Yargıtay Kararı 6. Ceza Dairesi 2013/853 E. 2015/38458 K. 11.03.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/853
KARAR NO : 2015/38458
KARAR TARİHİ : 11.03.2015

MAHKEMESİ : Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Yağma

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:

Sanık hakkında, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanunun 108/2 ve TCK’nın 58/7. maddeleri gereğince en ağır cezayı içeren hükümlülüğün tekerrüre esas alınması gerektiğinden, sanığın adli sicil kaydında yer alan … Ağır Ceza Mahkemesinin 2004/145 esas ve 2004/320 karar sayılı 6 yıl hapis cezasını içeren ilamın tekerrüre esas alınması gerektiğinin gözetilmemesi, ayrıca sanığın, işyerinde silahla yağma eylemini saat 04.55 de gerçekleştirdiği, mahkemenin de kabulünün bu yönde olduğu, suç tarihinde yaz saati uygulamasıyla güneşin doğuş saatinin 06.10 olduğu dolayısıyla suç gece sayılan zaman diliminde işlendiği halde TCK’nın 149/1. maddesinin (h) bendi ile uygulama yapılmaması karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılamıştır.

Savunma hakkının sınırlandırılamayacağı temel ilke olmakla birlikte, savunma hakkının sınırlandığından söz edebilmek için, savunmanın hükmü etkileyecek nitelik taşıması ve yargılaması yapılan fiile ilişkin olması gerekir. 5271 sayılı CYY’nın 226. maddesi; yargılaması yapılan ve iddianamede yasal unsurları gösterilen suçun temas ettiği yasa maddelerinden başkasıyla mahkumiyet durumunda veya cezanın arttırılmasını gerektiren nedenlerin ilk defa duruşma sırasında ortaya çıkması hallerinde savunma hakkının sınırlanamayacağı ilkesi uyarınca, sanığın ek savunmasını yapabilmesi için bir takım usullere uyulması yükümlülüğünü getiren özel bir düzenlemedir. Bu konuya ilişkin olarak Ceza Genel Kurulu’nun 29.12.1998 gün ve 321–393 sayılı kararında; “İddianamede gösterilen eylemin hukuki niteliğinin değişmesi ya da cezanın artırılmasını gerektiren hallerin, ilk defa duruşma sırasında ileri sürülmesi halinde, sanık veya müdafisine ek savunma hakkı verilmeden, sanığın iddianamede gösterilen suçun temas ettiği kanun hükmünden başkasıyla cezalandırılamayacağı” sonucuna ulaşılmıştır.

Yağma suçunun ”işyerinde” işlenmesi halinde 5237 sayılı TCK’nın 149. maddesinin (d) bendinde düzenlenen suçun nitelkli hali gerçekleşmiş olur. Anılan maddenin diğer bendlerinde düzenlenen nitelikli hallerden birkaçının da gerçekleşmesi durumunda mahkemece alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayini gerekmektedir.

Bu açıklamalar ışığında somut olaya gelince,

… Cumhuriyet Başsavcılığı’nca silahla yağma suçundan düzenlenen iddianamede özetle; “Sanığın, yakınan ….’in bekçilik yaptığı çay bahçesine, çitin üzerinden atlayarak girdiği, üzerinde taşıdığı bıçağı çekerek bekçi ….’ten para ve sigara istediği, …’ın param yok demesi üzerine, büfenin camlı bölümünü kırarak içinden 2 paket sigara aldığı” hususu belirtilerek, sanık hakkında TCK’nın 149/1-a maddesince cezalandırılması istenmiş, atılı suç ve sevk maddeleri uyarınca savunmasını yapan sanığın TCK’nın 149/1. maddesi (a) ve (d) bentleri uyarınca cezalandırılmasına karar verilmiştir.

Sanığın cezasının artırılmasını gerektiren bir durum ilk kez duruşmada ortaya çıkmamıştır. Sanığın, iddianamedeki anlatım ile hakkında TCK’nın 149/1-d maddesinin uygulanma ihtimalini kovuşturma aşamasının her safhasında değerlendirip bu yönde bir savunma yapması imkanı kısıtlanmamıştır.

Yukarıda da belirtildiği üzere sanık, mahkemece TCK’nın 149/1-d maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı yönünden duruşmanın başından beri savunma yapma olanağına sahip olmuştur. Sanığın yağma suçunu “işyerinde” işlediği gerekçesiyle hakında uygulanan norm cezanın artırılmasını gerektiren hal olarak ilk defa duruşmada ortaya çıkmamaktadır. Dolayısıyla savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olmayıp, sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 149/1-d maddenin uygulanması nedeniyle ayrıca ek savunma hakkı vermeyen yerel mahkeme hükmünde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından tebliğnamedeki bozma isteyen düşünce benimsenmemiş;

Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hâkimler Kurulu’nun takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Ancak;

5271 sayılı Yasa’nın 150/3. maddesi uyarınca, sanıkların savunmasını yapmak üzere zorunlu savunman görevlendirilmesi nedeniyle, savunmana ödenen avukatlık ücretinin, sanığa, yargılama gideri olarak yükletilmesine karar verilmesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6/3-c maddesindeki düzenlemeye açıkça aykırı olduğundan,

Bozmayı gerektirmiş, sanık …. ve savunmanının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasa’nın 8/1. maddesi aracılığıyla CMUK’nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından, “462,00 TL müdafiilik ücretinin sanık ….’den tahsiline” ilişkin bölüm çıkarılmak suretiyle, eleştiri dışında diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün tebliğnameye uygun olarak DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 11.03.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.