YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/22479
KARAR NO : 2015/39739
KARAR TARİHİ : 10.12.2015
Tebliğname No : KYB – 2015/22990
Tehdit suçundan sanık O.. K..’un, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1,59/2. maddeleri uyarınca 5 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/6. maddesi gereğince sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair, Nusaybin Asliye Ceza Mahkemesi’nin 18/12/2008 tarihli ve 2006/581 esas, 2008/593 sayılı kararının kesinleşmesini müteakip, sanığın deneme süresi içerisinde suç işlediğinden bahisle 5271 sayılı Kanun’un 231/11. maddesi uyarınca sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasına, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1,59/2. maddeleri uyarınca 5 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, verilen kısa süreli hapis cezasının 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 50/1-a ve 52. maddeleri gereğince 100 Türk lirası adli para cezasına çevrilmesine ilişkin, aynı Mahkemesinin 17/07/2014 tarihli ve 2014/118 esas, 2014/457 sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 28/01/2014 gün ve 22990 sayılı istem yazısıyla dava dosyası Dairemize gönderilmekle incelendi:
İstem yazısında; “1- Nusaybin Asliye Ceza Mahkemesince duruşma açılarak sanık hakkında hüküm kurulmuş ise de. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/11. fıkrasında yer alan “Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek: cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir.” şeklindeki düzenleme nazara alındığında, denetim süresi içinde kasıtlı suç işleyen sanık hakkında mahkemece daha önce açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen hükmün açıklanmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, ilk hükümde tesis olunan hapis cezasının para cezasına çevrilerek karar verilmesinde,
2- Suçun işlendiği 22/05/2005 tarihinde yürürlükte bulunan ve kabule göre sanığın lehine olan 765 sayılı Kanun hükümleri uygulanarak tayin olunan kısa süreli hapis cezasının, 5237 sayılı Kanun’un 50/1-a ve 52.maddeleri uyarınca para cezasına çevrilmesi suretiyle karma uygulama yapılmasında, isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
I-Olay:
Tehdit suçundan sanık O.. K.. hakkında yapılan yargılama sonucunda, Nusaybin Asliye Ceza Ceza Mahkemesinin 18/12/2008 tarihli kararı ile 5 gün hapis cezası verilerek, hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı, kararın kesinleşmesinden sonra sanığın deneme süresi içerisinde, 08/02/2011 tarihinde kasıtlı bir suç işlemesi nedeniyle, Mardin 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 21/04/2011 tarihli kararı ile mahkumiyetine karar verildiği, kararın 19/02/2014 tarihinde kesinleşmesi üzerine ihbarda bulunulduğu, mahkemesince ihbar üzerine duruşma açılarak, 17.07.2014 tarihli karar ile hükmün açıklanmasına karar verildiği, temyiz edilmeksizin kesinleşen bu kararın kanun yararına bozma konusu yapıldığı anlaşılmıştır.
II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:
1- Tehdit suçundan hükmün açıklanmasına karar verilirken, CMK’nın 231/11. maddesine aykırı olarak hükümde değişiklik yapılmasına,
2- 01.06.2005 tarihinden önce işlenen tehdit suçundan kurulan hükümde, lehe yasa mukayesesi yapılırken karma uygulama yapılmasına yönelik hukuka aykırılığa, ilişkindir.
III- Hukuksal Değerlendirme:
1- Hükmün açıklanmasına karar verilirken, CMK’nın 231/11. maddesine aykırı olarak hükümde değişiklik yapılması husunun değerlendirilmesi;
5271 sayılı CMK’nın “hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması” başlığını taşıyan 231. maddesinin 8. fıkrasında; ” Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi halinde sanık, beş yıl süreyle denetim süresine tâbi tutulur.” 10. fıkrasında; “Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı verilir.” 11. fıkrasında; ” Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir.” hükümleri yer almaktadır.
Deneme süresi içerisinde suç işlendiğinden söz edilebilmesi için öncelikle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi ve bu kararın kesinleşmesi koşuluyla, karar tarihi itibariyle başlayacak 5 yıllık deneme süresi içerisinde kasıtlı bir suçun işlenmesi gerekmektedir.
İncelenen dosyada; Tehdit suçundan sanık O.. K.. hakkında yapılan yargılama sonucunda, Nusaybin Asliye Ceza Ceza Mahkemesinin 18/12/2008 tarihli kararı ile 5 gün hapis cezası verilerek, hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı, kararın 27.01.2009 tarihinde kesinleşmesinden sonra, sanığın deneme süresi içerisinde, 08/02/2011 tarihinde kaçakçılığa konu eşyayı bu özelliğini bilerek ticari amaçla taşıma suçunu işlemesi nedeniyle, Mardin 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 21/04/2011 tarihli kararı ile mahkumiyetine karar verildiği, kararın Yargıtay 7. Ceza Dairesince 19/02/2014 tarihinde onanarak kesinleşmesi üzerine ihbarda bulunulduğu, mahkemesince ihbar üzerine duruşma açılarak, 17.07.2014 tarihli karar ile hükmün açıklanmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Sanık hakkında herhangi bir yükümlülük belirlenmeden açıklanması geri bırakılan kararın, denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi nedeniyle 5271 sayılı CMK’nın 231/11. maddesine göre, aynen açıklanması gerekirken, verilen hapis cezasının seçenek yaptırımlardan adli para cezasına çevrilmesi hukuka aykırıdır.
2- 01.06.2005 tarihinden önce işlenen tehdit suçundan kurulan hükümde, lehe yasa mukayesesi yapılırken karma uygulama yapılmasına yönelik değerlendirme;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 21.02.2012 gün ve 8/336-53 sayılı kararında belirtildiği üzere, ceza hukukunda genel kural, suçun işlendiği tarihte yürürlükte bulunan yasanın uygulanmasıdır. Sonradan yürürlüğe giren yasanın geçmiş suçlara uygulanabilmesi, lehe sonuç doğurması halinde mümkündür. Şayet önceki ve sonraki yasalara göre hükmedilecek cezalar ve güvenlik tedbirleri aynı ise sonraki yasanın uygulanması olanaklı değildir.
Ceza yasalarının zaman bakımından uygulanmasına ilişkin kurallar, yürürlükten kalkmış bulunan 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 2. maddesi ile 01 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe girmiş bulunan 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7. maddesinde benzer biçimde düzenlenmiştir. Her iki maddede de; ceza hukukunun en önemli ilkesi olan, ceza hukuku kurallarının yürürlüğe girdikleri andan itibaren işlenen suçlara uygulanacağına ilişkin ileriye etkili olma prensibi ile bu ilkenin istisnasını oluşturan, failin lehine olan yasanın geçmişe etkili olması “geçmişe etkili uygulama” veya “geçmişe yürürlük” ilkesine yer verilmiştir.
Lehe olan yasanın belirlenmesine ilişkin olan 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9/3. maddesinin; “Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir” hükmü, 23.02.1938 gün ve 23/9 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ve öğretide bu konuda ileri sürülen görüşler birlikte değerlendirildiğinde, lehe yasanın belirlenmesi amacıyla sabit kabul edilen maddi olaya suç tarihinde yürürlükte bulunan yasalar ile sonradan yürürlüğe giren yasaların hiçbir hükmü karıştırılmadan bir bütün halinde uygulanması ve uygulama sonucunda ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması gerekmektedir.
İnceleme konusu somut olayda; sanık hakkında 21.05.2005 tarihinde amcası olan mağdur Kasım Koç’un cep telefonuna çektiği mesajla tehdit ettiği iddiasıyla açılan kamu davasının yargılaması sonucunda, sanığın 765 sayılı TCK’nın 191/1,59/2. maddeleri uyarınca hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği ve hapis cezasının 5237 sayılı TCK’nın 50/1-a,52. maddeleri uyarınca adli para cezasına çevrildiği anlaşılmaktadır.
Yukarıda yer verilen yasal düzenlemelere göre, suç tarihi itibariyle yürürlükte olup, atılı suç için öngörülen cezanın alt ve üst sınırları itibariyle lehe olduğunda tereddüt bulunmayan 765 sayılı Kanun uyarınca hüküm kurulmakla, 647 sayılı Kanun’un 4. maddesi uyarınca adli para cezasına çevrilmesi gerekirken, karma uygulama yapılarak, 5237 sayılı Kanun’un 50/1-a,52. maddeleri uyarınca adli para cezasına çevrilmesine karar verilerek, 5252 sayılı Kanun’un 9/3. maddesine aykırı davranılması hukuka aykırıdır.
IV- Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden,
1- Tehdit suçundan sanık O.. K.. hakkında, Nusaybin Asliye Ceza Mahkemesinin 17/07/2014 tarihli ve 2014/118 esas, 2014/457 sayılı kararının,
a-) (1 nolu) hukuka aykırılık bakımından; davanın esasını çözen mahkûmiyet dışındaki hükümlere yönelik olması nedeniyle, aynı Kanun maddesinin 4–c bendi uyarınca aleyhte sonuç doğurmamasına ve yeniden yargılama yapılmamasına,
b- (2 nolu) hukuka aykırılık bakımından ise, CMK’nın 309. maddesi uyarınca kanun yararına BOZULMASINA, karardaki hukuka aykırılık aynı Kanun maddesinin 4-d fıkrasına göre, hükmün Yargıtay tarafından düzeltilmesini gerektirmekle, hüküm fıkrasındaki tehdit suçundan verilen hapis cezasının 5237 salılı TCK’nın 50/1-a,52. maddelerine göre adli para cezasına çevrilmesine ilişkin kısmın hükümden çıkartılarak yerine, “sanığın kişiliği, sosyal ve ekonomik durumu, suçun işlenmesindeki özellikler dikkate alınarak, verilen özgürlüğü bağlayıcı ceza 647 sayılı Kanunun 4/1.maddesi uyarınca suç tarihi dikkate alınarak bir günü takdiren 12 TL hesap edilerek (5×12) 60 TL ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,” ibaresinin eklenmesi,
biçiminde hükmün DÜZELTİLMESİNE,
3- İnfazın belirlenen bu miktar üzerinden yapılmasına, bozulan kararda yer alan diğer hususların olduğu gibi bırakılmasına, 10/12/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.