Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2015/7241 E. 2015/11259 K. 17.06.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/7241
KARAR NO : 2015/11259
KARAR TARİHİ : 17.06.2015

MAHKEMESİ : IĞDIR 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 12/02/2014
NUMARASI : 2013/501-2014/100

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; 26/02/2008 tarihinde kurulan müvekkili şirketin, imalathanesinde konfeksiyon alanında üretim faaliyetine başladığını; işletmenin elektrik sistemi ilk kurulduğunda davalı kurum yetkilileri tarafından denetlenmesi gerekirken, bu görevin yerine getirilmediğini; işletmenin elektrik sistemindeki hatalı kurulum nedeniyle iş yerinde normalde tüketilen elektriğin kat ve kat üzerinde bir tüketimin yapıldığı gibi yüksek bedelli faturalar çıkarıldığını; faturalara yansıtıldığı kadar yüksek miktarda elektrik tüketiminin söz konusu olamayacağını, faturalara yüksek tüketim miktarı olarak yansıyan bu anormal durumun kompanzasyon sistemindeki teknik hatadan kaynaklandığının tespit edilerek faturaya yansıyan tüketimin düşürüldüğünü; işletmenin kapalı olduğu döneme ait, … nolu faturada 185.041,51 TL, … nolu faturada 12.527,21 TL ve daha sonraki döneme ait faturalardan … nolu faturada 11.450,64 TL, 121776 nolu faturada 12.920,72 TL tüketim gösterildiğini; bu faturaların akabinde yukarıda izah edilen ilk aparat küçültülmesinden sonra gelen … nolu faturada tüketim tutarının 6.000,29-TL ve ikinci kez yapılan aparat küçültülmesinden sonra gelen … nolu son faturada ise, tüketim miktarının 2.355,11-TL ye düşürüldüğünü; bu son fatura, işletmenin gerçek tüketime en yakın tüketimi gösterdiğini; müvekkili şirketçe yapılan hesaplamaya göre, yaklaşık 35.000,00 TL’lik elektrik tüketiminin yapıldığını, bu miktarı aşan borcu kabul etmediklerini; çok sayıda işçi çalıştıran ve üçüncü şahıslara karşı ürün taahhüdü bulunan müvekkil şirketin yetkililerinin, üretimin aksamaması için kendilerinden haksız olarak talep edilen borcu taksitlendirerek her biri 40.000.00 TL’lik 6 adet seneti imzalayıp kuruma vermek mecburiyetinde kaldıklarını; bundan bahisle, müvekkili şirketin davalı kuruma 215.000,00-TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirketin … nolu elektrik aboneliğinin mevcut olduğunu, bu abonelik üzerinden elektrik enerjisi kullanıldığını, davacı şirketin uzun bir süre abone olmadan elektrik enerjisi kullandığını, bu nedenle hakkında kaçak elektrik tutanağı tutulduğunu; daha sonra, abone olması ile birlikte uzun süre kullandığı elektriğin faturaya yansıdığını, faturalar arasındaki farkın müvekkil kurumdan kaynaklanmadığını; davacı şirketin, faaliyet sahası gereği belli dönemlerde iş yaptığı için her dönem faturalarının aynı olmamasının normal olduğunu; dava açılmadan önce davacı şirketin yetkilisinin ve sahibinin müvekili kuruma gelerek borcunu kabul ettiğini ve borcu ödeyeceğine dair senet verdiğini; davacının, kötü niyetli olarak iş bu davayı açtığını; tedbir kararı almak suretiyle bir süre borçtan kurtulmayı ve elektriğinin kesilmesini engellemeyi hedeflediğinden bahisle; haksız davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme tarafından ; davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; elektrik aboneliğinden kaynaklanan menfi tespit talebine ilişkindir.
Bilirkişiler raporlarında; davacı abonelikte yapılan incelemede sayaç bağlantılarında ve bağımsız şirketçe yapılmış sayaç test raporunda davacı abone yönünden olumsuzluğun tespit edilememiş olduğunu, yürürlükteki Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliğinin 21. maddesine göre fatura tahakkuklarının yerinde bir uygulama olduğunu, tahakkuk tutarlarının faturalarda belirtilen son ödeme tarihine kadar davacı abone tarafından ödemesi gerektiğini bildirmişlerdir. Rapor, mahkemece, hükme esas alınmıştır.
Ancak, elektrik dağıtım şirketlerinin EPDK Kurul kararları ve tebliğleri çerçevesinde, elektrik kullanan abonelerin faturalarına yansıtarak aldıkları kayıp-kaçak bedelinin elektrik enerjisi kullananlara (sanayî, ticarî ve mesken abonelerine) aktif tüketim bedeli dışında ek bir mâli yük ve külfet getirdiğini, oysaki; Türkiye Cumuriyeti Anayasasının 73. maddesi gereğince; vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlülüklerin kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağı, nitekim elektrik faturalarına yansıtılan %2 TRT payınında kanunla getirildiği ve kanunun verdiği açık ve şeffaf yetkiye dayanarak tahsil edilmekte olduğu, Elektrik Piyasası Kanunun temel amaçları çerçevesinde getirilen ve EPDK Kurul kararları ve tebliğleri gereğince alınan; kayıp-kaçak, sayaç okuma, perakende satış hizmeti, iletim sistemi kullanım ve dağıtım bedellerinin; vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlülüklerin kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağı, ayrıca Elektrik Piyasası Kanunun düşük maliyetli enerji temini ve şeffaf bir elektrik enerjisi piyasası oluşturulması ilkelerine uygun düşmediği, ayrıca; kayıp-kaçak bedeli hakkında verilen ve Dairece de benimsenen YHGK’nun 21/05/2014 günlü ve 2013/7-2454 Esas, 2014/679 Karar sayılı kararında da; elektrik enerjisinin nakli esnasında meydana gelen kayıp ile kaçak kullanılan elektrik bedellerinin abonelerden tahsili yoluna gitmenin, hukuk devleti ve adalet düşünceleri ile bağdaşmayacağı, öte yandan, nihai tüketici olan abonenin; kayıp-kaçak bedeli gibi dağıtım şirketi tarafından faturalara yansıtılan; dağıtım bedeli, perakende satış hizmeti bedeli ve iletim bedelinin hangi miktarda olduğunu apaçık denetleyebilmesi ve hangi hizmetin karşılığında ne bedel ödediğini bilmesi, eş söyleyişle şeffaf bir hukuk devletinin vazgeçilmez unsurları olduğu, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunca kanunun verdiği genel ve soyut yetkiye dayanarak çıkarılan yönetmelik, kurul kararları ve tebliğlerinin de, Elektrik Piyasası Kanununun temel amaçları ve ilkelerinden olan, şeffaflık ve düşük maliyetli enerji temini unsurlarını taşıdığının kabulünün mümkün olmadığı, gerekçeleriyle; kayıp-kaçak bedelinin faturalara yansıtılamayacağına (nihaî şekilde) karar verilmiştir.
Somut olayda, mahkemece; davacı tarafın, dava sırasında, aşamalarda ve temyiz dilekçesindeki ısrarlı şekilde sunduğu, bilirkişi raporuna itirazları da, yukarıdaki açıklamalarla birlikte nazara alınarak; aralarında uzman elektrik mühendislerinin de bulunduğu üçlü bilirkişi heyetinden tekrar rapor alınması gerekir. Eksik incelemeye dayalı olarak, yetersiz bilirkişi raporuna göre karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 17.06.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.