YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/15566
KARAR NO : 2015/9075
KARAR TARİHİ : 20.05.2015
MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 8. AİLE MAHKEMESİ
TARİHİ : 29/05/2014
NUMARASI : 2013/246-2014/396
Taraflar arasındaki eşya alacağı davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile davalının 21.02.2010 tarihinde evlendiklerini, davacıya takılan takıların kasada saklanması için davacıdan alındığını, daha sonra iade edilmediğini, davacının rahatsızlanması nedeniyle ailesinin yanına bırakıldığını, bir daha evine dönmediğini belirterek, davalı tarafda kalan 5 adet 25’er gramlık bilezik, 3 adet 20’şer gramlık bilezik, 70 adet çeyrek altın, tek taş pırlanta, altın takı seti, altın saat, 4.500 TL nakit para ile 10 adet burma bileziğin aynen, olmadığında fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 10.000 TL alacağın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili cevabında; altınların davacının rızası ile işyerindeki kasada saklandığını, düğünde 7 bilezik, tektaş yüzük, saat, 4.500 TL, set ve 15 adet çeyrek altın takıldığını, saat ve yüzüğün davacıda kaldığını, para ile 15 adet çeyrek altının ortak irade ile harcandığını, davalıda 5 adet bilezik kaldığını beyan etmiştir.
Mahkemece; “davanın kabulü” ile 5 adet simli bilezik, 2 adet bilezik, set, tektaş yüzük, saat, 16 çeyrek ve 4.500 TL takı parasının davalıdan aynen, olmadığında fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak kaydıyla 10.000 TL’nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş, hükmü davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosya kapsamından; davacı ile davalının 21.02.2010 tarihinde evlendikleri, 21.03.2013 tarihli boşanma ilamı ile ayrıldıkları, kuyumcu bilirkişi raporuna göre davacıya 5 simli bilezik, 2 bilezik, tektaş yüzük, saat, set ve 15 çeyrek altın takıldığı ve altınların davalı tarafta kaldığı anlaşılmaktadır.
./..
Dava da, ziynet eşyalarının aynen, olmadığında bedeli talep edilmektedir.
HMK’nun 297/C. (HUMK’nun 388. ve 389.) maddesi gereğince; hüküm fıkrasında “Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri” aynı maddenin 2. fıkrasında; “ Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” hükmü düzenlenmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar verildi.
Ancak, mahkemece; “davanın kabulüne” karar verilmesine rağmen dava dilekçesinde talep edilen 10 adet burma bilezik ile eksik altınlar hakkında hüküm fıkrasında olumlu ya da olumsuz karar verilmediği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, HMK’nun 297. maddesi gereğince taraflara yüklenen hak ve borçlar yönünden hüküm fıkrasında şüphe ve tereddüt oluştuğundan, mahkemece verilen karar bu nedenle doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 20.05.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.