Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2014/16181 E. 2015/11108 K. 16.06.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/16181
KARAR NO : 2015/11108
KARAR TARİHİ : 16.06.2015

MAHKEMESİ : İZMİR 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 02/04/2014
NUMARASI : 2013/327-2014/92

Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili dilekçesinde, müvekkili olan davacının, davalı kurumun elektrik abonesi olduğunu, abone kaydı bulunan taşınmazı dava dışı il özel idareden kiraladığını, abone sözleşmesinin teminatı olarak da, 4560 TL bedelli teminat mektubu verildiğini, ancak dava dışı 3. kişilerin taşınmazı işgal edip davacının elinden aldığını, davalı kuruma elektriğin kesilmesi konusunda müracatta bulunulmasına rağmen, uzun bir süre elektriğin kesilmediğini, sonunda davalı tarafından elektriğin kesildiğini, bu defa da 3. kişilerin kaçak olarak elektrik kullanmaya devam ettiklerini, biriken elektrik borcunun tahsili amacı ile davalı tarafından davacının verdiği teminat mektubunun paraya çevrildiğini,davacının kullanmadığı elektrik bedelinden sorumlu olamayacağını beyan ederek paraya çevrilen teminat mektubu karşılığı 4560 TL’nin avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili savunmasında; davacı şirketin kullanılan elektrik bedelinden sorumlu olduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, abonelik tesis edilen taşınmazın, 04/02/2013 tarihinde davacı şirkete kiralandığı, kira ilişkisinin devam ettiğinin davacı vekilinin 24/07/2012 tarihli Sulh Hukuk Mahkemesi’ne açmış olduğu davadaki beyanıyla sabit olduğu, beyanına göre B… Ü… isimli kişinin işgalci konumunda olduğu, davacının abonelik sözleşmesinden kaynaklanan bir zararı var ise bunu işgalciden talep etmesi gerektiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; elektrik faturalarının ödenmemesine rağmen elektriğin kesilmemesinin davalı açısından müterafik kusur oluşturup oluşturmayacağı, varılacak sonuca göre de müterafik kusur nedeniyle ana tüketim bedeli üzerinden davacı aleyhine indirim yapılıp yapılmayacağı, ayrıca aboneliği iptal ettirmeyen davacının borçtan sorumlu olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ve Dairemizin istikrar kazanmış uygulamasına göre abonelik iptal ettirilmedikçe o abonelik üzerinden tüketilen su, elektrik ve doğalgaz bedelinden fiili kullanıcı ile birlikte abonede müteselsilen sorumludur.
Bu ilkeler ışığında somut olaya gelecek olursak, davacı, davalı elektrik şirketi ile yapmış olduğu abonelik sözleşmesini iptal ettirmediğinden dolayı, gerek normal tüketim, gerekse kaçak tüketimden kaynaklı elektrik bedelinden sorumlu olacağı tartışmasızdır.
Ne var ki, davada, talep edilen elektrik bedelinin niteliği (normal tüketim mi, kaçak tüketim mi) ve bedeli tam olarak saptanmış değildir.
Hal böyle olunca, mahkemece öncelikle, davacının sorumlu olduğu elektrik borcunun niteliği ve miktarının tam olarak saptanmasından sonra, tespit edilen borcun, davalı tarafça nakte çevrilen teminat mektubu bedelini karşılaması durumunda şimdiki gibi davanın reddine karar verilmesi, borç tutarı temin mektubundaki bedelden az olması durumunda, mahsup edilerek bakiyesinin davacı aboneye iade edilmesi, bu hesaplama yapılırken de, Yönetmelik ve sözleşme gereğince elektriğin kesilmesi gereken tarihin belirlenmesi bu tarihe kadar olan ana borcun tamamının hesap edilmesi, bu tarihten sonraki dönem için ise davalı açısından elektriğin kesilmemesinin müterafik kusur teşkil edeceği ve bununda ancak davalı için gecikme zammı veya faizden indirim sağlayacağı (yasal)faiz ile sınırlı olmak üzere) nazara alınarak yapılacak yargılama neticesinde hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 16.06.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.