YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/19820
KARAR NO : 2015/15731
KARAR TARİHİ : 14.10.2015
MAHKEMESİ : BALIKESİR 1.ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 27/05/2014
NUMARASI : 2009/397-2014/210
Taraflar arasındaki taviz bedelinin istirdatı davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dilekçesinde; müvekkillerine ait ………. Köyü, …………mevkiinde bulunan …………. parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan 1, 2, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 19, 20 ve 29 nolu meskenlerin 3. kişilere satıldığını, ancak kadastro tespitinin kesinleşmesinden sonra taşınmaz üzerine vakıf şerhi işlendiğini, müvekkillerinin Vakıflar Bölge Müdürlüğüne taviz bedeli ödediğini ileri sürerek ödenen taviz bedelinin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili dilekçesinde;davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; bilirkişi raporu doğrultusunda, dava konusu taşınmazların miri arazi olduğu, bu nedenle ödenmiş bulunan taviz bedelinin iadesi gerektiği, gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne ve 5.478 TL taviz bedeli olarak ödenen miktarın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu uyuşmazlık; ödenen taviz bedelinin istirdatı talebine ilişkindir.
Hükme esas alınan bilirkişi raporu, dosya üzerinde yapılan inceleme ile hazırlanmış ve dava konusu taşınmazın menşeinin miri araziden olduğu, dolayısıyla taşınmazın üzerindeki vakıf kaydının gayr-i sahih vakıf kabilinden olduğu, söz konusu kaydın terkininin taviz bedeli ödenmesine tabi olmadığı görüşünü içermektedir.
Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, taşınmazdaki vakıf şerhine dayanılarak taviz bedeli istenebilmesi; ilgili vakfın sahih vakıflardan olması koşuluna bağlıdır. Gayri sahih vakıflar yönünden taviz bedeli isteminin hukuksal bir dayanağı bulunmamaktadır.
Somut uyuşmazlığın çözümü için dava konusu taşınmazların tapu kaydında yer alan vakfın mukataalı veya icareteynli vakıf olup olmadığının veya miri arazilerden mukataalı hayrata tahsis edilmeyenler ile aşar ve rüsumu vakfedilen taşınmazlardan bulunup bulunmadığının yöntemince araştırılması gerekir.
Vakfiye kapsamındaki her taşınmazın coğrafi konumu ve hukuki durumu farklı olacağından bu taşınmazların kadim köy, kasaba ya da şehir içindeki mülk topraklar içinde olup olmadığı keşfen ve uzman bilirkişiler marifetiyle saptanmalıdır.
Bütün bunlardan anlaşılacağı üzere vakıf türünün belirlenmesi ve belirlenen vakıf türüne göre çekişmeli taşınmazda vakfın bir hakkının kalıp kalmadığının, taviz bedeli ödenip ödenmeyeceğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmadan saptanması bu tür davalarda önem kazanmaktadır.
Hükme esas alınan bilirkişi raporu ise, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde hazırlanmış olup denetime elverişli değildir.
Bu durumda mahkemece, taşınmaza ait tapu kaydı tesis tarihinden itibaren tüm dayanakları ve kadastro tutanağı ile birlikte getirtilmeli, vakıf durumunu gösterir kayıtlar (vakfiye örneği) ve dayanılan diğer belgeler merciinden istenilmeli, Vakıflar Genel Müdürlüğünden kayda işaret edilmiş vakfın türü hakkında bilgi alınmalı, vakfiye örneği ve tapu kaydı üzerinde bu konuda uzman üniversite öğretim üyelerinin de yer alacağı yeni bir bilirkişi kurulu oluşturulmasından sonra mahallinde keşif yapılmalı ve yukarıdaki ilkeleri kapsar biçimde rapor aldırılarak ortaya çıkacak sonuca göre bir hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ve denetime elverişli olmayan bilirkişi raporu esas alınarak, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya uygun görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 14.10.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.