YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/10780
KARAR NO : 2015/14371
KARAR TARİHİ : 17.09.2015
MAHKEMESİ : KAHTA 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 10/10/2013
NUMARASI : 2013/286-2013/858
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket ile dava dışı M.. A.. arasında elektrik aboneliği sözleşmesi imzalandığını, abonenin 2011/08, 2011/10 ve 2012/07 dönemlerine ait elektrik bedellerini ödemediğini, hakkında başlatılan icra takibine itiraz ettiğini, itiraz dilekçesinde; söz konusu elektrik sarfiyatının yapıldığı trafoyu kendisinin kullanmadığını, bu durumun Kahta İcra Mahkemesi’nin 2001/49 E.; 2001/55 K.sayılı dosyasıyla da sabit olduğunu bildirdiğini, sözü geçen dosyasının tetkiki neticesinde, trafonun abone M.. A.. tarafından değil başka kişilerce kullanıldığının anlaşıldığını, bu kişiler hakkında icra takibi başlattıklarını ancak borçluların kötüniyetli olarak takibe itiraz ettiklerini belirterek; Kahta İcra Müdürlüğü’nün 2013/323 E.sayılı dosyasına vaki itirazın iptaliyle, takibin devamına, davalıların asıl alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılardan C.. A..; R.. A.., K.. A.., M.. A.. ve M.B.vekili cevap dilekçesinde; icra takibine konu alacağının hiç bir resmi belgeye dayanmadığını, takibe konu borcun müvekkillerine ait olmadığını, davacının yeterli araştırma yapmadan gelişi güzel icra takibi başlattığını savunarak, müvekkilleri aleyhine başlatılmış icra takibinin iptali ile davacının kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini dilemiştir.
Davalılardan E.. A.., O.. A.. ve N.. A.., ayrı ayrı vermiş oldukları cevap dilekçelerinde; icra takibine konu elektrik sarfiyatını kendilerinin yapmadığını, 2004 yılına kadar trafonun çevresindeki taşınmazları kiralayıp, kullandıklarını, o döneme ait elektrik borçlarını ödediklerini, 2004 yılında taşınmazları kullanma haklarını C.. A..; R.. A.., K.. A.., M.. A.. ve M.B.’e bıraktıklarını, takibe konu borcun bu kişilere ait olduğunu savunarak; kendileri yönünden davanın reddine ve davacının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini dilemişlerdir.
Davalı M.. A.. cevap dilekçesinde; borcun kendisiyle bir ilgisi bulunmadığını, yalnızca abone M.. A.. ile isim/soyisim benzerliğinin bulunduğunu, ödeme emrine itiraz ettiği halde davacı elektrik dağıtım şirketinin gerekli araştırmayı yapmadan hakkında haksız yere itirazın iptali davası açtığını, manevi olarak yıprandığını, işini bırakıp defalarca yaşadığı köyden icra takibinin başlatıldığı Kahta’ya gitmek zorunda kaldığını, köyü ile Kahta arasında 67 km bulunduğunu bildirerek, hakkında açılan davanın reddi ile davacı şirketin, alacağın %20’si oranında tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini dilemiştir.
Mahkemece; davacı elektrik dağıtım şirketinin alacağını sözleşme ilişkisi içerisinde bulunduğu M.. A..’dan istemesi gerektiği, davalı olarak gösterilen M.. A..’ın ise takibe konu borçla bir ilgisinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine, davalılardan M.. A.. lehine 1.233,20 TL tazminatın davacıdan tahsiline, diğer davalılar lehine tazminat verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmeyerek reddedilmiştir.
Dava, elektrik tüketim bedelinin tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali ile icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.
Temyize konu uyuşmazlık; elektrik aboneliği sözleşmesinin tarafı olmayan davalıların, fiili kullanıcı olup olmadıkları ve buna bağlı olarak tüketilen enerji nedeniyle tahakkuk ettirilen ve icra takibine konu edilen bedelden dolayı davacı elektrik dağıtım şirketine karşı sorumlu bulunup bulunmadıkları noktasında toplanmaktadır.
Kural olarak kullanılan elektrik tüketimi bedelinden, abone ile birlikte fiili kullanıcı da sorumludur. Bu noktada davalıların fiili kullanıcı olup olmadıklarının tespiti, uyuşmazlığın çözülmesi için önem arz etmektedir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden; M.. A.. dışındaki davalıların, 06.04.2001 tarihinde Kahta İcra Mahkemesi’nde dava konusu abonelikle ilgili dava dışı kişiye karşı istihkak davası açtıkları, davada, aboneliğe ait trafonun resmi kayıtlar üzerinde M.. A..’a ait göründüğünü ancak bu aboneliğin gerçek sahiplerinin kendilerine ait olduğunu, aboneliği o tarihte ortakları olan M.. A.. adına yaptıklarını, M.. A..’ın köyden göçüp gittiğini, abonelik üzerindeki hak ve yetkilerini de noterde düzenlenen satış sözleşmesiyle kendilerine terk ettiğini, M.. A..’ın trafo ve abonelikte hiç bir hakkının kalmadığını belirttikleri, mahkemece, 21.11.2001 tarihli ilamla istihkak davasının kabul edildiği anlaşılmıştır. Diğer taraftan davalılardan E.. A.., O.. A.. ve N.. A.., huzurdaki dosyaya ayrı ayrı vermiş oldukları cevap dilekçelerinde; 2004 yılına kadar trafonun çevresindeki taşınmazları kiralayıp, kullandıklarını, o döneme ait elektrik borçlarını ödediklerini, 2004 yılında taşınmazların kullanma haklarını davalılar C.. A..; R.. A.., K.. A.., M.. A.. ve Mehmet Baytemir’e bıraktıklarını, takibe konu borcun bu kişilere ait olduğunu bildirmişlerdir.
Hal böyle olunca mahkemece; davalı M.. A.. dışındaki davalıların, icra takibine konu elektrik tüketiminin yapıldığı tarihlerde, trafonun fiili kullanıcısı olup olmadıkları noktasında yeterli araştırma yapılarak, hasıl olacak sonuç dairesinde bir hüküm kurulması gerekirken; eksik inceleme ve araştırma ile yanılgılı değerlendirme sonucu davacı elektrik dağıtım şirketinin alacağını sözleşme ilişkisi içerisinde bulunduğu abone M.. A..’dan istemesi gerektiği gerekçesiyle davanın reddi doğru görülmemiş, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 17.09.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.