YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/16189
KARAR NO : 2015/12875
KARAR TARİHİ : 09.09.2015
Mahkemesi : Sulh Ceza Mahkemesi
Suçlar : Taksirle yaralama, trafik güvenliğini tehlikeye sokma
Taksirle yaralama ve trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçlarından sanığın mahkumiyetine ilişkin hükümler, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.11.2014 tarihli, 2013/12-213 esas, 2014/522 sayılı kararında vurgulandığı üzere; sanık hakkında taksirle yaralama ve trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçlarından ayrı ayrı mahkumiyet hükmü kurulmuş olup, sanığın tek bir fiille birden fazla farklı suçun oluşmasına neden olması ihtimalinin bulunması ve sanık müdafiinin her iki suçun yasal unsurlarının oluşmadığı yönündeki temyiz istemi karşısında, ceza adaletini sağlamak ve doğru sonuca ulaşabilmek amacıyla her iki suçtan kurulan hükümlerin temyiz incelemesinin birlikte yapılması gerektiğinden, ceza miktarı itibarıyla kesin nitelikte olan taksirle yaralama suçundan kurulan hükmün de temyizi kabil olduğu belirlenerek her iki hüküm bakımından yapılan temyiz incelemesinde:
A) Taksirle yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin kusura ilişkin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Adli para cezası taksitlendirilen sanık hakkında, ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğine dair ihtarat esnasında, infaz aşamasında nazara alınması gereken ve uygulama alanı bulunmayan 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 106. maddesine yer verilmesi,
Kanuna aykırı olup, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; ancak, yeniden yargılama gerektirmeyen bu hususta aynı Kanun’un 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden; 2-A rakam ve harfiyle gösterilen hükmün 4. paragrafındaki, “CGTK’nun 106. Maddesi gereğince infaz aşamasında” ibaresinin hükümden çıkarılması suretiyle, sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
B) Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz isteminin incelenmesine gelince;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Meydana gelen trafik kazasında; hızını, kullandığı aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmamasından dolayı tali kusurlu bulunan ve kaza anından 1 saat 59 dakika sonra düzenlenen genel adli muayene raporuna göre 0.6 (60) promil alkollü olduğu tespit edilen sanığın, almış olduğu alkolün etkisiyle güvenli sürüş yeteneğini kaybettiğine dair dosya kapsamında bir delil ve dışa yansıyan davranışları ile ilgili olumsuz bir tespit bulunmadığı, bu nedenle yasal unsurları oluşmayan atılı trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken, dosya kapsamına uygun düşmeyen yetersiz gerekçelerle sanığın mahkumiyetine karar verilmesi,
Kabul ve uygulamaya göre de:
TCK’nın “Trafik güvenliğini tehlikeye sokma” başlıklı 179. maddesinin 3. fıkrasında alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek olan kişinin araç kullanma hâlinin suç olarak düzenlendiği, anılan maddede belirtilen suçun tehlike suçu olduğu, somut olayda ise bir kişinin yaralanmış olması nedeniyle zarar suçunun oluştuğu, tehlike suçunun meydana gelen netice ile zarar suçuna dönüşmüş olması karşısında, sanığın taksirle yaralama suçundan cezalandırılması, trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan ise hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmesi gerekirken, sanık hakkında taksirle yaralama ve trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçlarından ayrı ayrı mahkumiyet hükmü kurulması,
Kanuna aykırı olup, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 09.09.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.