Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2015/7230 E. 2015/12945 K. 09.09.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/7230
KARAR NO : 2015/12945
KARAR TARİHİ : 09.09.2015

Mahkemesi : Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme, hakaret, tehdit, cinsel taciz, mala zarar verme.

Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme, hakaret, tehdit, mala zarar verme ve cinsel taciz suçlarından katılan sanık …’in mahkumiyetine ilişkin hükümler, katılan sanık … müdafii, katılan sanık… müdafii ve katılan vekili tarafından, hakaret suçundan sanık… hakkında ceza verilmesine yer olmadığına ilişkin hüküm, katılan sanık … müdafii tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1-Katılan sanık… hakkında ceza verilmesine yer olmadığına ilişkin hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde:
Katılan … ile …’in eşi olan katılan sanık …’nin, katılan sanık … ile aynı apartmanda oturmaları sebebiyle karşılıklı olarak ailece görüşüp samimi oldukları, 21.03.2008 tarihinde, katılan sanık …’nin diğer katılan sanık …’a daha önce borç olarak verdiği bilezikler yüzünden tartıştıkları ve tarafların aralarının açıldığı, akabinde katılan sanık …’un kendi üzerine kayıtlı olmayan telefon hatları ile 21.03.2008 – 27.03.2008 tarihleri arasında, katılan sanık …’nin kullandığı telefona defalarca hakaret, tehdit ve cinsel taciz mesajları gönderdiği, bunun üzerine tarafların arasının iyice açıldığı, 04.04.2008 tarihinde saat 20:00 sıralarında katılan sanık …’un bazı eşyalarını almak için ikametine gelerek gerekli eşyalarının ve emanette kayıtlı bilgisayar kasasını da aldığı, bu arada evde bulunan katılan sanık …’nin emniyeti arayarak olay yerine görevli tanık polis memurları … ve…’in gelmesini sağladığı, balkona çıkarak katılan sanık …’a “sen hasta adamsın, doktora git, yatışını yaptır, tedavi ol, şerefsiz” şeklinde hakarette bulunduğu olayda,
Katılan Sanık …’nin üzerine yüklenen hakaret suçunu, diğer sanık …’un daha önce gerçekleştirdiği hakaret eylemleri sonucu işlediği anlaşıldığından, TCK’nun 129/3. maddesi uyarınca, sanık hakkında hakaret suçundan açılan kamu davasında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiş olup,
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan sanık … müdafinin, sanık … hakkında mahkumiyet kararı verilmesi gerektiğine ilişkin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA,
2-Katılan sanık … hakkında verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme, hakaret, tehdit, mala zarar verme ve cinsel taciz suçlarından verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz istemlerinin incelenmesine gelince;
Katılan … ile …’in eşi olan katılan sanık …’nin, katılan sanık … ile aynı apartmanda oturmaları sebebiyle karşılıklı olarak ailece görüşüp samimi oldukları, 21.03.2008 tarihinde, katılan sanık …’nin diğer katılan sanık …’a daha önce borç olarak verdiği bilezikler yüzünden tartıştıkları ve tarafların aralarının açıldığı, akabinde katılan sanık …’un kendi üzerine kayıtlı olmayan telefon hatları ile 21.03.2008 – 27.03.2008 tarihleri arasında, katılan sanık …’nin kullandığı telefona defalarca hakaret, tehdit ve cinsel taciz içerikli mesajlar çektiği, hakaret ve cinsel taciz içerikli aynı nitelikte mesajların katılan …’in kullandığı telefona da geldiği, bu sebeplerle tarafların aralarının iyice açıldığı, bunun üzerine katılan sanık … ve ailesinin evlerinden ayrılarak başka bir tanıdıklarına misafir oldukları, 04.04.2008 tarihinde saat 20:00 sıralarında katılan sanık …’un yanında çocuklarının bakıcısının eşi olan … ile birlikte bazı eşyalarını almak için ikametine geldiği, apartmanın giriş kapısının telinin kaldırılması sebebiyle kapıyı açabilmek için kapının camını yetecek oranda kırarak kapıyı açtığı, gerekli eşyalarının ve emanette kayıtlı bilgisayar kasasını da aldığı, bu arada evde bulunan katılan sanık …’nin emniyeti arayarak olay yerine görevli tanık polis memurları … ve …’in gelmesini sağladığı, balkona çıkarak katılan sanık …’a “sen hasta adamsın, doktora git, yatışını yaptır, tedavi ol, şerefsiz” şeklinde hakarette bulunduğu, bu olaydan sonra, katılan sanık …’un farklı isimler altında çok sayıda e-mail adresleri kullanarak, katılan sanık … ile …’nin yeğeni olan temyiz dışı katılan …’ye ve bu kişilerin tanıdığı insanların e-mail adreslerine 30.03.2008 – 01.04.2008 tarihleri arasında birden fazla kere katılanlar… ve … ile katılan sanık …’yi kasteden cinsel içerikli, hakaret içerikli e-mailler gönderdiği, katılan sanık …’un aynı sahte adreslerle farklı tarihlerde, katılanlar… ve … ile katılan sanık …’ye ait mail adresleri ile bu kişilerin tanıdıkları mail adreslerine internet kafeden de benzer nitelikte mailler attığı, katılan sanık …’un ayrıca, internet ortamında katılan sanık …’nin, isim, soyisim, ev adresi ve telefonlarını içeren profil oluşturarak, katılan …’nin isim, soyisim ve telefon bilgilerini mail ortamında çok sayıda kişiye gönderdiği iddiasına konu olayda,Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 141 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 34. maddeleri uyarınca bütün mahkeme kararlarının, karşıoy da dahil olmak üzere gerekçeli olarak yazılması zorunludur. Gerekçe, hükmün dayanaklarının, akla, hukuka ve dosya içeriğine uygun açıklanmasıdır. Ceza Muhakemesi Kanununun 230. maddesinde ise hükmün gerekçesinde, suç oluşturduğu kabul edilen eylemin gösterilmesi, bunun nitelendirilmesinin yapılması, Ceza Kanununda öngörülen sıra ve esalara göre cezanın ve ayrıca cezaya mâhkumiyet yerine veya yanı sıra uygulanacak güvenlik tedbirinin belirlenmesi, cezanın ertelenmesine, hapis cezasının adli para cezasına veya tedbirlerden birine çevrilmesine ya da ek güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına veya bu hususa ilişkin istemlerin kabul veya reddine dair dayanakların gösterilmesinin zorunlu olduğu belirtilmiştir. Yasal, yeterli ve geçerli bir gerekçeye dayanılmadan karar verilmesi, yasa koyucunun amacına uygun düşmeyeceği gibi, uygulamada da keyfiliğe yol açacaktır. Bu itibarla keyfiliği önlemek, tarafları tatmin etmek, sağlıklı bir denetime olanak sağlamak bakımından, hükmün gerekçeli olmasında zorunluluk bulunmaktadır. Hükmün gerekçeyi ihtiva etmemesi ise 1412 sayılı Kanunun 308/7 ve 5271 sayılı CMK’nın 289/1-g bendi uyarınca hukuka kesin aykırılık halini oluşturacaktır. Bu ilkelere uyulmadan, olayın oluş şekli ile sanığın suç oluşturduğu kabul edilen eylemleri delillerle de irtibatlandırılarak, özellikle hakaret, tehdit ve cinsel taciz suçlarından, sanığın hangi eylemlerinin atılı suçları oluşturduğu zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasını gerektiren eylemlerin nelerden ibaret olduğu açık ve net biçimde ortaya konulmadan, genel ifadelerle suçun subütuna, nitelendirilmesine ve ceza uygulamasına etki eden kanıtlar ve bu kanıtlar doğrultusunda ulaşılan sonucun denetime olanarak verecek şekilde gösterilmesi suretiyle hüküm tesisi gerektiği gözetilmeksizin yasal gerekçeden yoksun hüküm kurulması,
Kanuna aykırı olup, katılan sanık … müdafii ve katılanlar vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince, sair yönleri incelenmeksizin isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 09.09.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.