YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/15679
KARAR NO : 2015/9232
KARAR TARİHİ : 21.05.2015
MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 25. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 10/04/2014
NUMARASI : 2013/779-2014/200
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili ile davalı M.. S..’in kardeş olup, … Mahallesi …. Caddesi … Sokak No: … … adresindeki binaya ortaklaşa malik olduklarını, söz konusu binanın birinci katında davalının, üçüncü katında ise müvekkilinin oturduğunu, müvekkilinin oturduğu katın en üst kat olup çatısının bulunmadığını, bu nedenle müvekkilinin dairesinin yağan yağmur dolasıyla su aldığını ve durulamaz hale geldiğini, müvekkilinin bu durumu davalı ve ikinci katta oturan diğer kardeşi İ.. S.. ile de paylaştığını, sıkıntısını dile getirdiğini, çatının yapılması gerektiğinde hemfikir olmalarına rağmen ortak alan olan çatının yapılması için gerekli masrafları olmadığından bahisle çatının yapımına katılmadıklarını, müvekkilinin yıllardır çektiği sıkıntılar nedeniyle bazı önlemler aldığını, ancak zaman içerisinde bu önlemlerin de işe yaramadığını, 3 yıl öncesinde müvekkilinin binanın üzerindeki betonun üstünü yine kendi imkanlarıyla altında 3 cm strafor olmak kaydıyla 12 cm kalınlığında beton döktürdüğünü, ancak zamanla dairenin yine su almaya başladığını, sıvalarının döküldüğünü ve evin kullanılamaz hale geldiğini, durumu kardeşlerine açan müvekkilinin yine olumsuz yanıt aldığını, bunun üzerine müvekkilinin zorunluluk halini alan çatı yapım işini bankadan kredi alarak tek başına yaptığını, müvekkilinin yaptığı masrafı ve uğradığı zararı davalı ve diğer kardeşinden talep ettiğini, … 1. Noterliği’nin 23/07/2012 tarih ve … yevmiye nolu ihtarnamesi ile yapılan tüm masrafların ayrıntılı olarak davalıya bildirildiğini, yapılan toplam masraf olan 20.348,61 TL’nin davalı hissesine düşen borcunun 6.782,87 TL’sini üç gün içerisinde ödemesinin ihtar edildiğini, ihtarı 01/08/2012 tarihinde tebellüğ eden davalının ödeme yapmadığı gibi ihtara cevap da vermediğini, bunun üzerine ödeme yapmayan davalı aleyhinde Sultanbeyli 1. İcra Müdürlüğünün 2012/1577 Esas sayılı dosyası ile takibe geçildiğini, davalının takibe itiraz ettiğini ve takibin durduğunu belirterek, davalının itirazının iptali ile %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
./..
İstanbul Anadolu 5. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2012/1853 Esas sayılı dosyasında davacı K.. S.. tarafından davalı İ.. S.. aleyhine aynı nedenden kaynaklanan alacağa ilişkin Sultanbeyli 1. İcra Müdürlüğünün 2012/1578 Esas sayılı dosyası ile takibe geçildiğini, davalının takibe itiraz ettiğini ve takibin durduğunu belirterek, davalının itirazının iptali ile %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Açılan davanın, davalar arasındaki bağlantı nedeniyle birleştirilmesine karar verilmiş ve yargılamaya devam olunmuştur.
Davalılar cevap dilekçelerinde; davacının iddia ve taleplerini kabul etmediklerini, öncelikle ana gayrimenkulde bulunan daireyi 23/12/2011 tarihinde belediye senedi ile devraldıklarını, davacının bu tarihten önce yapmış olduğu masrafları kendilerinden talep ettiğini, malik olunmayan bir gayrimenkulün giderinin o tarihte malik olmayan kişilerden istenemeyeceğini, bu tarihten önce davacının da malik olmadığını, bu nedenle yaptığını ileri sürdüğü bir masrafın ikmalini isteyemeyeceğini, dava dilekçesinde yer alan faturaların sonraki bir tarihte kesilmiş olsa da işin yapıldığı tarihin gayrimenkulün alındığı tarihten önceki bir tarih olduğunu, kat mülkiyeti olmayan bir gayrimenkulde kat mülkiyeti kanununun uygulanamayacağını, davacının kendisinin bir takım işlere kalkışmış olsa da bunun için bir apartman toplantısı veya aile içinde bir karar bulunmadığını, davacının tamamen kendi isteği ile bu işi yaptığını, bir çatının 21.000,00 TL tutmasının mümkün olmadığını, yapılan masrafın zorunlu bir gider olmadığını, zira çatının akmadığını, dairede dam akıtmasından kaynaklanan bir hasar olmadığını, bir hasar ortaya çıktı ise de bunun nedeninin davacının çatı üzerinde bulunan şap betonunu söktürmesinden kaynaklandığını, bu söküm işleminin kendisinin daireyi aldığı tarihten önce gerçekleştiğini, ilginç bir şekilde davacının bu işin parasını da dava ettiğini, davacının 12 senedir binada oturduğunu iddia ediyor olsa da binanın inşa tarihinin 2006 olduğunu, davacının bu beyanının gerçek durum ile çeliştiğini, davacının iş için kredi çekmesinin kendi tercihi olduğunu krediye ve faize ilişkin taleplerini kabul etmediklerini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
Mahkemece; dava konusu taşınmazın tapusuz olup davacı ve davalıların zilyet oldukları, imarsız ve kaçak yapı niteliğindeki olan binanın üç katlı olup her katta bir daire bulunduğu, binanın giriş katının davalı Kemal, birinci katının davalı İsa ve ikinci katının ise davacının kullanımında olduğu, emlak kayıtlarında zilyetlik devrinin 2011 yılı olarak geçmesine rağmen tarafların zilyetliğinin daha eski tarihlere dayandığı, kaldı ki söz konusu zilyetlik devir sözleşmelerinin hukuken önem arzetmediği, davacının dairesinin üst katta olması nedeniyle yağışlı havalarda su sızıntısı ve nem alması nedeniyle tavanın zarar gördüğü, bu hususun bilirkişiler ve mahkemece de keşif sırasında gözlendiği, bu nedenle çatı yapımının zaruri olduğu, bu yüzden her ne kadar taşınmaz kat irtifakı veya kat mülkiyetine tabi olmasa da davalıların da davacı ile birlikte çatı yapımı giderine payları oranında katılmaları gerektiği gerekçesi ile asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, taraf vekillerinin sair temyiz itirazları yerinde değildir.
HMK’nun 166.maddesine göre, ayrı ayrı açılmış davaların aralarında bağlantı bulunmaları koşulu ile birleştirilerek bakılabilmeleri mümkündür.
./..
Ancak, birleştirme kararı, taraflar arasındaki uyuşmazlığı esastan çözümleyen bir karar değildir. Bu karar, sadece birleştirilen davaların tahkikat safhalarının müşterek cereyan etmesi sonucunu doğurmaktadır. Diğer bir anlatımla, asıl ve birleşen davalar birbirinden bağımsız, müstakil davalardır. Bu nedenle, asıl ve birleşen davaların ayrı ayrı karara bağlanması, yargılama giderleri ile vekalet ücretlerinin ayrı ayrı tayin edilmesi gerekmektedir.
Somut olayda; asıl ve birleştirilen davalar için ayrı ayrı hüküm kurulmamış, yargılama giderleri ve vekalet ücretleri ayrı ayrı tayin edilmemiştir(HMK. Md 297).
Hal böyle olunca mahkemece; birleştirilen davalar için ayrı ayrı hüküm kurularak yargılama gideri ve vekalet ücretlerine ayrı ayrı belirlenmesi gerekirken, bu ilke gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 21.05.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.