Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2015/6378 E. 2015/14053 K. 14.09.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/6378
KARAR NO : 2015/14053
KARAR TARİHİ : 14.09.2015

MAHKEMESİ : İSTANBUL 4. AİLE MAHKEMESİ
TARİHİ : 02/12/2014
NUMARASI : 2012/622-2014/804

Taraflar arasındaki yardım nafakası davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili dava dilekçeşinde; tarafların baba bir kardeş olduğunu, davalıların ülkenin en zengin kişileri arasında yer aldığını,müvekkilinin ise, maaşı haricinde herhangi bir gelirinin olmadığını, davacının kredi borçları nedeniyle maaşından kesintiler olduğunu, ödemelerden sonra kalan maaşı ile geçinemediğini ileri sürerek; her bir davalıdan 5.000’er TL nafakanın tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacının fakr-u zaruret içinde olmadığını, davacının eşinin çok değerli gayrimenkullere sahip olduğunu, davacının halen ikamet ettiği ve kızına ait olan evin son derece değerli bir gayrimenkul olduğunu, davacının borçlarının sebebinin yaşam tarzı olduğunu, hiç kimsenin kendi kusurundan dolayı menfaat sağlayamayacağını belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile her bir davalının dava tarihinden itibaren davacıya 1.000’er TL yardım nafakası ödemesine,fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş,hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava ;yardım nafakası istemine ilişkindir.
TMK.’nun 364/1.maddesinde; “herkes yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve alt soyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür”. Aynı maddenin 3.fıkrasına göre de, “Eş ile ana ve babanın bakım borçlarına ilişkin hükümler saklıdır.”
TMK.’nun 365/2 maddesinde; “Nafaka davası, mirasçılıktaki sıra göz önünde tutularak açılır” hükmüne yer verilmiştir.

Yardım nafakası, aile bireylerini yoksulluk ve düşkünlükten kurtarmaya ilişkin bir nevi sosyal yardımlaşma olup, ahlak kuralları ile geleneklerin zorunlu kıldığı bir ödevdir. Yardım nafakası isteyenin kusuru ile yardıma muhtaç duruma düşmüş olması, yükümlüyü borcundan kurtarmamaktadır. Aile bağlarının herhangi bir nedenle zayıflamış olması da yükümlülüğü ortadan kaldıran bir neden olarak düzenlenmemiştir. Bu nedenlerle kanun koyucu, yardım nafakasını kişinin ve toplumun vicdanına bırakmamış, kanuni bir ödev olarak düzenlemiştir. Ne var ki; bunu vermekle yükümlü tutulacak kişilerin geçim sıkıntısına düşürülmemesi asıldır. Bunun için belirlenen nafakanın; davacının geçinmesi için gerekli, nafaka yükümlüsünün geliriyle orantılı olacak şekilde TMK.’nun 4.maddesindeki hakkaniyet ilkesi de gözetilerek takdir edilmesi gerekir.
Mahkemece; tarafların sosyal ve ekonomik durumlarının araştırılması neticesinde; davacının emekli olduğu, aylık 1.100 TL aldığı, İstanbul Sarıyerde bir taşınmazı olduğu, davacının eşinin ise emekli olup, aylık 900 TL aldığı, Bodrum’da 3 adet taşınmazı olduğu, davacının kızının İstanbul Sarıyerde bir taşınmazı olduğu ve Amerikada yaşadığı, davalıların her birinin ise adlarına kayıtlı bir çok taşınmazları olduğu, aylık gelirlerinin ortalama 100.000 TL’ nin üzerinde olduğu tespit edilmiştir.
Somut olayda; davacı, davalı kardeşlerinden nafaka isteminde bulunmuştur.Ancak davacıya ait nüfus kayıt örneği incelendiğinde, davacının 1970 doğumlu A.S. adında bir kızı olduğu anlaşılmaktadır. O halde, davacı öncelikle alt soyu olan çocuğundan nafaka isteminde bulunabilir. Eğer o da yoksul ise, ancak o taktirde kardeşlerinden yardım nafakası isteyebilir. Eş söyleyişle nafaka davası mirasçılıktaki sıra gözönünde tutularak açılmalıdır.
Buna göre; mahkemece, TMK’ nun 365. maddesi gereği, mirastaki tertip sırası gözardı edilerek davanın alt soyundan çocuğundan nafaka talep etme hakkı bulunduğu halde davanın reddi yerine kısmen kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 14.09.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.