Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2015/10316 E. 2015/18049 K. 16.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/10316
KARAR NO : 2015/18049
KARAR TARİHİ : 16.11.2015

MAHKEMESİ : GAZİANTEP 3. ASLİYE HUKUK (TÜKETİCİ) MAHKEMESİ
TARİHİ : 21/04/2015
NUMARASI : 2014/452-2015/315

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde Enerjisa Elekt. Perakende Satış A.ş.(T. E. AŞ.) vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, davacı hakkında 11.12.2004 tarih ve 006324 sayılı Kaçak Elektrik Tespit Tutanağına istinaden 4.428,54 TL borç tahakkuk ettirildiğini, davacı hakkında elektrik hırsızlığı suçundan beraat kararı verildiğini, bu nedenle davacının kaçak elektrik tespit tutanağından dolayı borçlu olmadığını ileri sürerek, davacının davalıya 4.428,54 TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; davanın kabulüne karar verilmiş, Dairemizin 22.01.2014 tarih 2013/16376 Esas 2014/732 Karar sayılı kararı ile; “…davanın tüketici mahkemesinde görülmesi gerektiği..” gerekçesi ile karar bozulmuş, yerel mahkeme tarafından, bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde, davanın kabulü ile; davacı hakkında davalı kurum tarafından 11/12/2004 tarihinde 57225 nolu aboneye ilişkin olarak tanzim edilen 4.428,54 TL faiz ve ferileri ile birlikte davalı kuruma borcunun olmadığının tespitine karar verilmiş,verilen bu karar davalı Toroslar Epsaş A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Ceza mahkemesi kararlarının hukuk mahkemesindeki davaya etkisini düzenleyen Borçlar Kanunu’nun 53.maddesi hükmünde; “Hakim, kusur olup olmadığına, yahut haksız fiilin failinin temyiz kudretini haiz bulunup bulunmadığına karar vermek için ceza hukukunun sorumluluğa ilişkin hükümleri ile bağlı olmadığı gibi, ceza mahkemesinde verilen beraat kararı ile de mukayyet değildir. Bundan başka, ceza mahkemesinin kararı, kusurun takdiri ve zararın miktarının tayini hususunda dahi hukuk hakimini takyit etmez.” denilmektedir. Aynı düzenleme, yeni Türk Borçlar Kanununun 74.maddesi hükmünde de; “Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz.” şeklinde önceki kanuna paralel bir şekilde düzenlenmiştir.
Bu açık hüküm karşısında, ceza mahkemesince verilen beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların hukuk hakimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır. Hemen belirtilmelidir ki, hukuk hakiminin bu bağımsızlığı sınırsız değildir. Öğreti ve uygulamada hukuk hakiminin, maddi olaylara ve özellikle fiilin hukuka aykırılığına ilişkin olarak ceza hakimi tarafından yapılan tespitlerle bağlıdır. Hukuk hakiminin ceza mahkemesi kararındaki maddi olgularla bağlılığının ölçüsü; beraat kararında suçun sanık tarafından işlenip işlenmediğinin kesin olarak, delilleriyle tespit edilip edilmediğidir. Ceza mahkemesinin, kusurun ve zarar miktarının takdiri hususundaki kararı, yani, fiilin işlendiği sabit olduğu halde, kusurluluğa ya da kusursuzluğa ilişkin saptaması, hukuk hakimini bağlamaz. Hukuk hakimi, ceza mahkemesinin kusura ilişkin değerlendirmesiyle ve buna etkili tespit edilen olgularla bağlı kalmaksızın, taraflarca ileri sürülen delilleri toplayıp, tümünü birlikte değerlendirerek bir sonuca varmalıdır. Başka bir deyişle, maddi olayları ve yasak eylemleri saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır.
Somut olaya gelince; davalı görevlileri tarafından düzenlenen 11/12/2004 tarih ve 3261 numaralı kaçak kullanım tespit tutanağında, Sanayi ve Ticaret Bakanlığına ait vekalet mühürlerinin açılarak numaratörün endeksinin geri alındıktan sonra sahte mühür takılarak sayacın kapatıldığı belirtilmiştir.
Mahkemece, yargılama sırasında ayrıca bilirkişi incelemesi yaptırılmamıştır. Davacı aleyhine Gaziantep 3.Asliye Ceza Mahkemesinin 2007/50 E. -2007/728 K. sayılı sayılı ceza davasında ise, kurulu güç ve ekstre değerlendirilerek elektrik tüketiminin normal seyir izlediği belirtilip, suçun davalı tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle beraat kararı verilmiştir.
Bu olgu ve yukarıda açıklanan hukuki olgular dikkate alındığında, BK.53(TBK74.) maddesine göre; ceza mahkemesince verilen beraat hükmünün görülmekte olan davada mahkemeyi bağladığından ve ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararının görülmekte olan dava yönünden de kesin hüküm oluşacağından söz edilemez.
Ayrıca, numaratörlerin geriye alınması ve mührün bozulması kaçak kullanımdır. Kaçak elektrik tespit tutanağı aksi sabit oluncaya kadar geçerli olan resmi belgelerden olup, aksi de ispat edilmedikçe, doğru olduğunun kabulü gerekir.
Hal böyle olunca; mahkemece, dosyanın uzman bilirkişiye verilerek, kaçak elektrik bedelinin yönetmelik ve kurul kararlarında açıklanan yöntemle hesaplanması konusunda denetime elverişli rapor alınması gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya uygun görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 16.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.