YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/12508
KARAR NO : 2015/14421
KARAR TARİHİ : 17.09.2015
MAHKEMESİ : KUMLUCA 1. ASLİYE HUKUK(AİLE) MAHKEMESİ
TARİHİ : 18/02/2014
NUMARASI : 2013/101-2014/97
Taraflar arasındaki ziynet eşyası alacağı davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dava dilekçesinde, tarafların düğün merasiminde müvekkiline takılan ziynet eşyalarının düğünden sonra davalı tarafından alındığını, sonrasında iade edilmediğini, daha sonra müvekkilinin, davalı ile yaşadığı sorunlar nedeniyle müşterek konuttan ayrılmak zorunda kaldığını, ziynet eşyalarının davalıda kaldığını belirterek dilekçesinde belirttiği ziynet eşyalarının aynen iadesini, bu mümkün olmadığı takdirde bedelinin iadesini istemiştir.
Davalı vekili; ziynet eşyalarının müvekkiline teslim edilmediğini, bu olgu kabul edilse bile davacının müşterek konuttan ayrıldığı sırada bazı eşyalarını götürdüğünü, ziynet eşyalarını götürme olanağının bulunduğunu, davacının ziynet eşyalarını sürekli üzerinde taşıdığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacının ortak konutu terk ederken bazı eşyalarını götürdüğünün sübuta erdiği, ziynet eşyalarının kadına ait eşyalar olup hayatın olağan akışı içerisinde onun yedinde bulunması gerektiği, bu durumda davacının ziynet eşyalarının konutta kaldığını, bunları götürmeye fırsat ve olanağının bulunmadığını ıspat etmesi gerektiği, davacının bu hususları ıspat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, taraflar arasında görülen boşanma dava dosyası içerisindeki duruşma tutanakları dosyaya alınmış, taraf delilleri toplanmadan karar verilmiştir.İş bu dosyada isimleri belirtilen davacı tanıkları boşanma dosyasında ziynet eşyaları konusunda dinlenmiş iseler de davalı tanıklarının bu konuda beyanları alınmamıştır.
1982 Anayasasının “Hak Arama Hürriyeti” başlıklı 36.maddesinde; “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” hükmü yer almaktadır.
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Hukuki Dinlenilme Hakkı” başlığı adı altındaki 27.maddesinde ise; “(1) Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler.
(2) Bu hak;
a) Yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını,
b) Açıklama ve ispat hakkını,
c) Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içerir.” şeklinde düzenleme yapılmıştır.
HMK.nun 27.maddesinde düzenlenen “Hukuki dinlenilme hakkı” iddia ve savunmada bulunma hakkından daha geniş olarak ve Anayasanın 36.maddesine uygun bir düzenlemedir. Buna göre davanın taraflarının yargılama ile ilgili bilgi sahibi olma, açıklama ve ispat hakkı bulunmaktadır. Maddenin gerekçesinde açıklandığı üzere bu hak Anayasanın 36.maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6.maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. İddia ve savunma hakkı olarak da bilinen bu hak, tarafların yargılama konusunda tam bilgi sahibi olmalarını, açıklama ve ispat hakkını tam ve eşit olarak kullanabilmelerini, yargı organlarının da bu açıklamaları dikkate alarak gereği gibi değerlendirme yapıp karar vermelerini zorunlu kılmaktadır.
Hakim tarafları dinlemeden veya açıklama ve ispat hakkını kullanmaları için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremez. (YHGK.nun 2009/52 Esas, 2009/105 Karar sayılı kararı)
Mahkemece, tarafların delilleri toplanıp sonucu dairesinde hüküm tesisi gerekirken yukarıda belirtilen ilkelere aykırı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 17.09.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.