Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2015/2804 E. 2015/11144 K. 16.06.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/2804
KARAR NO : 2015/11144
KARAR TARİHİ : 16.06.2015

MAHKEMESİ : KAYSERİ 4. AİLE MAHKEMESİ
TARİHİ : 18/11/2014
NUMARASI : 2014/381-2014/953

Taraflar arasındaki yoksulluk nafakasının kaldırılması-azaltılması, iştirak nafakasının azaltılması Davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili dilekçesinde;tarafların Kayseri 2.Aile Mahkemesi’nin 06.06.2013 tarih 2012/707 E. 2013/532 K. sayılı kararı ile boşandıklarını,boşanma neticesinde davacı lehine aylık 200 TL yoksulluk, müşterek çocuklardan İ… N.. için aylık 200 TL, Zeynep için aylık 150 TL iştirak nafakasına hükmedildiğini, davalının davacıdan ayrılmasından sonra işe girdiğini ve uzun süre sigortasız çalıştığını, davalının halihazırda F… Çelik Kapı isimli iş yerinde çalıştığını ve davacıdan daha fazla gelir elde ettiğini, davalının ise yeniden evlendiğini ve bu evliliğinden de bir çocuğunun olduğunu,davalının kirada oturup asgari ücretle çalıştığını belirterek davalı lehine hükmedilen aylık 200 TL’lik yoksulluk nafakasının kaldırılmasını veya indirilmesini,müşterek çocuklar lehine hükmedilen iştirak nafakalarının indirilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde;davalının F…Çelik Kapı isimli iş yerinde vasıfsız işçi olarak çalıştığını ve asgari ücret aldığını, davalının ailesine ait evde altı kişi ile birlikte ikamet ettiğini, kalabalık olan ailesinin geçimini davalının sağladığını, müşterek çocukların her yıl masraflarının arttığını, müşterek çocuklardan İ… N…’ın sinüzit hastası olduğunu, bu nedenle sürekli hastalandığını, yaşanan sağlık problemleri nedeniyle sık sık harcama yapıldığını, diğer müşterek çocuk Zeynep’in ise 6 yaşında olup Kur’an kursunda dini eğitim aldığını, davalının Kur’an kursuna aylık 225 TL ödeme yaptığını, servisle gidip gelmesi nedeniyle servis için de aylık 300 TL ödeme yapıldığını, davalının maddi imkanlarının yetersiz kaldığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece,davanın kabulü ile, dava tarihinden itibaren davalı lehine hükmedilen yoksulluk nafakasının kaldırılmasına karar verilmiş,hüküm süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
TMK nun 176. maddesine göre; yoksulluğun ortadan kalkması halinde mahkemece nafaka kaldırılabileceği gibi, tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın artırılması veya azaltılmasına da karar verilebilir.
Yargıtay HGK.nun 7.10.1998 tarih ve 2-656-688 sayılı kararında da kabul edildiği gibi yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür (eğitim) gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanları yoksul kabul etmek gerekir. HGK.nun yerleşik kararlarında “asgari ücret seviyesinde gelire sahip olunması,” yoksulluk nafakası bağlanmasını olanaksız kılan bir olgu kabul edilmemiştir. (HGK. 7.10.1998 gün 1998/2-656 E.,1998/688 K. 26.12.2001 gün 2001/2-1158-1185 sayılı ve 1.5.2002 gün 2002/2-397-339 sayılı kararları).
Somut olayda,dosya kapsamında yer alan belgeler ve tanık beyanlarına göre davalı kadının asgari ücret ile F… Çelik Kapı adlı iş yerinde çalıştığı sabittir. Ancak aldığı nafaka ve gelirinin toplamı davalıyı yoksulluktan kurtaracak düzeyde de değildir. Zira yoksulluk durumu, günün ekonomik koşulları ile tarafların sosyal ve ekonomik durumları ve yaşam tarzları değerlendirilerek takdir edilmelidir. Yoksulluk nafakası ahlaki ve sosyal düşüncelere dayanır.
O halde mahkemece; dava tarihindeki şartlara göre davalının yoksulluğunun ortadan kalkmadığı, asgari ücret sınırındaki gelirinin yoksulluk nafakasının tamamen kaldırılmasına neden olmayıp indirmeye karar verilebileceği, davacının dava dilekçesindeki kaldırma talebi içinde indirme talebinin de olduğu (çoğun içinde az da vardır ilkesi gereğince) gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu davanın tamamen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 16.06.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.