Danıştay Kararı 12. Daire 2021/143 E. 2022/2039 K. 14.04.2022 T.

Danıştay 12. Daire Başkanlığı         2021/143 E.  ,  2022/2039 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONİKİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/143
Karar No : 2022/2039

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Başkanlığı
VEKİLİ : I. Hukuk Müşaviri …

İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Balıkesir İli, Karesi İlçesi, … Mahallesi Camiinde imam hatip olarak görev yapmakta olan davacının, hakkında yürütülen soruşturma neticesinde Diyanet İşleri Başkanlığı Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğinin 5. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde belirlenen ortak nitelikleri kaybettiğinden bahisle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 98. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca görevinin sona erdirilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istenilmiştir.
İdare Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince; davacının dava konusu işleme esas olan fiiline ilişkin olarak alınan 20/10/2014 tarihli ifadesinde, özetle, “Eski zamanlarda öğrendiği at yarışına merakının olduğu, kendisi için halı sahada top oynamak ne ise at yarışı merakının da öyle bir şey olduğu, sık sık at yarışı oynamadığı, üniversite yıllarında başladığı at yarışı oyununu Şirvan İlçesinde mesleğe başladığında bıraktığı, ancak son altı aydır evliliğinde yaşamış olduğu sıkıntılar ve geçimsizlikler nedeniyle stres atmak amacıyla ganyan bayilerine kupon yatırarak tekrar at yarışı oynamaya başladığı, at yarışı oynamasının ortalama haftada bir olduğu, son altı aydır sadece at yarışı sitelerine internetten giriş yaptığı, bu sitelerde at resimlerine baktığı” ifadelerine yer verildiği; üzerine atılı fiili işlediği anlaşılan ve bu nedenle de Yönetmeliğin 5. maddesinde yer alan ortak nitelik şartını kaybettiği açık olan davacı hakkında tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı; öte yandan, davacı tarafından savunması alınmadan dava konusu işlemin tesis edildiği, savunma hakkının kısıtlandığı iddia edilmiş ise de, dava konusu işlemin 657 sayılı Kanunun 125. maddesinde yer verilen “disiplin cezalarına” ilişkin olmadığı, davacının memuriyete giriş şartlarını kaybetmesi nedeniyle tesis edilmiş olduğu dikkate alındığında, davacının bu iddiasına itibar edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Dava konusu işlemin savunması alınmadan tesis edildiği, idarece soruşturma dosyasının taraflarına verilmediği, adil yargılanma hakkının ihlal edildiği, dava konusu işlemin ölçülülük ilkesine uygun olmadığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Mahkeme kararının hukuka uygun olduğu belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddi yolundaki … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
5. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 14/04/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 48. maddesinin birinci fıkrasının “Özel şartları” belirleyen (B) bendinin (2) numaralı alt bendinde, “Kurumların özel kanun veya diğer mevzuatında aranan şartları taşımak” kuralına yer verilmiş; 98. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, “Memurluğa alınma şartlarından herhangi birini taşımadığının sonradan anlaşılması veya memurlukları sırasında bu şartlardan her hangi birini kaybetmesi” hali, Devlet memurluğunu sonra erdiren haller arasında sayılmıştır.
633 sayılı Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun’un “Personelin nitelikleri” başlıklı 9. maddesinin ikinci fıkrasında; “Başkanlık personelinin 657 sayılı Kanunda ve bu Kanunda yer almayan diğer nitelikleri ile atanmalarında dinî öğrenim şartı arananlara ilişkin ortak nitelikler yönetmelikle düzenlenir.” hükmü yer almaktadır.
25/10/2011 tarih ve 28095 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Diyanet İşleri Başkanlığı Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği’nin “Genel şartlar” başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, “Atanmalarında dini öğrenim şartı esas alınan unvanlarda; itikat, ibadet, tavır ve hareketlerinin İslâm törelerine uygunluğunun çevresinde bilinir olduğu şeklinde ortak bir nitelik taşımak” hükmüne yer verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden; davacı hakkında “ganyan bayiinden para karşılığı kupon alarak müşterek bahis şeklinde bir kumar çeşidi olan at yarışı oynadığı yolunda eşi tarafından yapılan ihbar üzerine soruşturma açıldığı,
soruşturmaya konu 2013-2014 yıllarında muhtelif tarihlerde, ganyan bayiinden para karşılığı at yarışı oynadığının sübuta erdiği, at yarışı oynamanın talih oyunu olduğu, İslam’da para karşılığı oynanan, kazanmaya veya kaybetmeye yönelik oyunların kumar olarak nitelendirildiğinin tespiti üzerine; soruşturma raporunda davacının bu eylemlerinin, yürüttüğü görevin gereği olarak inanç, ibadet, tavır ve hareketleriyle topluma örnek olması gerekirken, temel dini ve ahlaki değerlere ters düşen mezkur davranışları olduğu anlaşıldığından, din görevlisinin itibar ve itimadını sarsıcı nitelikte, İslam törelerine uygun olmayan bir davranış olarak değerlendirilmesi sebebiyle, Diyanet İşleri Başkanlığı Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği’nin 5. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde yer alan, “atanmalarında dini öğrenim esas alınan unvanlarda; itikat, ibadet, tavır ve hareketlerinin İslam törelerine uygunluğunun çevresinde bilinir olması” şeklindeki ortak nitelik şartını görevi esnasında kaybettiğinden bahisle, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 98/b maddesi uyarınca Diyanet İşleri Başkanlığındaki görevine son verildiği ve bu işlemin iptali istemiyle temyizen incelenen davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Anayasa’nın 20. maddesinde, herkesin özel hayatına saygı gösterilmesi hakkına sahip olduğu ve özel hayatın gizliliğine dokunulamayacağı düzenlemesine yer verilmiştir. “Özel hayat”; gerek özel hukukta ve gerekse kamu hukukunda, kişinin girilmesine ya da müdahale edilmesine açık veya zımni rızasının olup olmadığı yönünden hukuki denetime tabi olup, özellikle, kişinin bire bir özel (sır) yaşam alanını, gizli tutmak istediği, bir başka kişi ya da kişilerin bilmesini istemediği konuları içermektedir. Bu itibarla, hukuken çok sıkı biçimde korunan, dokunulamayan bu alana idari makamlarca doğrudan müdahale edilmesi veya bu alanı sınırlayıcı idari yaptırım kararlarının uygulanması imkanı bulunmamaktadır.
Bakılan uyuşmazlıkta; davacının üzerine atılı bulunan ve soruşturma konusu olan eylemin özel hayatına ilişkin olduğu; eşinin şikayeti ve kendi ifadesi dışında, bu fiilinin çevresinde bilinir olduğuna dair bir tespit bulunmadığı gibi yürütmekte olduğu kamu göreviyle; bir başka ifadeyle, mesleki faaliyetiyle ilgisinin olmadığı anlaşıldığından, davacının, atanmasında itikat, ibadet, tavır ve hareketlerinde İslam törelerine uygunluğunun çevresinde bilinir olduğuna dair ortak nitelik şartını taşımadığından bahisle imam hatiplik görevine son verilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmediğinden, … İdare Mahkemesince davanın reddi yolunda verilen kararının bozulması gerektiği oyu ile karara katılmıyoruz.