Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2015/10400 E. 2015/13040 K. 10.09.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/10400
KARAR NO : 2015/13040
KARAR TARİHİ : 10.09.2015

Tebliğname No : KYB – 2015/154928
Mahkemesi : Mersin 16. Asliye Ceza Mahkemesi
Tarihi : 04/11/2014
Numarası : 2014/196 – 2014/211

Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan sanık Ü.. G..’in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 179/2 ve 62/1. maddeleri uyarınca 25 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, sanığın 5 yıl süre ile denetime tabi tutulmasına dair, Mersin 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 26/06/2012 tarihli ve 2011/679 esas, 2012/1145 sayılı kararının kesinleşmesini müteakip, sanığın deneme süresi içerisinde suç işlediğinden bahisle 5271 sayılı Kanun’un 231/11. maddesi uyarınca hakkında verilen hükmün açıklanmasına, 5237 sayılı Kanun’un 179/2 ve 62/1. maddeleri uyarınca 25 gün hapis cezası cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Mersin 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 04/11/2014 tarihli ve 2014/196 esas, 2014/211 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Dosya kapsamına göre, evvelce hapis cezasına ilişkin hükümlülüğü bulunmayan sanık hakkında tayin olunan 25 gün hapis cezasının, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 50/3. maddesindeki “Daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olmak koşuluyla, mahkûm olunan otuz gün ve daha az süreli hapis cezası ile fiili işlediği tarihte onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş bulunanların mahkûm edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, birinci fıkrada yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilir” hükmü uyarınca anılan maddenin 1. fıkrası bentlerindeki seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesinin zorunlu olduğu gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmiş bulunulmasında isabet görülmemiştir.
5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309.maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü 14.04.2015 gün ve 94660652-105-33-2066-2015-8372/26502 sayılı yazılı istemlerine müsteniden ihbar ve mevcut evrakı tevdi kılınmakla;
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık Ü.. G..’in 06.04.2011 tarihinde işlediği sabit görülen trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan Türk Ceza Kanunu’nun 179/3. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 179/2, 62/1, 53/1. maddeleri gereğince 25 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Mersin 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 26.06.2012 tarihli ve 20011/679 esas, 2012/1145 sayılı kararının itiraz edilmeden 21.11.2012 tarihinde kesinleşmesinin ve kesinleşme tarihinden itibaren 5 yıllık denetim süresinin başlamasının ardından, Mersin 6. Sulh Ceza Mahkemesinin 21.04.2014 günlü, 2013/671-2014/383 sayılı kararı ile 09.11.2013 tarihinde hakaret suçunu işlediği sabit görülerek, anılan suça ilişkin mahkumiyet kararı kesinleşen sanık hakkında, denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlemesi nedeniyle ihbarda bulunulmasını müteakip, duruşma açılıp, sanığa usulüne uygun davetiye tebliği ile duruşma günü bildirildikten sonra, 26.02.2010 tarihli hükmün 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/11. maddesi gereğince açıklanmasına ve sanığın Türk Ceza Kanunu’nun 179/3. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 179/2, 62/1, 53/1. maddeleri gereğince 25 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Mersiin 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 04.11.2014 tarihli ve 2014/196-211 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesinin 11. fıkrasında, denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suçun işlenmesi halinde veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranılması halinde mahkemece hükmün açıklanacağı belirtilmiş olup, bu iki halin gerçekleştiğinin saptanması durumunda, mahkemece yapılacak işlem, önceden verilen ancak, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına konu olması nedeniyle hukuki varlık kazanmayan hükmün açıklanmasından ibarettir. Bu iki şarttan birine aykırılık nedeniyle hükmün açıklanması halinde mahkemece, uygulanmasında yasal zorunluluk bulunduğu halde, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi nedeniyle uygulanamayan yasal hükümler hariç olmak üzere önceki hükümde bir değişiklik yapılmayacağından, yeniden kurulan hüküm de önceden verilen hükmün infazını sağlamaya yöneliktir. Yeniden hüküm verilmesi ise yalnızca sanığın “kendisine yüklenen yükümlülüklerin yerine getirilememesi” halinde mümkündür. Bu şart gerçekleştiğinde, sanığa yeni bir imkan sağlamayı düşünen yasa koyucu, yükümlülüğün yerine getirilememesi haline münhasır olarak mahkemeye, sanığın durumunun değerlendirilmesi suretiyle, cezanın kısmen infazına ya da önceki hükümde yasal zorunluluk nedeniyle tartışılamayan erteleme veya seçenek yaptırımlara çevirme kurumlarının değerlendirilmesi suretiyle yeniden hüküm kurması imkanını sağlamıştır. Bu son halde dahi mahkeme, sübut ve nitelendirmenin değiştirilmesi veya önceki uygulamadan dönme yönünden bir imkâna sahip olmamakta, yalnızca önceki hükmün varlığı kabul edilerek, belirli bir kısmının infaz edilmemesi ya da önceki hükümde değerlendirilemeyen 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 50 veya 51. maddelerinin uygulanması yetkisine sahip olabilmektedir.
Bu açıklamalar ışığında incelenen dosyada; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 50/3. maddesi gereğince, daha önce hapis cezasına mahkum edilmemiş bulunan onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş sanıkların kısa süreli, diğer sanıkların ise otuz gün ve daha az süreli hapis cezalarının aynı maddenin birinci fıkrasında yazılı yaptırımlara çevrilmesi zorunlu olup, kayden 10.06.1983 doğumlu ve suç tarihinde 27 yaşında olan sanığın, adli sicil kaydında görünen Gölbaşı Sulh Ceza Mahkemesinin 31.01.2001 tarihli ve 222/4 sayılı kararına konu 6831 sayılı Kanuna muhalefet suçundan mahkumiyetini içerir ilamın erteli adli para cezasından ibaret olması ve sanığın hapis cezası mahkumiyetini içerir sabıkasının bulunmaması karşısında, sanık hakkında hükmedilen 25 gün hapis cezasının, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 50. maddesinin 1. fıkrasında yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi gerektiğinin gözetilmemesinde isabet görülmemiş olup,
Kanun yararına bozma talebine dayanılarak düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği incelenen dosya kapsamına nazaran yerinde görüldüğünden, Mersin 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 04.11.2014 tarihli ve 2014/196 esas, 2014/3211 sayılı kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca isteme uygun olarak BOZULMASINA, aynı Kanun’un 309/4-d maddesindeki “Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesi doğrudan hükmeder.” şeklindeki düzenleme gereği bozma nedenine göre uygulama yapılarak, 2. fıkrasında 3. paragrafından sonra gelmek üzere hüküm fıkrasına, “Sanığa verilen kısa süreli hapis cezasının, TCK’nın 50/3. maddesindeki amir hükme göre, takdiren aynı Kanun’un 50/1-a maddesi gereğince adli para cezasına çevrilerek, TCK’nın 52/2. maddesi uyarınca günlüğü 20,00 TL’den sanığın neticeten 500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına,” şeklinde bir paragraf eklenmesine, sanık hakkında hükmedilen hapis cezası adli para cezasına çevrilmiş olup,
bu uygulamanın yasal sonucu olarak, sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 53. maddesindeki hak yoksunluklarına hükmedildiği paragrafın hüküm fıkrasından çıkarılmasına hüküm fıkrasındaki diğer hususların aynen bırakılmasına, infazın ve müteakip işlemlerin mahallinde buna göre yapılmasına, dosyanın mahalline gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10/09/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.