal edildiğini belirterek davacı tarafından davalı kuruma 1989 yılında ödenmiş olan 12.000.000 TL’nin yeniden tespitinin yapılarak (fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak )dava tarihi itibari ile en az alım gücü karşılığının işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesi talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 25.06.2014 tarihinde davayı ıslah ederek talebini 16.374 TL ye çıkarmıştır.
Davalı vekili davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece; davanın kabulü ile,16.374,00 TL’nin, 8.000 TL’sine dava tarihinden itibaren bakiye 8.374,00 TL’sine ise ıslah tarihi olan 25.06.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,karar verilmiş hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Didim Malmüdürlüğü’nün 26.11.1993 tarihli kararı ile davacıya 1019 nolu parselin 400m²lik kısmına ilişkin tapu tahsis belgesi verildiği,ancak Didim Malmüdürlüğü’nün 29.07.2014 tarih 819 sayılı kararı ile davacının yapıyı konut olarak kullanmak üzere yapmadığı ve yapıda hiçbir zaman ikamet etmediği belirtilerek tapu tahsis belgesinin iptaline karar verildiği,davacı tarafça kararın iptali için İdare Mahkemesine dava açıldığı,Aydın 1.İdare Mahkemesinin 2006/49 Esas 2006/749 Karar sayılı ilamı ile davanın reddine karar verildiği,Danıştay 6.Dairesinin 2006/7977 Esas 2008/7455 Karar sayılı kararı ile onandığı anlaşılmıştır.
Dava sebepsiz zenginleşme nedenine dayalı alacak davasıdır. BK.nun 61 vd. maddelerde: geçerli bir nedene dayanmaksızın, başkasının zararına mal kazanan kimse onu iadeye mecburdur, şeklinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre; haksız (nedensiz) yere zenginleşen kişi, bu zenginleşmeyi geri vermek zorundadır.
Geçerli bir sebebe dayanmadan verilen şeylerin iadesi sağlanırken denkleştirici adalet ilkesi esas alınmalıdır.Denkleştirici adalet ilkesi ile ödenen bedelin ilk ödeme tarihindeki alım gücüne ulaştırılması sağlanmış olur. Bu şekilde gerçek bir eski hale getirme yükümlülüğü yerine getirilmiş ve haksız değer kaymalarının önüne geçilmiş olur.
Ancak, denkleştirme yapılırken, iade alacaklısının (davacının), sözleşmenin ifa edilmeyeceğini öğrendiği tarihe dikkat edilmesi gerekir. İade alacaklısının sözleşmenin ifa edilemeyeceğini öğrendiği tarih, iade bedelinin miktarının tespitinde önemlidir. Çünkü, sözleşmenin artık ifa edilemeyeceğini bilmesine rağmen haksız zenginleşmenin iadesini istemeyen alacaklı, zararın artmasına kendisi sebep olacağından bu artan zararını iade borçlusundan talep etme hakkı bulunmamaktadır.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava tarihi dikkate alınarak hesaplama yapılmıştır.Davacının tapu tahsis belgesinin iptaline ilişkin olarak verilen kararın kesinleşme tarihinde ifanın imkansız hale geldiği anlaşılmıştır.
Bu durumda davacının yaptığı ödemelerin, ifanın imkansız hale geldiği tarihe kadar ulaştığı alım gücünün enflasyon, ÜFE, altın ve döviz kurları, memur maaş ücretleri ile faiz oranlarındaki artışlar vs. gibi etkenlerin ortalaması alınmak suretiyle uzman bilirkiş raporu alınarak karar verilmesi gerekli iken,hatalı bilirkişi raporuna göre karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 30.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.