YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/10544
KARAR NO : 2015/18197
KARAR TARİHİ : 17.11.2015
MAHKEMESİ : OSMANİYE AİLE MAHKEMESİ
TARİHİ : 14/04/2015
NUMARASI : 2014/594-2015/311
Taraflar arasındaki iştirak ve yoksulluk nafakasının artırılması davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dilekçesinde;tarafların 2012 yılında boşandıklarını,boşanma neticesinde davacı lehine aylık 500 TL yoksulluk nafakasına,müşterek çocuklar Edibe ve Dilara lehine ise aylık 500’er TL iştirak nafakalarına hükmedildiğini,boşanma davasının açıldığı tarihin üzerinden 3 yıldan fazla süre geçtiğini,bu süre içerisinde davacı ve müşterek çocukların ihtiyaçlarının arttığını,kirada oturduklarını,hükmedilen nafakaların günün ekonomik koşulları karşısında yetersiz kaldığını belirterek, davacı lehine hükmedilen aylık 500 TL’lik yoksulluk nafakasının aylık 1.000 TL’ye,müşterek çocuklar lehine hükmedilen aylık 500’er TL’lik iştirak nafakalarının ise aylık 750’şer TL’ye yükseltilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde;açılan davayı kabul etmediklerini,boşanma neticesinde hükmedilen nafakaların davacı ve müşterek çocukların ihtiyaçlarını karşılayabilecek yeterlilikte olduğunu,nafakada artırım yapılabilmesi için tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin bunu zorunlu kılması gerektiğini,davacının ekonomik durumunda olağanüstü bir değişiklik olmadığını,davalının ise gelirinde önemli derecede azalma olduğunu savunarak,davanın reddini istemiştir.
Mahkemece;davanın kabulü ile davacı lehine hükmedilen aylık 500 TL’lik yoksulluk nafakasının dava tarihinden itibaren aylık 1.000 TL’ye;müşterek çocuklar lehine hükmedilen aylık 500’er TL’lik iştirak nafakalarının ise dava tarihinden itibaren aylık 750’şer TL’ye yükseltilmesine karar verilmiş,hüküm süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Somut olayda; müşterek çocukların yaşları, eğitim durumları, günün ekonomik koşulları dikkate alındığında, müşterek çocuklar için takdir edilen iştirak nafakası artırım miktarı, Türk Medeni Kanunu’nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesine uygun olup; mahkemece, iştirak nafakalarının aylık 750’şer TL’ye çıkartılmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu nedenle, davalı vekilinin iştirak nafakalarının artırım oranına ilişkin temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
Yoksulluk nafakasına yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Türk Medeni Kanunu’nun 176/4 maddesi hükmüne göre; tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın artırılmasına karar verilebilir. Bu hüküm gereğince mahkemece iradın arttırılması için ya tarafların mali durumlarının değişmesi ya da hakkaniyetin artırımı gerektirmesi gerekmektedir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.10.1998 tarih ve 1998/2–656–688 sayılı Kararında da kabul edildiği gibi; yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür (eğitim) gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanları yoksul kabul etmek gerekir.
Dosya kapsamında yer alan sosyal ve ekonomik durum tespitine ilişkin araştırma sonuçlarına göre;davacı kadının ev hanımı olduğu,çalışmadığı,aylık 400 TL kira ödediği,aldığı nafaka ile geçimini sağladığı,davalının ise,gıda limited şirketi sahibi olduğu,aylık 20.000 TL geliri bulunduğu,10 dönüm de tarlası olduğu,şirkete ait evde eşi ile ikamet ettiği anlaşılmaktadır.
Bu kapsamda somut olaya bakıldığında ise;tarafların sosyal ve ekonomik durumları,yoksulluk nafakasının niteliği, ekonomik göstergelerdeki olumsuz değişiklikler ve ÜFE artış oranları dikkate alındığında davacı kadın lehine hükmedilen yoksulluk nafakası miktarının fazla olduğu anlaşılmaktadır.
O halde mahkemece; önceki yoksulluk nafakası takdirinde taraflar arasında oluşan dengeyi koruyucu, ÜFE artış oranı da dikkate alınarak hakkaniyete uygun oranda artırım kararı verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması Türk Medeni Kanunu’nun 4. maddesinde hükme bağlanan hakkaniyet ilkesine uygun görülmemiş, bu husus bozmayı gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 17.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.