Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2014/18768 E. 2015/11146 K. 16.06.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/18768
KARAR NO : 2015/11146
KARAR TARİHİ : 16.06.2015

MAHKEMESİ : İSTANBUL 7. AİLE MAHKEMESİ
TARİHİ : 24/06/2014
NUMARASI : 2013/184-2014/489

Taraflar arasındaki ziynet ve çeyiz eşyası alacağı davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının ayrı yaşamak istediğini söyleyerek müvekkili davacıyı 11.06.2012 tarihinde baba evine bıraktığını, bunun üzerine müvekkili davacının boşanma davası açtığını ve davanın halen derdest olduğunu, düğünde takılan ziynet eşyalarından sadece günlük kullanım için olan 1 adet boncuklu takı seti, 6 adet bilezik ve 1 adet pırlanta takı setinin müvekkiline bırakıldığını, geri kalan tüm ziynet eşyalarına, altınlara ve paralara davalı tarafça el konulduğunu ve bir daha müvekkiline verilmediğini, yine müvekkilinin çeyiz eşyası olan yatak odası takımının da davalı tarafça müvekkiline iade edilmediğini belirterek; en az 23 adet bilezik, 150 adet çeyrek altın, 5 adet yarım altın, 1 adet tam altın ve 3.500-4000 TL ile 300-400 Euro değerinde nakit paranın TL karşılığı olan 600 TL’nin aynen ya da bedelinin dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline, yine müvekkiline ait çeyiz eşyası olan yatak odası takımının bedeli olan 2.310 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; düğünde takılan nakit paranın bir kısmı ile düğün salonu kira bedelinin yarısının ödendiğini, altınların ve ziynet eşyaların tamamının ise davacıya teslim edildiğini, eve hırsız girip bir kısım altınları çaldıktan sonra davacının düğünde takılan tüm altınlarla tarafların birikimi olan altınların hepsini kendi adına kiraladığı banka kasasında sakladığını, boşanma davası sırasında ise bu kasayı boşalttığını, davacının iddia ettiği yatak odası takımının ise müvekkili davalının ailesi tarafından alındığını ve tarafların isteği ile taksitlerinin evlilik birliği içinde ödendiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece; ziynet eşyalarına yönelik talep bakımından, davacının olağan koşullar altında evden ayrıldığı, davacı tanıklarının görgüye dayalı ve hüküm kurmaya elverişli beyanda bulunmadıkları ve davacının bu yöndeki iddialarını ispat edemediği gerekçesi ile reddine; düğünde takılan paralara ilişkin talep bakımından, düğün salonu giderinin karşılanmasında kullanılan paranın davacı kadın tarafından davalı kocaya bağışlandığı iddia ve ispat edilemediğinden, taleple bağlı kalınarak 3.600 TL’nin davalıdan tahsiline; yine çeyiz eşyası olduğu belirtilen yatak odası talebi bakımından ise, bu eşyanın davacının kişisel eşyası olduğuna dair iddiayı ispata elverişli belge ibraz edilemediği ve davacı tanıklarının beyanlarının da iddiayı ispata elverişli olmadığı gerekçesi ile reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak; Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesi hükmü uyarınca; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. İleri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimsenin, iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir (HMK.md.190). İspat yükü, hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer.
Somut olayda; davacı taraf, yatak odası takımını evlenmeden önce, davalının babasının (kayınpederinin) kredi kartını kullanılarak satın aldığını ancak kredi kartı taksitlerini kendisinin ödediğini ve yatak odası takımını n kendisine ait çeyiz eşyası olduğunu iddia etmiş; davalı ise, yatak odası takımının, kendi ailesi tarafından taksitle alındığını ve evlilik birliği içerisinde taksitlerin eşler tarafından birlikte ödendiğini savunmuştur. Taraflar iddialarının ispatı için tanık deliline başvurmuş, mahkemece tanıkların beyanları alınmıştır. Dinlenen davacı tanığı N.. Y.., yatak odası takımını davacı Nalan’ın aldığını, ödemesini kayınpederine ait kredi kartı ile yaptığını, yatak odası takımı alınırken davalı Umut’un da bulunduğunu beyan etmiş, diğer davacı tanığı F.. S.. ise, dava konusu yatak odası takımına ilişkin olarak “Nalan’dan (davacı) duyduğum kadarı ile taraflar yatak odasını birlikte aldılar yatak odasının bedeli Nalan’ın kayınpederinin kredi kartından taksit yapılarak firmaya ödendi. Ancak daha sonra Nalan bu taksitleri bizzat ödedi, yatak odası halen Kartaltepe’deki müşterek hanededir” şeklinde beyanda bulunmuştur. Tanık F.. S..’in beyanı davacının iddialarını doğrular niteliktedir. Bununla birlikte davalı tanıklarından S…K…, yatak odası takımını davacı Nalan’ın beğendiğini, ancak kendilerinin aldığını, ödemenin eşinin kredi kartı ile yapıldığını ve taksitlerini de kendilerinin ödediğini belirtmiştir.
Tanık beyanı takdiri bir delil olup hakim; tanıkların ifadeleri ile bağlı değildir. Nitekim hakim, tanığın doğru söylemediğini başka delil ve belirtilerle anlarsa, tanık ifadelerinin aksi yönde de karar verebilir. Fakat; tanık ifadelerini serbestçe takdir ederken sadece hakimin vicdani kanaati yeterli olmayıp, hükümde tanık ifadesinin neden kabul edildiğinin veya edilmediğinin belirtilmesi gerekir.
Bu itibarla, birbirleri ile çelişkili olan tanık beyanları husunda, mahkemece hangi tanık sözlerine niçin değer verilip verilmediği, yine davacı tanığı F.. S..’in davacının iddialarını doğrular nitelikte olan beyanlarına neden itibar edilmediği belirtilmeksizin karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup; bu husus bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 16.06.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.