YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/9206
KARAR NO : 2015/39098
KARAR TARİHİ : 23.03.2015
MAHKEMESİ : Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Yağma, iş yeri dokunulmazlığını ihlal, mala zarar verme, genel güvenliği kasten tehlikeye sokma
Yerel Mahkemece verilen hüküm sanıklar savunmanları tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmekle; Sanıklar ve savunmanları duruşma gününden usulen haberdar edildikleri halde geçerli mazeretleri bulunmadan duruşmaya gelmedikleri anlaşılmakla sanıklar yönünden duruşmasız olarak yapılan inceleme sonunda; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü;
I- Sanıklar hakkında yağma ve işyeri dokunulmazlığını ihlal suçlarından kurulan hükümlerin incelenmesinde;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre, suçların sanıklar tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
5237 sayılı TCK.nın 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmalarına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyları üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanıklar hakkında uygulanmamasına, karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar …. ile savunmanlarının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından 53. maddenin uygulanmasına ilişkin bölümler çıkartılarak yerlerine “53/1. maddesinde belirtilen ve 53/3. maddesindeki kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri dışındaki haklardan sanıkların mahkum oldukları hapis cezalarının infazı tamamlanıncaya kadar; 53/3. maddesi gözetilerek 53/1-c maddesi uyarınca kendi alt soyları üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise koşullu salıverilme tarihine kadar yoksun bırakılmalarına” cümlesinin eklenmesi suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
II- Sanıklar hakkında mala zarar verme ve genel güvenliği kasten tehlikeye sokma suçlarından kurulan hükümlerin incelenmesinde;
Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-) 5237 sayılı Kanunun 44. maddesinde “işlediği bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet veren kişi bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılır.” şeklinde düzenlenmiş olup, hükmün uygulanabilmesi için ilave bir fiille birden fazla farklı suçun oluşması gerekir.
Kanun koyucu böylece bir fiilden dolayı kişinin birden fazla cezalandırmasının önüne geçmeyi amaçlamıştır.
Bu bağlamda;
TCK’nın 44. maddesinin “tek fiil” veya “bir fiil”den ne anlaşılması gerektiği değerlendirmesine gelince,
Doğal anlamda gerçekleştirilen her bedeni hareket ayrı bir hareketi oluşturmakta ise de hukuki anlamda tek olması ile ifade edilmek istenen husus doğal anlamda birden fazla hareket bulunsa dahi bu hareketin hukuki nedenlerden dolayı değerlendirmede birlik oluşturması suretiyle tek hareket kabulüdür. Fikri içtimada fiil ya da hareketin tek olması doğal anlamda değil hukuksal anlamda tekliği ifade etmektedir. Bir kısım suçların işlenmesinde doğal olarak birden fazla hareket yapılmakta ise de ortaya konulan bu davranışlar suçun kanuni tanımına yer alan anda “tek bir fiil” oluşturmaktadır.
Kanun koyucunun istisna koymadığı hallerde hukuki anlamda tek bir fiille birden fazla farklı suçun işlenmesi halinde bu suçlardan en ağır cezayı gerektirenin cezasına hükmolunur. Suçun olası kast veya doğrudan kast ile işlenmiş olması sonucu değiştirme,
Mal varlığına karşı işlenen suçlardan olan TCK’nın 151. maddesinde yer alan mala zarar verme suçunun “başkasının taşınır veya taşıma malını kısmen veya tamamen yıkmak, tahrip etmek, yok etmek, bozmak, kullanılamaz hale getirmek veya kirletmek” suretiyle gerçekleştiği, fiilin yakarak gerçekleştirilmesine de aynı kanun 152. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi uyarınca suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hali olduğu, aynı kanun 170/1-a maddesinde düzenlenen genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçu ise kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından tehlike olabilecek biçimde ya da kişilerde korku, kaygı ve panik yaratacak tarzda yangın çıkarma, bina çökmesine, …… neden olmak silahla ateş etme ve patlayıcı madde kullanmak suretiyle gerçekleşeceği ve topluma karşı suçlardan olduğu yangın çıkarmaktan söz edilebilmesi için ateşe vermenin ya da yakmanın belli bir ağırlığa erişmesi ateş konulan cismin, kişilere ve mallar üzerinde genel tehlike doğurmaya elverişli şekilde yanmaya başlaması, yaygınlaşma eğilimi göstermesi gerektiği, yakma henüz yangın halini almadan söndürülmüş veya sönmüşse yangın değil 170. maddenin 2. fıkrasında yaptırıma bağlanan yangın tehlikesinden söz edilebileceği öte yandan failin aynı zemin ve zamanda gerçekleştirdiği hareketleri hukuki anlamda ulaştığı sonucuna göre değerlendirip, fikri içtima kuralının uygulanabilirliğinin de değerlendirilmesi gerekir.
Somut olaya gelince;
Sanık… ve hakkındaki davanın tefrikine karar verilen …’ın katılanın işyerinin kepenk kilitlerini kırarak içeriye girdikleri, çuvala doldurdukları sigaraları sanık …’nın içerisinde bulunduğu araca koydukları ve tekrar katılanın işyerine gittikleri, tanıkların sanıkları işyeri önünde görmeleri üzerine katılana haber verdikleri ve katılanın elinde kürek ile işyeri önüne gittiğinde sanık …ın katılana silah ile ateş ettiği, katılanın bir süre sanığı kovaladıktan sonra tekrar işyerine geldiğinde bir elinde çuval diğer elinde şişe bulunduğu halde işyerinden çıkan sanık…’ı gördüğü, sanık…’ın elindeki şişeyi katılana fırlatarak kaçmaya başladığı, katılanın sanığı kovalarken ayağının cam kırıklarından dolayı kesildiği, olay yerine gelen polisin işyeri içerisinde yoğun duman olduğunu, sigara reyonunun yanında bulunan açık tütünlerin yakılmış olduğunu, depo olarak kullanılan yerde ise karton ve plastik yanıklarının bulunduğunu tespit ettiğinin anlaşılması karşısında; sanık yönünden 5237 sayılı Yasanın 44. maddesinde düzenlenen fikri içtima hükümlerinin değerlendirilmeden TCK’nın 151 ve 170/2. maddeleri ile ayrı ayrı uygulama yapılması,
2-) 5237 sayılı TCK.nın 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmalarına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyları üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanıklar hakkında uygulanmamasına, karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar … ile savunmanlarının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığı ile 1412 sayılı CMUK’nın 326/son maddesi uyarınca sanıkların kazanılmış hakkının korunmasına, 23/03/2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.