YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/14389
KARAR NO : 2015/32137
KARAR TARİHİ : 23.12.2015
Tebliğname No : 11 – 2011/404935
MAHKEMESİ : Konya 8. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 22/09/2011
NUMARASI : 2011/171 (E) ve 2011/623 (K)
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, özel belgede sahtecilik, başkasına ait kimlik veya bilgilerinin kullanılması
Adi emanetin 2009/3826 ve 2009/2936 sırasına kayıtlı suça konu araç kiralama sözleşmesi ile trafik ceza tutanağı hakkında mahallinde karar verilmesi mümkün görülmüştür.
I-Sanık hakkında resmi belgede sahtecilik ve özel belgede sahtecilik suçlarından verilen karara yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak:
Sanığın aynı suç işleme kararı kapsamında, sahte sürücü belgesi ile yakın aralıklarla araç kiralama sözleşmesi ve senet imzalama eylemlerinin kül halinde zincirleme resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu gözetilmeden, özel belgede sahtecilik ve resmi belgede sahtecilik suçlarından ayrı ayrı hüküm tesisi,
II- Sanık hakkında “başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması” suçundan verilen karara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;
TCK’nun 268. maddesinde tanımlanan başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun oluşması için; failin işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimlik bilgilerini kullanması, TCK’nun 267/1. maddesinde tanımlanan “iftira” suçunun oluşması için ise, yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunmak suretiyle işlemediğini bildiği halde hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat etmesi gerekir.
TCK’nun 206. maddesindeki “resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunmak” suçunun oluşabilmesi için, sanığın açıklamaları üzerine oluşturulan resmi belgenin, bu beyanın doğruluğunu ispat edici bir güce sahip olması gereklidir. Beyanı alan memur bu beyanın doğruluğunu araştırıp tahkik etmek ve daha sonra edindiği kanaate göre resmi belgeyi düzenlemek durumunda ise, bir başka ifade ile resmi belge sadece sanığın beyanına göre değil de memur tarafından yapılacak inceleme sonucuna göre meydana getirilmekte ise maddede tanımlanan suç oluşmayacaktır.
Somut olayda; sanığın hız limitlerini aşması nedeniyle durdurulup ehliyet kontrolü yapıldığında İ.. G.. adına düzenlenmiş sahte sürücü belgesi ibraz ederek kendisini bu isimle tanıtması ve aynı isme idari para cezası düzenlenmesi şeklindeki olayda; sanığın işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engelleyip başkasının kimliğini ya da kimlik bilgilerini kullanarak kendisini suçsuz, diğer kişiyi ise işlemediği bir suçun faili olarak göstermediği cihetle, 5237 sayılı TCK’nun 267. maddesindeki suçun unsurları oluşmayacağı, ancak yalan beyanı ile tutanak düzenlenmesine sebep olması nedeniyle TCK’nun 206. maddesindeki suçun oluştuğu gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ceza miktarı bakımından kazanılmış hakkın saklı tutulmasına, 23.12.2015 gününde oybirliği ile karar verildi.