YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/9639
KARAR NO : 2015/9108
KARAR TARİHİ : 20.05.2015
MAHKEMESİ : ANKARA 7. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 18/02/2014
NUMARASI : 2013/211-2014/72
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dilekçesinde; davalı şirket ile müvekkili kurum arasında 22.10.2004 tarihinde su aboneliği sözleşmesi yapıldığını, müvekkili kurum tarafından davalıya gönderilen 2011 yılının tüm aylarına ve 2012 yılının 1, 2, 3.aylarına ilişkin faturaların ödenmediğini, tahsil için Ankara 14 İcra Müdürlüğü’nün 2012/3489 sayılı dosyası ile takibe geçildiğini, davalının borca süresi içinde yetki itirazında bulunarak takibi durdurduğunu, davalının 06.10.2004 tarihli yazı ile aylık 50 m3 su kullanacağını ve buna ilişkin atık su bedelini ödeyeceğini kabul ve taahhüt ettiğini ancak, haksız gerekçelerle takibin durdurulduğunu belirterek, itirazın iptali ile %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili dilekçesinde; yetki itirazında bulunduğunu, takibin haksız ve kötüniyetli olduğunu, müvekkilinin kuruma herhangi bir borcu bulunmadığını, müvekkili şirketin 05.08.2009 tarihinden itibaren şantiye su bağlantısını abonelikle gerçekleştirdiğini, aboneliğin iptal edilmesi için davalı kuruma başvurduğunu ve aboneliğin sonlandırıldığını; ancak, fatura gönderilmeye devam edildiğini, davacı kurumun 2404020 nolu abonelikten atık su bedelini tahsil etmesine rağmen … nolu abonelik ile de aynı dönemlere ilişkin atık su bedeli talep ettiğini ve bu talebin haksız olduğunu belirterek davanın reddini, %20’den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Mahkemece; dava konusu tahakkuka ilişkin abonelikle ilgili iptal talebini 06.08.2009 da yapmış olması nazara alınarak; davanın reddine, davalının tazminat talebinin davacının takibinde haksız ve kötü niyetli olduğu kanıtlanmadığından reddine karar verilmiş, sözkonusu karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
./..
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle, kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir.
l- )Aski Tarifeler Yönetmeliği’nin abone olma koşullarına ilişkin 8. maddesi:
“a-) Özel ve Tüzel kişiler döşenmiş olan su ve kanalizasyon şebekesine bağlantı yapabilmeleri için ASKİ Genel Müdürlüğü’ne başvuruda bulunurlar.
b-)ASKİ Genel Müdürlüğü başvuruları inceleyip, abone türünü saptayarak bağlantının yapılıp yapılamayacağını yasal, idari ve teknik yönden araştırır. Sonuç başvuru sahibine bildirilir.
c-) Bağlantı için bir engel bulunmuyorsa, başvuru sahibi yürürlükteki tarifelere göre bağlantı, hizmet ve güvence bedellerini makbuz karşılığı ödeyerek, abone sözleşmesi yaptıktan sonra iş yapılır.
d-)Abone, aboneliğin devamı koşulu ile suyun geçici bir süre için kesilmesini isteyebilir.
e-)Abonelik sözleşmesinin iptali istenmez ise, abone sözleşmesi aynı koşullarla yenilenmiş sayılır.
f-)Abone, borcunu ödeyerek abone sözleşmesini iptal etme hakkına sahiptir.
g-)Abone, abonelikten doğan haklarını başkasına devredemez.
h) (Büyükşehir Belediye Meclisi’nin 14.03.2008 tarih ve 778 nolu kararıyla kabul edilen yönetmelik gereği) Başka bir abonelikten dolayı borcu olan kişilerle bu borç ödenmeden veya takside bağlanmadan yeni abonelik sözleşmesi yapılmaz. Taksitlerin ödenmemesi halinde yeni aboneliğin de suyu kesilebilir” yasal ifadesini içermektedir.
Dosya içerisinde bulunan 06.08.2009 tarihli dilekçe ile abonelik işleminin iptali istenilmiş, ancak bu dilekçeler ve iptal talepleri hakkında ne gibi bir işlem yapıldığı dosya içerisinde anlaşılamadığı gibi, mahkemece de bu dilekçe hakkında ne gibi bir işlem yapıldığı araştırılmamıştır.
Bu durumda, davalı tarafından aboneliklerinin iptali talebini içeren dilekçesi hakkında ne gibi bir işlem yapıldığı belirlenmeli, Aski Tarifeler Yönetmeliği 8/f maddesi de gözönünde bulundurularak, yeniden bilirkişi raporu alınarak, hasıl olacak sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
2-) Bundan ayrı, davacı taraf mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporuna gerekçelerini de belirtmek sureti ile itiraz etmiş, ne var ki mahkemece bu itirazlar tam olarak karşılanmamıştır.
6100 Sayılı HMK 266.hükmüne göre, genel hayat tecrübesi ve kültürünün sonucu olarak herkesin bilmesi gereken konularla hakimlik mesleğinin gereği olarak hakimin hukuki bilgisi ile çözümleyebileceği konular dışında kalan ve çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişi oy ve görüşünün alınması zorunludur. Kural olarak bilirkişi raporu hakimi bağlamaz. Hakim raporu serbestçe taktir eder.
6100 Sayılı HMK 281.maddesi uyarınca; (1) Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler.
./..
2-) Mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden, yeni sorular düzenlemek suretiyle ek rapor alabileceği gibi, tayin edeceği duruşmada, sözlü olarak açıklamalarda bulunmasını da kendiliğinden isteyebilir.
3-) Mahkeme, gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla, tekrar inceleme de yaptırabilir.
Somut olaya gelince; mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmış, uzman bilirkişi tarafından düzenlenen rapora itirazlar karşılanmamış, aynı bilirkişiden ek rapor ya da yeni bir bilirkişi kurulundan yeni bir rapor almaksızın itiraza konu bilirkişi raporuna dayalı hüküm tesisi cihetine gidilmesi isabetsiz olup, bozmayı gerektirir.
Hal böyle olunca, mahkemece, aynı bilirkişiden davacı tarafın itirazlarını da karşılayacak şekilde ek rapor ya da yeni bir bilirkişiden yukarıda arz ve izah kılınan maddi ve hukuki olgularda gözönünde tutularak rapor alınmalı, raporlar arasında çelişki meydana gelmesi halinde gerekirse, dosyanın önceki bilirkişiler dışında oluşturulacak üç kişilik uzman bilirkişi kuruluna verilerek, bilirkişi heyetinden davacı kurumun davalıdan isteyebileceği bedeller hakkında, tahakkuk tarihlerinde yürürlükte bulunan ilgili mevzuat hükümlerine göre tereddüte yer vermeyecek şekilde, ayrıntılı, açıklayıcı, hüküm kurmaya elverişli ve Yargıtay denetimine uygun bir rapor aldırılarak, davacı kurumun istemekte haklı olduğu alacak miktarı belirlenmeli ve sonucu dairesinde bir hüküm kurulması gerekirken, böylesine bir araştırma ve soruşturma yapılmaksızın, eksik inceleme, soruşturma ve itiraza konu bilirkişi raporu esas alınarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 20.05.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.